Yeryüzü ne zaman taşar?
Nuh kıssasını çoğumuz su baskını olarak okuruz. Gemi yapılır, hayvanlar toplanır, gökler açılır aynı zamanda yerin içinden de sular taşar ve sonunda yeryüzü sular altında kalır. Anlatı kapanır.
Kuran'da tufanı niteleyen kelime sıradan bir su baskını olmayabilir mi? Tufan anlatılarında taşma kelimesine rastlarızi sınırını aşmak طغي. Aynı kök Nuh'un suyu için kullanılır, innâ lemmâ tağa'l-mâ'u — "su taştığında" (69:11). Yine aynı kök Firavun için kullanılır: innehu tağa — "o taşkınlaştı" (20:24). Aynı kök yeryüzünde haddi aşan halklar için kullanılır.
Bir tek kök. Üç farklı sahne. Su, hükümdar, halk.
KANIT · Tuğyan kullanımları
69:11
innâ lemmâ tağa'l-mâ' — su taştığında
20:24
ızheb ila Fir'avne innehû tağa — Firavun'a git, o taşkınlık etti
79:17
izheb ila Fir'avne innehû tağa — Firavun'a git. Kuşkusuz o taşkınlaştı.
53:17
mâ zâğa'l-basaru ve mâ tağa — göz şaşmadı, taşmadı
96:6
inne'l-insâne le-yatğa — insan kesinlikle taşar
91:11
kezzebet Semûdu bi-tağvâhâ — Semûd kavmi taşkınlıklarıyla yalanladı
Bu kullanımlar bize bir şey söylüyor olabilir mi? Kuran, taşmayı aynı zamanda ahlaki bir hal olarak da kodluyor mu? Hem de aynı kelimeyle.
İnsan taşar. Hükümdar taşar. Halk taşar. Sonra — su taşar.
Sıralama önemli mi? Önce hangisi taştı?
Klasik tefsirler tufan'ı çoğunlukla ilahi bir ceza olarak sunar: insanlar bozuldu, Allah suyu gönderdi. Ama Kuran'ın dili daha incelikli görünüyor. Su taşmadan önce bir başka taşma zaten yaşanıyor. Yeryüzü bozulmuş, terazi sapmış, kıst eğrilmiş.
KANIT · Bozulan denge
55:7-9
ve's-semâe rafe'ahâ ve veda'a'l-mîzân — göğü yükseltti, mizanı koydu
55:9
ve ekîmû'l-vezne bi'l-kıst ve lâ tuhsirû'l-mîzân — ölçüyü kıst ile ayağa kaldırın, mizanı eksiltmeyin
7:85
fe-evfû'l-keyle ve'l-mîzâne ve lâ tebhasû'n-nâse eşyâehum — Ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanlara mallarını eksik vermeyin
11:85
ve lâ tebhasû'n-nâse eşyâehum ve lâ ta'sev fi'l-ardı mufsidîn — Ölçüyü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Kimsenin malını eksik vermeyin. Bozguncular olarak yeryüzünde fesat çıkarmayın."
26:181-183
evfû'l-keyle... ve zinû bi'l-kıstâsi'l-mustakîm... ve lâ tebhasû'n-nâse... ve lâ ta'sev fi'l-ardı mufsidîn
30:41
zahara'l-fesâdu fi'l-berri ve'l-bahr — karada ve denizde bozgunculuk açığa çıktı
Bu ayetler bir zincir kuruyor. Ölçü eksiltilir. Terazi saptırılır. İnsanların hakları kısılır. Bozgunculuk yeryüzünde açığa çıkar.
Sonra ne olur?
Yeryüzü kaldıramaz hale gelir.
Nuh'un kavmine bakalım. Onlar putperestlik suçuyla anılır çoğunlukla. Ama Kuran onların asıl davranışını ne diye anlatır? / Bozgunculuk, taşkınlık, denge bozma. / İlk olarak ahlaki sınırların aşılması — sonra fiziksel sınırların aşılması.
Şimdi bir soru daha çıkıyor: Kuran su taştı derken, gerçekten yalnızca bir hava olayını mı tarif ediyor?
Yoksa yeryüzünün taşıma kapasitesinin aşıldığı bir noktayı mı anlatıyor?
Bilgin kişi ile Musa kıssasında ilginç bir an var. Bilgin kişi bir gemiyi deler. Musa şaşırır. Bilgin kişi sebebini sonradan açıklar: ileride zalim bir hükümdar gemilere el koyacak (18:79). Bir taşkın hükümdar — melikun ya'huzu külle sefînetin gasba.
Aynı kıssada bir duvar var. Yıkılmaya yüz tutmuş. Bilgin kişi onu akim eder — fe-ekâmehu — ayağa kaldırır. Hiçbir ücret almadan. Bir ekamu daha yani ayağa kaldırma.
Acaba Kuran'da taşan şeylere karşı yapılması istenen şey akim etmek mi? Ölçüyü ayağa kaldırmak (55:9), mizanı ayağa kaldırmak, kıst ile ayakta tutmak mı?
Yorumlar1
Takva; sınırları fark edip bu sınırlara riayet etmek, kendini aşırılık ve taşkınlıktan koruma bilincine sahip olmak ve bu tehlikeli sınıra yaklaşmamaktır. Nuh kıssasında; artık yeryüzünde bozgunculuk öyle bir hal almıştır ki, dayanabilme sınırlarından taşmış, düzeltilemeyecek bir hal ortaya çıkmış, tuğyan hali oluşmuştur. Tuğyan, yani Ta-Gayn-Ye kökü; "taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, aşırılık, azgın(azgın dalgalar gibi) anlamına gelir. Kıssa; taşıma, dayanabilme, tolere edilebilme kapasitesinin geçildiği durumlarda yeryüzünün bozulduğunu, bozguncuların artık hakim olduğunu, haddin aşıldığını anlatır. Tufan kopması ise; artık bu taşkın olan düzenin kollektif bir bilinçle takva zırhına sahip olanlarca düzeltilebileceğini, takvaya inanmayan, taşkınlığın yeni düzen olduğunu ve değişmeyeceğini, yıkılamayacağını ve kendilerine bir zararı dokunmayacağını düşünenlerin ise, Nuh'un oğlu gibi, helak olacağını sembolize eder. Taşan şeylere karşı yapılması gereken şey ise; bir anlamda istinat duvarı inşa etmektir. Hep birlikte bozulmuş ve eskimeye yüz tutmuş duvarı ayağa kaldırmak, taşkınlığa set çekmek, ölçüde hassasiyeti gözeterek adil olmak ve mizanı dengelemek.