Adaleti ayakta tutmak
Nisa 135 tahlili
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَٓاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ اِنْ يَكُنْ غَنِياًّ اَوْ فَق۪يراً فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ وَاِنْ تَلْـوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً
Ey inananlar! Kendinizin veya ana-babanız ve en yakınlarınızın aleyhine bile olsa, zengin veya fakir de olsalar -ki Allah o ikisine de daha yakındır, adaleti Allah için şahitlik eden kişiler olarak ayakta tutun. Hevanıza uyarak adaletten sapmayın ve doğruyu eğip bükmeyin. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Günümüzde müslüman toplumların dindarlığı görünür düzeyde güçlü gibi yansıtılsa da, her yer camilerle dolu olsa da eğitimde, hukukta, bilimde ve üretimde kalıcı bir sıçrama gerçekleştirilemiyor. Bu paradoks dinin özüyle ilgili bir durum mu yoksa çarpık din algısının bir sonucu mu acaba?
Adaletin ne olduğunu kavrayamamış ve dolayısıyla onu hakkıyla tesis edemeyen toplumlar güdük kalmaya mahkum. İster İslam dinine mensup olsunlar isterlerse başka dinlere veya dinsizliğe, adaletin ayakta tutulması bir toplum için en hayati damardır.
İslam'ın sadece 'namaz', 'oruç', hacc, zekat ile sınırlandırılarak bu unsurların 'şart' sayılması, buna karşın Kuran'ın en önemli emirleri olan okuma, bilgi edinme, bilgiyi yayma ki Kuran'da maruf'u emretmek olarak geçer, adalet, ekosistemin dengesini koruma, istişare kültürü, görevi ehil olana verme, bozgunculuğa karşı aktif inisiyatif alma gibi emirleri 'şart' olarak kabul edilmez. Hiçbir Kuran emrinin yöneticileri bağlamadığı düşünülür, çünkü şartlar son derece özel, bireysel, 'gizli' ritüellere indirgenerek Kuran'dan uzaklaşılmış ve yönetici elitin istediği gibi at koşturabileceği yeni bir din yaratılmıştır.
Kuran-dışılık beraberinde cehaleti getirir. Ritüellere indirgenen din sembolikleşir. Toplumsal hiçbir soruna çözüm getiremez hale gelir. Sosyolog Robert Merton bu durumu ritüelizm olarak adlandırır, hedef kaybolur, araç kutsallaşır.
Kuran prensiplerinin kolektif ve kamusal uygulama ile buluşmadığı toplumlarda normlar evrensel uygulanabilirliğe erişemez. Böylece din sadece ritüelden ibaret sanılır.
Kuran'ın emrettiği en önemli şartlar bilgi, adalet ve kurumsallaşmadır. Kuran'dan uzak kalan müslümanların bu üç sac ayağını kurup salatı ikame edip, adaleti kavvamlaştırıp cehaletle ve yoksullukla mücadele edebilmesi mümkün değildir.
Kuran yerine rivayetleri, adalet ve ekosistem prensipleri yerine ritüelleri yerleştirenler müslümanların bu çamurda debelenmesini 1000 yıldır izlemeye devam ediyor.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



