Güzin Göksu
27 Kasım 2025, 11:57Tevil11.73025 dk okuma

Allah adına yalanlar uydurma motivasyonu

Uydurulmuş içeriklere karşı farkındalık / Genişletilmiş

Podcast olarak dinle
Makaleyi istediğin hızda dinleyebilirsin
Allah adına yalanlar uydurma motivasyonu

Nahl 105
Yalanı, ancak ve ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar kurgulayıp imal eder, işte onlar, yalancıların ta kendileridir.

Bu ayet o kadar önemli ki asla unutmadan zihnimizin baş köşesine çivileyip asmalıyız.

Şimdi bize yüzyıllardır 'güvenilir kaynak' ve 'sahih' olarak sunulan rivayet antolojileri içerisinden bir rivayeti Nahl 105 bağlamında tahlil edelim.

Kütübi Sitte, sf 276, 5573 nolu rivayet.
Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur:

“Cinlerden bir ifrit, dün gece namazımı bozmak için üzerime saldırdı. Allah ona galip gelmemi sağladı, ben de onu yakaladım. Onu mescidin direklerinden birine bağlamayı, sabah olunca hepiniz onu görün diye sergilemeyi düşündüm. Fakat kardeşim Süleyman’ın şu sözünü hatırladım: ‘Rabbim! Benden sonra hiç kimseye yaraşmayacak bir mülkü bana bağışla.’ Bunun üzerine Allah o ifriti zelil ve kovulmuş olarak uzaklaştırdı.”

Her aklı başında insanın aklına ve vicdanına aykırı, 'ben yalanım' diye bağıran bu rivayeti çok kısa inceleyelim.

Cin ifrit vb kavramların detayına girmeyelim, geleneksel anlaşıldığı gibi ilerleyelim. Kuran’a göre iblis'e belli bir mühlet verilmiş durumda, tek gücü de vesvese vermek. 15:36 İnsanlara saldırması, işinden alıkoyması gibi bir durum söz konusu değil.

Resul müminlere karşı merhametli, iyi kalpli ve rauf olarak tanıtılıyor. Peki yakaladığı ifrit'i neden serbest bırakıp kavminin aleyhine olacak bir durum yaratıyor ki, madem yakalamış tutsak etseymiş öyle değil mi?

Süleyman detayı tamamıyla bir konu saptırması olarak karşımıza çıkıyor, Resul'ün ifrit'i yakalayıp tutsak edecek gücü varmı gibi gösterilmesi bir tarafa, bu güce sahipken sanki gücü kullanmanın Süleyman'a saygısızlık olacağını düşünmesi şöyle bir çelişki yaratıyor, o zaman gücü veren kimdi ve gücü neden verdi ki?

Bir ifriti yakalamak ümmet için neyi değiştirir? Veya bizim için nasıl bir ders içeriyor?

Kuran’ın kurduğu paradigma bilgi, maruf, sosyal dayanışma ve adalet gibi ilkelerle toplum inşası iken bu rivayet bize ne kazandırıyor?

Tamamıyla bir uydurma ve imal edilmiş bir yalandır. Yalan imal edenler kimlermiş? Ancak ve ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlarmış.

Burada problem bir insanın günlük hayatında bir takım yalanlar söylemesinden farklıdır. Problem Allah'ın dinine, resulün ağzından gaybi bir sahne eklenmesidir. Bu tür rivayetler Allah'ın ayetleriyle kurulan açık ve temiz dinî anlatının içine dramatik, masalsı ve denetlenemez unsurlar sokar.

Allah’ın ayetlerine iman etmeyen zihin, dinî alanda yalan üretmeye açık hale gelir.

Kuran, resulün bile Allah adına söz uyduramayacağını en sert ifadelerle bildirir. Hakka 44-47 bu konuda kapıyı tamamen kapatır. Resul Allah adına konuşurken vahye bağlıdır. Bu durumda resulden yüzyıllar sonra onun adına olağanüstü sahneler icat eden rivayetlere eleştirel yaklaşmak zorundayız. Çünkü Allah adına yalan söylemek ile resul adına yalan söylemek dinî sonuç bakımından aynı amaca hizmet eder.

Peki bu yalanlardan nasıl arınacağız?

Sebbihısme rabbikel a'la.
Rabb'inin yüce adını temize çıkar.
Ala 1

Allah'a ve Resul'üne atılan iftiraları temizlemek görevlerimizin başında geliyor. Bunun yolu da Kuran'a davet etmekten geçiyor.

Yazıyı Paylaş
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

Yorumlar

Yayınlanmaz. Yorumuna cevap gelirse haber vermek için.
0 / 5000

Yorumun gönderildikten sonra 5 dakika içinde düzenleyebilir veya silebilirsin. Sonrasında değişiklik için [email protected]'a yaz.

İlk yorumu sen yaz.

Bunları Da Okuyabilirsin
Tevil kategorisindeki diğer yazılar