İnsanın kendi iradesi üzerinde bir üst irade olması
Nisa 28 tahlili
يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُخَفِّفَ عَنْكُمْۚ وَخُلِقَ الْاِنْسَانُ ضَع۪يفاً
Allah sizden hafifletmek ister ve insan zayıf yaratıldı.
Modern düşünce dünyasının en büyük sancılarından biri insan iradesini ya mutlak bir tanrısallık mertebesine çıkarıp onu sonsuz tercihler labirentinde yalnız bırakması ya da katı bir determinizmle onu doğanın ve genetiğin elinde bir kuklaya indirgemesidir. Bir yanda Sartre'ın insan özgürlüğe mahkumdur diyerek omuzlarımıza bıraktığı o ağır varoluşsal yük, diğer yanda ise Spinoza'dan modern sinirbilime kadar uzanan irade bir illüzyondur mottosunu sayıklayan o soğuk mekanik zihinsel çarklar. Bu iki uç arasında savrulan insan kendi zayıflığının kucağında kıvranmaktadır. Çoğu zaman ilahi sınırları iradeyi prangalayan bir kısıtlama sanan insan zihni bu sınırların aslında ana yolun kenarlarındaki korkuluklar olduğunu fark edemez.
İnsan içine doğduğu evrene, zamanın ve mekanın sınırlarına kendi iradesiyle gelmemiştir. Heidegger buna fırlatılmışlık der. Fakat bu fırlatılmışlık kör bir tesadüfün kucağına atılmışlık mıdır yoksa bir Rahmet'in tasarrufunda gerekleşmiş bir plan mıdır?
Ve insanın evrende mutlak güvenebileceği bir canlı türü var mıdır?
"Size güvenir miyim hiç? Bundan önce kardeşiniz hakkında da size güvenmiştim! Ama en iyi koruyucu Allah'tır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir." dedi.
Yusuf 64
Sartre insanın hiçbir dayanağı olmadığını ve kendi değerlerini kendisinin yaratması gerektiğini söylerken aslında omuzlarımıza tanrıcılık oyunu gibi ağır bir yük bindirir. Bu ise modern insanın yaşadığı ikilemlerden biridir. Binlerce yolun olduğu bir kavşakta hangi yolun uçuruma çıkacağını hangi yolun ise doğru adrese ulaştıracağını bilmeden seçim yapmak özgürlüklük değildir.
Omuzlardaki yükü hafifleten ve iradeyi bir pusula ile buluşturan rehberlik ise şu tezahür eder:
Şüphesiz biz ona yolu gösterdik, ister şükredici olsun, isterse nankör.
İnsan 3
Bu ayet hafifletme vaadinin operasyonel alana yansımasıdır. Allah insanın zayıf taraflarını bildiği için onu karmaşanın ortasında rotasız bırakmamış ve ona bir istikamet haritası sunmuştur. Yolu göstermek iradenin kullanılabileceği güvenli bir zemin inşa etmektir. Bu zeminin adı sıratı müstakim'dir.
İnsanın kendi iradesi üzerinde bir üst irade olması insanı ne yapacağım? sancısından kurtarıp bu yolu nasıl yürüyeceğim? asaletine yükselmiştir. Rahmet iradeyi tutarsızlığın ve cehaletin yükünden azat ederek özgürleştirmiştir.
Seçimler artık anlam kazanmıştır.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



