Mistik spekülasyonlardan kurtulmak
Dini konularda supernatural hikaye anlatımının eleştirisi, İsra 36 üzerine incelemeler
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لاً
Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur.
Ayeti mistik spekülasyonların sınırı bağlamında analiz edelim.
İslam düşünce tarihinde neyi, ne kadar bilebiliriz? sorusunun en net cevabı İsra suresi 36. ayette gizli olabilir mi? Ayet bize katı bir bilgi sınırı mı çiziyor? İnsanın duyularıyla ve zihniyle ürettiği her iddianın hesap verebilir bir temele dayanması zorunlu mu? İnceleyelim.
Kökenlere doğru inelim.
Peşine düşme derken kullanılan kelime la tagfu, kökü GFV ense ve takip fikrine dayanır. Birinin peşine takılmak ve izini sürmek anlamına gelir. Burada yasaklanan, bir iddianın arkasına o iddianın nereye gittiğini görmeden delilsizce delilsizce düşmektir.
Bilgi sahibi olma konusunda kullanılan terim ise ilim, Kuran'da zann'ın yani tahmin veya varsayımın karşıtıdır. Kesinliği, kanıtlanabilirliği ve gerçeğe uygunluğu ifade eder. Ayet gözlemlenebilir ilim dışındaki her şeyi bir küme oluşturarak zann kümesine atar.
Fuad kökü ateşte kızarmak, pişmek anlamına dayanır, kalbin karar vericiliğidir ve iki yönlü çalışır. Birincisi karar verici olabilmek için bilgi ile pişmek, ikincisi de karar mekanizmasının ateşleyiciliği. Sorumluluk, dış verinin gözlemlenebilir, duyumsanabilir alandan bu merkezde onaylanmasıyla başlar. Ayetteki gözlem vurgusu önemlidir.
İslam geleneğine sonradan eklemlenen sufizm ve onun temsilcilerinden olan İbn Arabi ve İmam Gazali bu ayetin çizdiği bilgi sınırlarını ihlal eden bir literatür inşa etmiş olabilir mi?
Kuran'da açıkça yer almayan ve karmaşık kozmolojik yapılarmış gibi sunulan ölüm ötesi, gayba dair bilgiler, melekelerin nitelikleri veya şekil tasvirleri, cennet ve cehennemin içerikleriyle ilgili bir takım fikirler, ruh üzerine teoriler, demonoloji ve benzerleri filolojik bağlamda ilm kategorisine girmez, tamamı öznel zann'lardır.
Hakkında ilmin olmayan şeyin peşine düşme derken bu ve benzeri düşünürler bir takım sözde mistik tecrübeleri Kuran-dışı ama aynı zamanda ilahi bilgi kaynağı olarak sunarlar. Ancak hiçbir insanın kalbine doğan şey bir başkası için bağlayıcı, gözlemlenebilir ve doğrulanabilir bir ilim değildir.
Ayet işitme, görme ve idraki sorumlu tutar. Eğer bir sufi öğreti kişinin rasyonel algısını ve işittiklerini devre dışı bırakarak sadece şeyhin veya keşif ehlinin peşine düşmesini emrediyorsa, bu durum ayetin çizdiği ontolojik güvenlik hattının ihlali anlamına gelir.
Allah bize gözlemlenebilir tüm evren yasalarını vahiy ile birlikte okumamız gerektiğini, bilgi verilmemiş konuların da peşine düşmememiz gerektiğini bildirir.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



