Ölüm'ün üç yüzü
Kuran semantiğinde ölüm kavramının anlam kümesine bakış
İnsan zihni ölümü genellikle bir sonuç olarak kodlar. Hayatın bitiş çizgisi, perdenin kapanışı, bir şeyin sonu veya biyolojik saatin durması. Fakat Kuran’ın inşa ettiği varlık tasavvurunda mevt kavramı bizzat hayat gibi yaratılmış somut bir varlık kategorisi, ontolojik bir statü ve varoluşsal bir aşamadır. Mülk Suresi 2'deki "Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır." beyanı ölümü bir hiçlik kategorisinden çıkarıp ilahi tasarımın bir parçası haline getirir. Kuran semantiğinin derinliklerine inip mevt kavramının bize açtığı kapıları keşfetme yolculuğuna çıkalım mı?
Öncelikle kelimenin kökenine inelim. MVT kelimesi موت hareketsizlik, iç ısı ve enerjinin sönümlenmesi veya hiç başlamaması, duymayan, görmeyen ve tepki vermeyen halde olma anlam köküne sahiptir. Hiç hayat emaresi taşımayan şeydir. Başlangıçtan beri cansız olan varlıklar bu anlam kümesine dahildir.
Kuran'daki kullanımda ilgi çekici bir durum sözkonusudur, mevt hayat bulma potansiyeline sahip olma zeminine oturur. Yani biyolojik ve organik temelli anlam alanına sahiptir. Şöyle örneklendirebiliriz, ölmüş hayvan eti yani leş olarak tabir edilen kavram el-meytetu olarak karşımıza çıkar 5:3. Yine biyolojik ve organik kökenli toprak ölü toprak olduğunda ardu l-meytetu olur. 36:33
Mevt kökünü haritaladığımızda karşımıza bu kavramın üç boyutu çıkacaktır. Birincisi organik maddenin henüz canlanmadığı ontolojik başlangıç aşamasındaki 'cansız' hali, ikincisi bilincin hakikate kapandığı epistemik körlüğü kapsayan mecazi içsel ölüm durumu ve üçüncüsü bireyin dünya serüveninin bittiği biyolojik vaktinin sona erdiği hepimizin 'ölüm' olarak bildiği bedensel canlılığı veren enerjinin sönümlenmesi durumu.
Birinci boyut cansızlık hali
Kuran’ın yaratılış anlatısında mevt hayattan önce var olan maddesel temel zemindir.
Allah'a nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler/emvat iken size hayat verdi, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar hayat verecek sonra ona döndürüleceksiniz.
Bakara 28
Ölüler olarak çevrilen kelimenin aslında cansızlar olarak çevrilmesi daha uygundur. Aynı pattern'e mülk suresinde de rastlarız.
Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için mevt'i ve hayatı yaratan O'dur. O, mutlak üstün olan'dır, çok bağışlayıcı'dır.
Mülk 2
Her iki ayette de hayatın başlamadan önceki aşaması cansızlıktır. Bu insanların organik maddelerden yani "İnsanı salsalinden, çömlek gibi pişmiş kuru çamurdan yarattı." 55:14 ayetinde anıldığı üzere cansız biyolojik ve organik materyallerden yarattığının vurgulanmasıdır. Hayat aşamasına geçiş ise Rahman 15'teki Ve halakal canne min maricin min nar Can'ı yani canlılığı dumansız ateşten yarattı cümlesi ile tamamlanır. Bu ayet İslam tarihinin en büyük dezenformasyonlarından biridir, 'cinleri dumansız ateşten yarattı' şeklinde çevrilir, fakat ayetteki Can tekildir. Materyali yarattıktan sonra ona elektriksel enerji ile hayat vermesi 'cansızlığı ve hayatı yarattı' anlam örüntüsü ile bire bir örtüşür.
Dezenformasyon ve hatalı tasavvuru temizlemenin güç bir operasyon olduğu muhakkak. Ama Kuran'daki örüntülerin izini sürdüğümüzde bizi doğru yola iletecektir.
İkinci boyut yaşayan ölüler
Mevt kavramının ilginç kullanımı biyolojik olarak nefes alıp verdiği halde varoluş gayesinden kopmuş insan bilinci için yapılan ölü nitelemesidir.
Ölü iken dirilttiğimiz, ona, insanlar arasında, onunla yürüyeceği bir nur verdiğimiz bir kimse, karanlıklar içinde kalıp bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu? Kafirlerin yaptıkları, kendilerine sevimli gösterildi.
Enam 122
ayet, biyolojik canlılığın insan olmak için yetmediğini vurgular. Burada mevt, kalbin ve aklın vahiy nuru ile buluşmaması ve bu durumda karanlıkta kalması halidir. Hakikatle bağını koparan bilinç Kuran nazarında bir 'ceset' hükmündedir.
Bu durumu pekiştiren ve Allah'ın daveti karşısında ölü gibi olanlar şu ayette betimlenir:
Elbette sen ölülere işittiremezsin ve çağrıldıkları zaman arkalarını dönüp kaçan sağırlara da.
Neml 80
Üçüncü boyut bireysel biyolojik ölüm
Kelimenin en somut katmanı şüphesiz biyolojik yaşamın geri çekilmesidir. Kuran’da mevt kavramı hiçbir zaman hayatla hiç ilişkisi olmamış, tamamen nötr inorganik nesneler bağımsız bir taş, işlenmiş bir demir vb için kullanılmaz. Mevt, daima biyolojik bir potansiyelin yitimi veya o potansiyelin henüz aktifleşmemesiyle ilgilidir. Kuran ölümü anlatırken dahi hayatın izlerini temanın içine serpiştirir. Bu bağlamda biyolojik ölüm elektriksel enerjinin bedenden sönümlenmesi ve bedenin ceset haline gelmesidir. Bu aşama yeni bir yaratılışla yaratılmaya kadar bekleme sürecidir.
Nahl 21 bağlamı
Ayetteki "Onlar diriler değil, ölülerdir" ifadesi çift yönlü bir okumaya kapı aralar. Birincisi putları kapsar, tapınılan nesnelerin tapılmaya layık olması için yaratılmamış ve yaşayan bir varlık olması gerekliliğidir. Aynı zamanda ne zaman B'as edileceğinden habersiz olması Ba's gününde cansız görülen putların da diriltilip şahitlik edeceğine kapı açar. İkincisi kısır olan yani cansız sisteme bağlanan zihinlerin trajedisini vurgular. Zira ölüye veya cansıza tapan ancak kendisi de manen öldüğünde bu eylemi gerçekleştirebilir. Ancak bir ölünün şuursuzluğu başka bir ölüden medet umabilir. Ayet cansız materyallere tapınmanın ontolojik bir statü kaybı yani canlı bir bünyede taşınan ölü bir bilinç hali olduğunu gösterir.
Kuran’daki mevt kavramı bize maddenin cansızlığından başlayıp, biyolojik hayata yükselen, oradan ya manevi bir dirilişle vahyin nuruna kavuşan ya da manevi bir ölümle tekrar karanlığa gömülen dinamik bir süreç haritası sunar. İnsan ölü maddeden yaratılmış ve cansız iken hayat ile şereflendirilmiş, ancak vahiyden koptuğunda tekrar manevi ölüm çukuruna düşme riskiyle baş başa bırakılmıştır.
Kuran'daki Mümin suresi 11. ayet mevt kelimesine doğru anlam sabiti verilmediği için yanlış yorumlanabilir.
Dediler ki: "Rabb'imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez hayat verdin. Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?"
Mümin 11
Hayat bulmadan önceki mevt cansızlık halidir, sonra can verilir ve hayat bulur insanlık, ardından tekrar öldürülür cesetlere çevrilirler, ard'ın üzerinde biyolojik olarak bozulup yeryüzüne karışırlar ve Ba's ile yeni bir yaratılış olarak tabir edilen dokunuşla tekrar hayat bulurlar. Bu döngü iki ölüm ve iki hayattır.
Allah Hayy'dır, hayat verendir. Kuran'da sadece iki hayat anılır, dünya hayatı ve ahiret hayatı. Üçüncül bir hayat türü yoktur.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.


