Oruç nedir? -1-
Kuran'da Savm ve filolojik bağlamı üzerine
Dilimizde oruç olarak kullanılan ama Kuran terminolojisine göre savm ve siyam olarak anılan kavramın kılcal kök semantiğine doğru yolculuğa çıkalım.
Öncelikle oruç terimi Farsça'dan Türkçe'ye geçmiştir. Türkler İslamiyet'i Araplardan değil Farsilerden öğrenmiştir. Peygamber, abdest, oruç ve namaz gibi terimler Farsça'dan dilimize geçmiştir.
Farsça ruze kelimesi gün ve ışık anlamına gelir. Gündüz ışığı da denilebilir, bu oruç'un gündüz yapıldığına dair gönderme içeren bir terimdir. Gündüz ve gün boyu yapılan eylem anlamına gelir ki Kuran'daki savm terimi ile ruze terimi arasında anlam bakımından hiçbir ilişki yoktur. Tıpkı salat ile namaz arasında anlamsal ilişki olmaması gibi.
Türkler İslamiyet ile 8. ve 10. yüzyıllar arasında tanıştığında dini terminoloji dillerinde Arapça asılları yerine bölgedeki baskın kültür olan Farsça karşılıkları benimsediler.
Eski Türkçe'de ve genel olarak Türkçe'nin yapısında kelimeler 'r' sesi ile başlamaz. Türkler 'r' ile başlayan yabancı kelimeleri telaffuz edebilmek için başa bir ünlü harf eklerler. Ses fonetik olarak önce uruz, sonra Türk dil telaffuzuna uygun olarak özellikle Selçuklu döneminde uruç ve oruç şeklinde bir evrime uğramıştır.
Peki Kuran'daki savm terimi ne anlama gelir?
Arapça'da bir kelimenin gerçek anlamına ulaşmak için İslam öncesi yani antik Arap edebiyatına ve bedevi kullanımına bakmak gerekir. Kelimenin kökü SVM'dir. Kökü oluşturan anlam şöyle oluşur:
1. Rüzgar esmeyi bıraktığında ve hava durgunlaştığında rüzgar savm etti denilir.
2. Güneş tam tepe noktasına geldiğinde, sanki gökyüzünde asılı kalmış ve hareket etmiyormuş gibi durduğu bu durum savmü'ş şems olarak tanımlanır.
3. Araplar bir at yem yemeyi bırakıp başını dikerek hiç kıpırdamadan durduğunda same'l feres derlerdi. Bu atın biyolojik dürtülerine rağmen hareketsiz kalma eğitimi ve disiplini ile ilgiliydi. Yani öğretilen bir durumdu.
Kök anlam sabiti:
Bir akışın, hareketin, işleyişin veya iletişimin, iradi veya doğal bir sebeple askıya alınması, durağanlaşması ve tutulmasıdır.
Köklere anlam sabiti atandığında ve bu şekilde Kuran'a formüle edildiğinde anlam çalışır hale gelir. Tüm savm'lara oruç denildiğinde anlam çalışmaz. Yukardaki kök anlam sabiti Kuran içinde kullanılan tüm SVM köklerinde kusursuz çalışır.
Kök aynı zamanda semitik dillere de açılır, Akadça ve İbranice'de de aynı köke rastlarız. İbranice'de Tzom kökündeki tz harfleri Arapça'da sad harfine dönüşmüştür. Tzom bir şeyi sıkıca bağlamak veya ağzı büzerek kapatmak anlamına gelir. Aynı zamanda gürültüyü kesmek anlamına da açılır. İnsan Tanrı'nın sesini duymak için kendi sesini büzüp bağlamalıdır. Anlam bu şekilde oluşur.
Bir soru daha soralım, oruç mu tutulur yoksa tutulması gereken insanın kendisi midir, yani insan kendini mi tutmalıdır ve bu tutma hali neye karşıdır?
Yazının ikinci bölümünde Kuran merkezli olarak detaylara gireceğiz fakat kişinin rutin işleyişini iradi olarak kontrol altına alıp kendini tutması halidir diyebiliriz ve bu durum alışkanlıklar bağlamında kişiden kişiye de değişim gösterebilir. Köke anlam veren fikir standart işleyişin bir tutunum göstermesi ve işleyişin kontrollü şekilde durdurulmasıdır.
Yani savm insanın kendi içindeki ve dışındaki her türlü kaotik akışı, dürtüsel rüzgarları ve bitmek bilmeyen isteklerini dur, bekle ve yönet komutuyla kontrol altına almasıdır.
Günümüzde sadece yemek yeme ve içmenin kontrol altına alınması gibi sunulan savm'ın aslında neleri kontrol etmemiz gerektiği anlamına geldiğine ve tutulma halinin temel amacının ne olduğuna 2. bölümde değineceğiz.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.


