Güzin Göksu
16 Mart 2026, 19:12Güncel4.15144 dk okuma

Öz ve gölge üzerine

Gölge özün önüne geçerse ne olur?

Podcast olarak dinle
Makaleyi istediğin hızda dinleyebilirsin
Öz ve gölge üzerine

Mezhepsel yaklaşımlar zamanla vahyin dinamik ve evrensel ruhunu tarihsel bağlamların ve beşeri içtihatların dar kalıplarına hapsetti. Kuran’ın inşa ettiği akleden kalpler ve adaleti ayakta tutan şahitler ideali yerini kılık kıyafet ve ritüellerden oluşan şekilci bir dindarlığa ve geleneklere dayalı bir taklitçiliğe bıraktı. Allah’ın gönderdiği din, insanların hatalı yorumlarından yola çıkılarak kurulan insani dinin çarpık inşası ile geri planda kaldı ve hayatın merkezindeki dönüştürücü gücü görmezden gelindi. Sadece belirli ritüellerin ve teknik hukuki tartışmaların gölgesi haline geldi. Özden kopuşun temel sebebi vahiy ilkelerinin yerini rivayet kültürü ve mezhep asabiyetinin alması olarak karşımıza çıktı. Böylece din yaşayan ve toplumdaki her kademeden kişiyi bağlayan bilgisel ve ahlaki nizam olmaktan çıkıp statik bir kimlik göstergesine ve geçmişin bağnazlığına dönüştü.

Kuran merkezli paradigma inşası dini bu izler ve gölgeler sarmalından kurtararak yeniden aslına döndürmeyi hedefler. Allah’ın kelamı insanı furkan yani doğruyu yanlıştan ayıran sıfatıyla donatarak mezheplerin ördüğü yapay ve kutsallaştırılmış duvarları yıkmaya çağırır.

Dinin özü insanı ve toplumu dönüştürmesi gereken tevhid, adalet, maruf, salihat, cehalet ve yoksullukla mücadele gibi temel amaçlarla donanmıştır. Tarihsel ve mezhepçi katmanları soyarak doğrudan vahyin hakikatine yönelmek dini bir gölge olmaktan çıkarıp yeniden insanlığın karanlığını aydınlatan bir öze dönüştürecektir. Hakikat beşeri gölgeleri dağıtan vahyin güneşini merkeze alır.

Dinin özü tevhiddir. Mezhepler ise tabiatı gereği tefrika yani parçalanma üretir. Allah parçalamayı bir sapma olarak niteler çünkü parçalanan her şeyde olduğu gibi din de bölündüğünde geriye kalan şey artık asıl olmaz, o aslın deforme olmuş bir parçası ve gölgesi olur.

Şura · 13

شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا وَصّٰى بِه۪ نُوحاً وَالَّـذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِه۪ٓ اِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسٰٓى اَنْ اَق۪يمُوا الدّ۪ينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا ف۪يهِۜ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِك۪ينَ مَا تَدْعُوهُمْ اِلَيْهِۜ اَللّٰهُ يَجْتَب۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يُن۪يبُ

O, size dinden Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya, tavsiye buyurduğumuzu şeriat yaptı. "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin." Senin kendilerini davet ettiğin şey, Müşriklere ağır geldi. Allah, hak eden kimseyi kendisine seçer ve kendisine yönelen kimseye doğru yolu gösterir.

Yazıyı Paylaş
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

Yorumlar

Yayınlanmaz. Yorumuna cevap gelirse haber vermek için.
0 / 5000

Yorumun gönderildikten sonra 5 dakika içinde düzenleyebilir veya silebilirsin. Sonrasında değişiklik için [email protected]'a yaz.

İlk yorumu sen yaz.

Bunları Da Okuyabilirsin
Güncel kategorisindeki diğer yazılar