Güzin Göksu
8 Nisan 2026, 12:39Güncel4.647113 dk okuma

Pasifize edici bir mit olarak mehdi ve mesih beklentisi

Hollywood sinemasında mehdi izleri ve dayatılan imgeler üzerine

Podcast olarak dinle
Makaleyi istediğin hızda dinleyebilirsin
Pasifize edici bir mit olarak mehdi ve mesih beklentisi

İnsanlık tarihi kitlelerin kendi çaresizlikleriyle başa çıkmak için ürettikleri büyük kaçış anlatılarının da tarihidir aynı zamanda.

Kriz, yoksulluk, sosyal adaletsizlik ve toplumsal travma anlarında insan toplulukları, kendi eylemlilik kapasitelerini ve akıllarını askıya alarak, kaosu tek bir hamlede sonlandıracak aşkın bir kurtarıcı fantezisine sığınmışlardır.

İster İbrahimi dinlere sokuşturulan mesih veya mehdi, ister Hinduizm'deki kalki, ister Budizm'deki maitreya, ister Azteklerdeki quetzalcoatl, isterse de modern popüler kültürün sekülerleşmiş seçilmiş kişileri the chosen one imgesi olsun, bu figürler hem evrensel bir sosyo psikolojik savunma mekanizmasının tezahürleri hem de yönetici erk'in dayattığı pasifizm ideolojisinin sonuçlarıdır.

Pasifik adalarındaki kargo kültlerinden Maya tapınaklarına kadar uzanan bu inanç kimi zaman sömürgeciliğin yarattığı kültürel şoka karşı sosyolojik bir teselli, kimi zaman ise şizofrenik hezeyanlar veya AIPD şeklinde görülen ve klinik psikiyatrinin alanına giren patolojik bir sanrı olarak karşımıza çıkar. Ancak bu efsanevi bekleyişin en tehlikeli ve yıkıcı boyutu kitleleri kendi hayatlarının ve tarihin akışının edilgen izleyicileri haline getiren o derin pasifizm felcidir.

İnsanlığın bu umutlu felç halinin kronolojisi son derece üzücüdür. Yahudiler Babil sürgününden ve ikinci tapınak'ın yıkılışından bu yana yaklaşık 2500 yıldır, Hristiyanlar İsa sandıkları kişiyi çarmıha gerdiklerinden beri 2000 yıldır ve Müslümanlar Emevi ve Abbasi doktrinlerinin yerleşmesinden sonra yaklaşık 1200 yıldır gökten, gaybden veya boyut kapısından gelecek bir kurtarıcının yolunu gözlemekte. Ne acı değil mi.

Ve şuan dünyada mehdi, mesih veya beklenen kurtarıcı olduğunu iddia eden 50 binden fazla kişi yaşamaya devam etmekte.

Peki bu bekleyişin pasifizmini kimler körüklüyor ve sabah akşam bize izletilen dizi ve filmlerde konu nasıl işleniyor bir göz atalım:

Matrix serisi
Dini anlatılardaki pasifize edici mesih beklentisi modern ve sekülerleşmiş dünyada form değiştirerek edebiyat, sinema ve popüler kültüre derinlemesine sızmıştır. Hollywood sinemasının ve fantastik edebiyatın bel kemiğini oluşturan anlatı mekanizması tam olarak seçilmiş kişi / the chosen one arketipidir. Matrix evrenindeki Neo filmdeki adıyla Thomas Anderson karakteri bu seküler mesih mitinin dijital çağdaki en kristalize formudur. Takma adı da chosen one'ın evirmecesi olan Neo'dur.

Matrix evreninde mimar / the achitect karakteri ile Neo arasında bir diyalog geçer ve bu dikkat çekmek istediğimiz pasifizasyonun en üst düzey itirafıdır. Mimar Neo'ya onun ilk seçilmiş kişi olmadığını, matrix'in stabil kalabilmesi ve insan doğasındaki isyan dürtüsünün kontrol altında tutulabilmesi için Zion ve The One illüzyonunun sistemin kendisi tarafından tasarlandığını açıklar.

Yani popüler kültür isyanın ve Mehdi'nin kendisini bir ürün olarak paketleyip bize satmıştır. Sistem kendi karşıtı olan kurtarıcı figürü kurgulayarak devrimi sterilize eder ve tehlikesiz hale getirir.

Dune serisi
Kehanetin mühendisliği ve siyasi bir silah olarak mehdi kavramını en açık ve eleştirel biçimde işleyen eser Frank Herbert'in Dune serisidir. Herbert seçilmiş kişi arketipini yüceltmek yerine onu yapıbozuma uğratır. Bene Gesserit adlı tarikatın missionaria protectiva / koruyucu misyonerlik programı zor durumdaki gezegenlere sahte kurtuluş mitleri eker. Fremen halkının lisan al-gaib gaybtan gelen ses veya mehdi beklentisi yüzyıllar önce tasarlanmış sosyopolitik bir mühendislik harikasıdır.

Fremenler çölün zorlu şartlarını değiştirmek için kendi kolektif güçlerini kullanmak yerine yüzyıllarca dışarıdan gelecek bir mesih'i beklemişlerdir. Paul Atreides bu rolü üstlendiğinde onları kurtarmaz, kendi siyasi intikamı ve iktidarı için onların inancını silahlaştırır. Eser bir kurtarıcıya körü körüne bağlanmanın kitleleri nasıl fanatikleştirip yıkıma sürüklediğini gösterir.

Marvel ve DC evrenlerindeki süper-kurtarıcılar
Modern mitolojinin en yaygın hali olan süper kahraman filmleri mehdi kompleksinin en güçlü şekilde pazarlandığı mecradır. Avengers veya Justice League gibi anlatılarda dünyayı tehdit eden kozmik veya küresel krizler karşısında sıradan insanlığın hiçbir işlevi yoktur. Devletler dahi bozgunculuğu önleyemez.

Algısal bir dayatma ile karşılaşırız. Bu filmlerde sivillerin tek rolü yıkılan binaların arasından çığlık atarak kaçmak, umutla birine bakmak veya kurtarılmayı beklemektir. Sorunlar o kadar devasa ve doğaüstüdür ki insanlığın ortak aklı veya dayanışması anlamsızlaşır. Bu anlatılar izleyiciye bilinçaltı düzeyde "Senin küresel krizler, hırsızlık, düzensizlik, bozgunculuk, insanlığı tehdit eden her türlü ahlaki bozunum karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok. Çözüm, senin boyunu aşan elit bir gücün müdahalesiyle gelecektir." mesajını verir.

Harry Potter serisi
Harry Potter serisi tüm bir toplumun kaderinin sağ kalan çocuk üzerine inşa edildiği klasik bir kahramanın yolculuğu örneğidir. Büyücülük dünyasındaki kurumlar yozlaşmış, korkak ve işlevsizdir.

Voldemort gibi faşizan ve ırkçı bir tehdide karşı örgütlü bir halk direnişi veya kurumsal bir reform yerine çözüm tamamen Harry'nin kişisel seçilmişlik statüsüne bağlanır. Yetişkinler dünyası pasifize olmuş, kurtuluş ihalesi bir ergene kalmıştır. Bu da modern insanın sistemik çürüme karşısında kurumsal veya toplumsal bir çözüm aramayı bırakması, mucizevi bir liderin ortaya çıkıp her şeyi tek bir hamlede çözmesini bekleme fantezisiyle birebir örtüşür. Elinde sihirli değneği de vardır üstelik.

Star Wars serisi
Star Wars evreni tüm galaksinin kaderinin Güç'e denge getireceği vadedilen seçilmiş kişi Anakin Skywalker kehaneti etrafında şekillenen bir anlatıdır. Binlerce yıllık köklü bir kurum olan Jedi tarikatı dogmatikleşmiş, Galaktik Cumhuriyet ise yozlaşmış, bürokratik bir hantallığa sürüklenerek faşizmin yani İmparatorluk'un yükselişine zemin hazırlamıştır.

Galaksideki trilyonlarca canlının özgürlüğü demokratik ve kolektif bir siyasi iradeyle sağlanmaz. Kurtuluş fikri ilahi bir kan bağına sahip tek bir ailenin yani Skywalker hanedanının iç çatışmalarına ve ruh hallerine bağlanmıştır. Koskoca Jedi konseyi sistemi düzeltmek yerine kehanetteki mehdiyi bekleyip eğiterek sorumluluğu üzerinden atar. Bu bekleyiş galaksiyi daha da karanlığa sürükler, izleyiciye de politik krizlerin ancak seçilmiş kan taşıyan elitler tarafından çözülebileceği illüzyonunu aşılar. Tıpkı Emevi-Abbasi inanışındaki mehdi'nin Resul soyundan geleceği anlatısı gibi.

Batman evreni
Batman evreninde Gotham şehri devlet kurumlarının, polisin ve adaletin tamamen iflas ettiği, mafya ve psikopatların cirit attığı distopik bir metropoldür. Şehir halkı kurumsal çürüme ve yoksullukla toplumsal bir mücadele vermez, hukukun üstünde hareket eden milyarder bir kanunsuzun geceleri onları kurtarmasını bekler.

Batman'in yeni, adil ve kalıcı bir düzen kurma iddiası yoktur, o sadece sistemin ürettiği semptomlarla dövüşür, suçu doğuran sınıfsal adaletsizlikleri asla yok etmez. Sonuçlar hep bozguncuların ve yozlaşmış elitlerin lehine sonuçlanır, çünkü Batman çürümüş statükonun gönüllü bekçisidir. Gökyüzüne yansıtılan yarasa ışığı aslında halkın pasifizminin ve çaresizliğinin sembolüdür. Şehri düzeltme sorumluluğu maskeli bir kahramana devredildikçe Gotham asırlardır beklenen mehdinin asla gerçek bir kurtuluş getiremeyeceği, kaosun sonsuza dek uzandığı bir bekleme yeri haline gelir.

Tam da bu noktada kritik bir soru soralım. Kitleler binlerce yıl boyunca bir kurtarıcı, bir uyarıcı veya bir mesih beklediler, peki vahyin önderleri olan gerçek elçiler ve nebiler geldiklerinde bu kitleler onlara uydu mu? Kuran'ın anlattığı nebiler tarihine ve insanlığın dinsel serüvenine baktığımızda muazzam bir ironiyle karşılaşırız. Asırlardır bir kurtarıcı fantezisi kuran toplumlar hakiki uyarıcılar kapılarını çaldığında onları ilk reddedenler, yalanlayanlar ve hatta onları yok etmeye çalışanlar olmuştur. Yani kurtarıcı bekleyenler kurtarıcı gelince de sorumluluktan kaçmaktadır.

"Ey Musa! Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.
Maide 24

Ayette vurgulandığı gibi kitleler sorumluluktan her çağda kaçmaktadır. 'Sen ve Rabbin savaşın' vurgusu mükemmeldir.

Bu kurtarıcı bekleme fantezisinin popüler kültür aracılığıyla küresel ölçekte bu kadar yoğun pompalanması bilinçli bir ideolojik tasarımdır. Statükonun sahipleri kapitalist hegemonya ve küresel sömürü çarkını elinde tutan güçler kitlelerin kendi çaresizliklerinin farkına varıp örgütlü bir toplumsal mücadele veya sistemsel bir reform talep etmesinden korkarlar. Bu yüzden bize pasifizmi pompalarlar.

Tüm bu küresel pasifizasyon projesinin karşısında Kuran'ın insanı merkeze alan dinamik ve eylem odaklı mesajı sarsıcı bir anti tez olarak önümüzde durmaktadır. Kuran dünyayı kurtarma, sistemi düzeltme ve adaleti tesis etme ihalesini gökten inecek mitolojik bir figüre veya gaipten gelecek bir mehdiye devretmez. Bu ağır sorumluluğu bizzat insana, yani yeryüzünün halifesi'ne yükler. Kurani perspektifte halifelik yeryüzündeki her türlü bozgunculuğa, haksızlığa ve çürümeye karşı aktif bir düzelticilik yani ıslah rolü üstlenmektir. Sistem, insanın iradesiyle onarılmalıdır. Vahiy, insanı aklıyla ve eylemiyle baş başa bırakarak marufu yani vahiy merkezli ortak doğruyu ve adaleti inşa etmeyi ve kötülükle hem kurumsal hem bireysel düzeyde mücadele etmeyi temel bir kulluk pratiği olarak emreder.

İyiliğin zaferi ve sistemin onarımı doğaüstü bir müdahaleyle sağlanmayacak. Ancak ve ancak insanların kendi elleriyle, ortak akıllarıyla ve cesaretleriyle gerçekleşecektir. Dolayısıyla modern dünyanın ihtiyaç duyduğu asıl kurtuluş her bireyin adaleti sağlamak için kendi sorumluluğunu kuşanmasında yatmaktadır. Beklemek ve vazgeçmek sömürenlerin zalim statükosuna hizmet ederken, akletmek, ayağa kalkmak ve yeryüzünü bizzat onarmak Kurani bilincin ta kendisidir. Çünkü beklenen mehdi çoktan gelmiştir, mehdi Kuran'dır.

Yazıyı Paylaş
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

Yorumlar

Yayınlanmaz. Yorumuna cevap gelirse haber vermek için.
0 / 5000

Yorumun gönderildikten sonra 5 dakika içinde düzenleyebilir veya silebilirsin. Sonrasında değişiklik için [email protected]'a yaz.

İlk yorumu sen yaz.

Bunları Da Okuyabilirsin
Güncel kategorisindeki diğer yazılar