'Resul'e itaat et' çağrısını bağlamından koparanların gizli hilesi
Resule itaat rivayetlere mi kapı açıyor?
'Resule itaat sünnete ve hadislere itaate davet ediyor' düşüncesi bir gelenek kodudur. Bu düşünceyi savunan hiç kimse aslında savunduğu şeyi etraflıca düşünmemiş olmakla birlikte 'sünnet ve hadis'in ne olduğuna da hakim değildir. İddiayı dile getirenler sadece geleneksel inançlarını ve atalarından öğrendikleri dini sürdürme amacındadır ve muhtemelen Kuran'ı hayatında 1 tam tur asla okumamıştır.
Bu argüman gizlice şunu yapar:
Allah Resule uy diyor. Resul tanımını bizim seçtiğimiz hadisler ve mezhep kitapları ile dolduralım, sonra da 'Bizim paket dışına çıkarsan şeytani kibir taşırsın' damgası vuralım.
Resul elçi demektir, yeryüzündeki hiçbir elçi bu ister Kral elçisi olsun, ister İmparator elçisi olsun, ister diplomatik elçi olsun isterse de Allah'ın elçisi olsun kendi yasalarını kurmaz ve ona davet etmez. Elçisi olduğu egemen otoriteye ve bildiriye davet eder. İçeriği hadis ve mezhep setleriyle doldurulmuş Resul paketini tartışmasız ilan edip “Resule uy” emrinin otomatik olarak belirli bir hadis ve mezhep yorumuna eşitlenmesi sözkonusu olamaz. Bu tamamen insan yorumudur, Allah’ın açık hükmü değildir, öncelikle bu ayrımın farkına varmakla bir farkındalık yaşayabiliriz.
Kuran’daki tablo ise şöyledir:
Resul şöyle diyor:
De ki: "İlk Resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
Ahkaf 9
Yani resulün kendi şahsından, hevesinden, keyfinden oıluşmuş bir dinden sözedilemez. Onun bütün çağrı yaptığı itaat otoritesi vahye dayanıyor.
O zaman:
Resule uymak Resulün uyduğu vahye uymaktan başka hiçbir şey değildir.
Gözden kaçırılan ikinci konu şudur, Allah insanları uyarmak için insan Nebi ve Resuller seçer, onlara vahyeder ve insanlara o vahyi duyurmalarını ister, elçiler Allah'tan doğrudan aldıkları vahyi duyururlar, Allah elçi'ye uyun derken vahye uyun'a davet için bunu yapar.
Biz de “Ben doğrudan Kuran’a uymak istiyorum” diyorsak, bu ne anlama gelir? Biz Resul'ün bağlandığı aynı metne ve aynı kaynağa bağlanacağız demektir.
Bunu 'şeytani kibir' diye etiketleyen kişi aslında şunu demiş oluyor: “Kuran’a doğrudan bağlanmak kibirdir, illa benim filtremden geçeceksin.”
Burada ciddi bir terslik yok mu?
Aklı, vahyi ve fıtratı devre dışı bırakmak isteyenlere şunu soralım:
Aklını devre dışı bırakıp, Allah’ın kitabı yerine bir grubun yorumuna kayıtsız şartsız teslim olmak mı daha tevhidi bir yaklaşımdır, yoksa aklını kullanarak doğrudan Allah’ın kelamına bağlanmak mı?
Aklımızı kullanarak Abese ve Tahrim surelerinde geçen olayların Nebi'ye uyarı mahiyetinde olduğunu görmekteyiz. Nebi'nin uygulamaları demek ki her zaman isabetli olamıyor, olmadığında uyarı geliyor. Bu da vahiy ile yapılan balans ayarıdır, aklımızda tutalım.
İsa Resul'e itaat onun bildirilerine yani Kitap'ına itaattir.
Musa Resul'e itaat onun bildirilerine yani Kitap'ına itaattir.
Muhammed Resul'e itaat Kuran’a itaattir.
Ve hadisler olmadan Kuran anlaşılmaz iddiasında bulunan herkese açık bir çağrıda bulunalım.
Onlar olmadan asla Kuran'ı anlayamayacağımız, Kuran'ın onlarsız eksik kaldığı, bize Kuran ayetlerini anlamamızı sağlayan 5 adet hadis getirsinler, binlerce milyonlarca değil, sadece 5 adet.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



