Allah eziyet çeker mi?
Bir anlam sapmasını düzeltme çabası, Ahzab 57 okuması
Türk Dil Kurumu eza kelimesini üzüntü, eziyet kelimesini ise yersiz ve gereksiz olarak çektirilen üzüntü, işkence, sıkıntı veya zorluk, üzgü, cevir, cefa, sıklet ve ukubet olarak tanımlar. Bu tanımlar kavramın modern Türkçedeki duygusal ve fiziksel izdüşümlerini kısmen yansıtsa da kelimenin filolojik kökeni söz konusu olduğunda ciddi anlamsal kaymalar barındırır. TDK'nın tanımı eza'yı üzüntü gibi ya aşırı duygusal bir noktaya ya da işkence gibi aşırı fiziksel bir yıkıma çekmektedir. Oysa bir kavramın doğru anlamı kök anlam sabitinin sunduğu o kılcal semantik damarlarda gizlidir. Bu anlamı keşfetmek için kelimenin Arapça kökenindeki mekanik işleyişi keşfetmeye çalışalım.
Eziyet kavramının kökü أذي EZY'dir. Bu kökün kılcal semantiğine indiğimizde karşımıza tacizkar bir dizi pürüz çıkar.
Bu kökün temel fiili olan EZY bir şeyden ötürü tiksinmek, rahatsız olmak veya bir durumun kişiye rahatsız edici gelmesi fikrine dayanır.
Bu kök büyük yıkımlardan ziyade rahatsız edici, can sıkıcı, huzur bozan unsurları kapsar.
Kök anlam sabiti ise bir öznenin veya sistemin fıtri huzuruna, alanına veya işleyişine dışarıdan müdahale eden, onu yavaşlatan, sorun çıkarak, sistemi darlatan ancak sisteme zarar verme etkisine sahip olmayan her türlü nahoşluğu ifade eder.
Eza bir sistemdeki sürtünme katsayısının artması gibidir. Makineyi kırmaz ama çalışmasını zahmetli hale getirebilir.
Kökten türeyen kelimeler bir tür alan daraltma eyleminin farklı sahnelerini gösterir:
- Eza kişiye veya sisteme yük olan nahoş durumdur Yoldaki dikenler veya kulaktaki çirkin bir ses gibi.
- Mü'zi bu nahoşluğu üreten huzur bozan ve darlatan faildir.
Allah'a eziyet verilebilir mi?
Ahzab suresi 57. ayetinin çevirisi bir kafa karışıklığı yaratır:
Allah ve Resul'üne eziyet edenlere, Allah, dünya ve ahirette lanet etti. Ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırladı.
Ahzab 57
İslam teolojisinin en temel ilkelerinden biri Allah'ın es-Samed yani hiçbir şeye muhtaç olmayan duruşudur. Allah ontolojik olarak etkilenen olamaz, etki eden'dir. Dolayısıyla O'nun zatı söz konusu olduğunda üzülmesi, incinmesi, kırılması veya hasar görmesi imkansızdır.
Peki, Kuran'da neden Allah'a eza edildiğinden bahsediliyor olabilir? Buradaki eza Allah'ın koyduğu sınırlara, hukukuna ve mülkündeki dengeye karşı sergilenen tacizkar ve darlatıcı duruştur. Yani eylem Allah'ta bir acı veya hüzün oluşturmaz, eylemin kendisi failin hadsizliğini ve sistemde yarattığı pürüzü tanımlar.
Ahzab 57. ayette geçen yuzune fiili şu perspektifle okunduğunda taşlar yerine oturacaktır:
Şüphesiz Allah'ın ve resulünün sisteminin işlemesine ayak diretip sorun çıkaranlara Allah dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Buradaki sorun çıkarma elçiyi yalanlamak, ona hakaret etmek veya Allah'ın yasalarını pervasızca çiğnemek suretiyle varlık alanında bir nahoşluk ve huzursuzluk üretmektir. Elçi bir insan olarak bu tip psikolojik veya fiziksel tacizden zahmet çekebilir, ancak Allah için bu durum, O'nun otoritesine karşı yapılan beyhude ama hadsiz bir taciz girişimidir.
Kuran'da eza kavramı üzerinden bize ahlaki bir alan yönetimi dersi verilir. Küçük, geçici ama haysiyet kırıcı veya huzur bozucu olan her şeye karşı şunlar söylenir:
- Allah'ın ve elçisinin alanına yapılan her türlü yavaşlatıcı müdahale bir sorun çıkarma girişimidir ve bu bir varoluşsal suçtur.
- Birine eza vermek sistemin huzurunu bozan bir pürüzdür.
- Mümin bu dünyada eza'ya yani bir takım nahoşluklara maruz kalacaktır, ancak bu eza onun özünü yıkamaz, sadece onu daraltabilir.
Eza fıtratın akışına konulan her türlü nahoş engel, her türlü yavaşlatıcı ve sorun çıkarıcı müdahaleler bütünüdür.
Bakara 222. ayette kadınların özel halleri için huve edhen / o bir ezadır denilir. Burada eza normal işleyişe aykırı geçici bir pürüz ve sorun halini tanımlar.
Ali İmran 186'da müslümanlara hitaben Ehli Kitap ve müşriklerden çokça eza işiteceksiniz buyurulur. Buradaki eza her türlü hakaret ve alay gibi psikolojik baskılardır.
Ankebut 10 ise eza ile azap'ın farkını ortaya koyup bir sınır çizer, eza hiçbir zaman Allah'tan gelmez:
Allah'a iman ettiğini söyleyen kimi insanlar vardır ki, Allah yolunda bir eza gördükleri zaman, insanların fitnesini Allah'ın azabı ile bir tutarlar. Eğer Rabb'lerinden bir yardım gelecek olsa, kesinlikle, "Kuşku yok ki biz sizinle beraberdik." diyeceklerdir. Oysaki Allah, herkesin göğsünde olanı en iyi bilen değil midir?
Ankebut 10
Ayet, insanların yarattığı fitne'yi eza kümesinde incelememizi ve bunu Allah'ın azabı ile bir tutan zihniyeti eleştirmemizi ister.
Eza insan kaynaklı bir girişimdir. İnsan kendi yetersizliğiyle başkasının alanına müdahale eder. Allah ise mülkünde adaleti sağlar. Ezayı azap sanmak insanı ilah yerine koymak gibi bir idrak tutulmasına yol açabilir.
Gerçek idrak yolun üzerindeki taşları yolun sonundaki uçurumla karıştırmamaktır. Kuran eza kavramı ile bizi hem başkalarının alanına sızan birer darlatıcı olmaktan sakındırır hem de maruz kaldığımız pürüzler karşısında vakur bir selamet inşasına davet eder. Çünkü eza geçicidir ancak o ezaya karşı takınılan tavır, kişinin ebedi azapla mı yoksa mutlak esenlikle mi karşılaşacağını belirleyen ayırt edici bir undurdur.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.


