Mübarek kavramı üzerine
Dokunulmaz bir tabu mu yoksa bitimsiz bir doğurganlık mı?
Kavramların içini boşaltmak bir medeniyetin hafızasını silmektir. Bugün TDK sözlüğü açtığımızda mübarek kelimesinin karşısında kutsal, uğurlu, kutsanmış gibi çok alakasız ifadeler görürüz. Kelimenin taşıdığı dinamizmi donuk ve hatalı ön kabullere neden mahkum ediyoruz? Bir şeyi kutsal yani sacred veya tabu ilan ettiğimizde onu hayattan koparıp bir vitrine koyarız. Fakat Kuran bir şeyi mübarek olarak tanımladığında o şeyin hayatın her hücresine sızan bitimsiz bir hayır kaynağı olmasını murat eder.
Mutahhar, mübarek ve mukaddes kavramları birbiri ile ilintili olduğu için her birini zincir olarak incelemeyi düşündüm. Bu okumamızda mübarek kavramına yoğunlaşacağız.
BRK—(Anlam eklenmedi) kökünün anlam sabitini bulabilmemiz için kadim çöl yaşamına ve antik arap dönemine göz atmamız gerekiyor. Bu kökün iki ana görüntüsünü tespit edebiliyoruz.
Birincisi bereke kullanımı. Bir devenin göğsünü yere dayayıp bir yere iyice yerleşmesi, orada sabit kalması ve fırtınaya rağmen yerinden kımıldamaması hali. Buradaki mana sebat ederek kalıcılaşmaktır. Nagatallah'ın bacaklarının kesilmesi metaforunu hatırlayalım, yazının konusu değil fakat çok güçlü bir bağlantı. Bereket konusunu anlamamız için aydınlatıcı. Çünkü Salih nebi bereketi toplumun bencil yöneticilerince kesilmiş bir toplumda yeniden bereketi inşa edebilmek için mücadele etmişti.
İkincisi ise birke kullanımı. Suyun biriktiği, durgunlaştığı ama derinleştiği yerdir. Çölde bir birke bulmak hayatın devamlılığını garanti altına almaktır ve her türlü doğurganlığın da kaynağıdır. Birikmek kelimesi türkçe bir kelime, bir'den çoğalıp çoklaşma. Ama Arapça'daki birke ile son derece fonetik olarak benzer ve anlamdaş. Bunu da aklımızda tutalım.
Kökün anlam sabitini şu şekilde yorumlayabiliriz:
Bir hayrın, hayat kaynağı olacak bir cevherin, bir faydanın veya güçlü bir niteliğin bir varlıkta sabitlenmesi, kalıcı hale gelmesi ve zamana yayılarak artarak onu tükenmeksizin beslemesi.
Sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır ki ayetlerini derinlemesine kavrasınlar ve derin kavrayışlı öz akıl sahipleri gerçeği hatırlasınlar.
Sad 29
Kuran mübarek olarak niteleniyor. Eğer mübarek sadece kutsal demek olsaydı ki kutsal kelimesi tamamıyla ayrı bir kavramdır ve mukaddes bu kökten gelir, eğer Türkçe'deki kutsal kavramı kastediliyor olsaydı bu kitabın sadece öpülüp başa konulması yeterli olurdu, tıpkı günümüzde yapıldığı gibi. Ancak Kuran'ın mübarekliği üç alana açılır:
- Onun içindeki hidayet ve ahkam sabittir, değişmez yani bereke'dir, kazık çakmıştır.
- Onun sunduğu çözümler ve ilhamlar her çağa ve her zihne göre yeniden ürer, asla tükenmez, zihinlerce anlama açılır yani birke'dir.
- Prensipleri uygulandığında bitmez bir doğurganlığa ve toplumsal berekete sebebiyet verir, yani bereket kaynağıdır.
Mübarek olan bir şey temas ettiği her yere kendi karakterini bulaştırır. Kuran'ın mübarek olması onun izinden giden kişi ve toplumların yaşamında ve düzeninde sürekli bir pozitif çarpan etkisi yaratması demektir.
Mübarek kavramı için ilginç bir açıklama ayeti bulunur Kuran'da.
Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, hak eden kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.
Nur 35
Cevheri kendinden olan doğurganlık temasına müthiş bir göndermedir.
Fussilet suresine bakalım:
9. De ki: "Gerçekten de ard'ı iki günde yaratana mı nankörlük ediyorsunuz? O'na denk olanlar mı görüyorsunuz? O, alemlerin Rabb'idir."
10. Yeryüzüne yüzeyinden derine doğru demir atan sarsılmaz yapılar yerleştirdi, orada bitimsiz bir verimlilik potansiyeli/bereket kurdu ve ihtiyaç duyanların taleplerine tam karşılık gelecek şekilde oranın temel kaynaklarını dört evrede programladı.
Ard'ın yani yeryüzünün üzerinde bitimsiz verimlilik olarak tanımlanıyor burada bereket.
Mübarek kavramı Kuran'ın varlık tasavvurunda statik bir yüceliğe tekabül etmiyor. Dinamik bir akış ve kesintisiz bir doğurganlığı sembolize ediyor. Kişiler ve toplumlar sadece eylemleri ile bu doğurganlığın bir parçası olabilir.
Mübarek, bir yandan derinlere kök salmış dengeleyicilerle sabitlenmiş, içine tüm canlılığın ihtiyaç duyacağı enerji ve besin kaynakları henüz ortada kimse yokken matematiksel bir hassasiyetle kodlanmış bir yaşam cevheri olarak karşımıza çıkıyor. Sistemin tıkır tıkır işlemesi ve talep eden her canlının ihtiyacına eksiksiz bir simetriyle cevap verilebilmesi bu yolla mümkün oluyor. Tükenmeyen bir arz talep dengesinin ve vaktinde gelen rızkın adı oluyor.
Diğer yandan mekanın sınırlarını aşan ve kendi özünde sakladığı cevherle dışarıdan bir zorlamaya gerek kalmadan parlamaya hazır olan o saf vahyin doğurganlığı oluyor. Bölgesel ve dönemsel olmayan bu bereket tevhidin asıl yakıtıdır. Mübarek olan bir yapı, dokunduğu her şeyi bereketlendirme potansiyeline sahip, kendi kendine yeten ve içindeki hayrı sürekli dışarıya pompalayan tükenmezliği gösterir.
Mübarek, bir şeyin içine ilahi bir imza olarak bırakılan fonksiyonel kalıcılıktır. Mutahhar ile kirden ve şüpheden arındırılan o saf hakikat, mübarek niteliğiyle hayata karışır ve meyve vermeye başlar. Bir sistemin mübarek olması, onun yorulmaması, eksilmemesi ve her çağa, her zihne, her açlığa yeni bir dille karşılık verebilmesidir. Kuran bu yüzden mübarektir çünkü o her okumada yeniden doğuran, her soruda yeniden cevap üreten ve insanlık tarihinin tüm zihinsel sarsıntılarına rağmen sarsılmaz biçimde demir atmış bir hidayet rehberidir.
Mutahhar verinin içine yalan ve şirk karışmamasıdır.
Mübarek ise verinin her döneme cevap verecek kadar doğurgan ve verimli olmasıdır.
Bir sonraki aşamamızda mukaddes'i keşfedeceğiz.
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

