Menfaat ve zarar kavramları
Kuran'daki zıt anlamlı kavramlar | 5
Kuran'daki zıt kavramlar kelimelerin sınırlarını ve birbirleriyle kurdukları anlam ilişkilerini kavramamız için güçlü bir yol haritası sunar.
Nefea ve Zarar kavramlarını inceleyelim.
Kök NFA'yı dilimize menfaat olarak geçmiş bir kelimeden hatırlayabiliriz.
NFA işe yarama, gerçek yarar üretme, bir şeye lehte sonuç kazandırma, kullanılabilir değer oluşturma ve alıcı taraf için olumlu etki meydana getirme eksenindedir.
Bu kök bazı yüzeysel çevirilerde karşımıza iyi şey olarak çıkar fakat bu anlama gelmez. Bir şeyin gerçekten işlev görüp görmediğini, insana sonuç üretip üretmediğini gösterir. Bu yüzden Kuran'da mal, evlat, öğüt, iman, hadid, hayvanlar, gemiler, hac menfaatleri, şefaat iddiaları ve sahte ilahlar bu kökün terazisinde değerlendirilir.
Türeyen kelimelerden bazılarına bakalım:
Nefa bir işe yarar sağlama gücüdür.
Menfaat belirli yarar ve kullanım değeridir.
Kuran içi kullanımı:
İbrahim: "Allah'ı bırakıp da size bir yararı da bir zararı da olmayan şeylere mi kulluk ediyorsunuz?" dedi.
Enbiya 66
Bu ayette NFA sahte ilahların gerçek etki üretme kapasitesini reddeden bir kavram olarak kullanılır. Zıt anlamlısı ile birlikte yer alır. Kuran'ın sorusu şudur: Bağlandığımız şey bize gerçekten yarar sağlayabiliyor mu?
Zarar
Kökü DRR'dir. Dilimize doğrudan geçmiştir.
Zarar verme varolan işleyişi bozma, alanı daraltma, eksiltme, baskı altına alma, sıkıntıya sokma ve kişiyi zorunluluk haline itme eksenindedir.
Anlam ağı içinde sıkıntı, kayıp, hastalık, daralma, sosyal zarar, hukuki zarar, psikolojik baskı, kapasite kaybı ve mecburiyet hali de yer alır. Bu yüzden aynı kökten durr, darra, dirar, mudtarr gibi kullanımlarla farklı anlam katmanları doğar.
Türeyen kelimelerden bazılarına bakalım:
Darr zarar verme etkisidir,
Durr başa gelen sıkıntı, daraltıcı haldir.
Darar hasar, eksiklik, engel veya zarar durumudur.
Darra zor zaman, baskılı ve sıkıntı evresidir.
Dirar kasıtlı zarar verme, karşı tarafı zarara sokma stratejisidir.
Mudtarr çaresiz kalmış, sıkışmış, zaruret altında bırakılmış kişidir.
Kuran içi kullanımı:
Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürlenir ve şımarmaya başlar.
Hud 10
Bu ayette zarar insanın üzerine kapanan sıkıntı, yoksunluk ve daralma evresini ifade eder, yani kişinin varlık alanını baskılayan zor hal anlatılır. Ardından gelen nimet ise bu daralmanın kaldırılmasıdır fakat insan bunu bir arınma ve sorumluluk bilinciyle kullanmak yerine kötülük benden gitti diyerek güven sarhoşluğuna, böbürlenmeye ve şımarmaya başlar.
Dırar mescitleri kullanımı:
Ve zarar verme, hakikati örtme, müminlerin arasında tefrika çıkarma ve daha önce Allah'a ve resulüne savaş açmış kimse için gözetleme/konuşlanma yeri olmak üzere bir mescid yapanlar; elbette “Biz hasene'den başka bir şey istemedik.” diye yemin edecekler. Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Tevbe 107
İlginç bir ayettir:
Buradaki zarar salatın ikame edilmesi gereken bir mekanı amacından çıkarıp gerçeği örtme, müslümanlar arasında ayrılık çıkarma ve karşı cepheye hizmet eden stratejik bir araca dönüştürme anlamındadır. Mescid gibi görünen bir yapının içeride salatı bölen, müminleri ayıran ve hakikati örten bir operasyon alanına dönüşebilmesi korkunç değil midir?
Kuran'da NFA ile DRR karşıtlığı yarar ve zarar ikilisinden yola çıkarak derin bir anlam alanı kurar. NFA bir şeyin gerçekten işe yarayıp yaramadığını DRR ise bir şeyin varlığı eksiltip eksiltmediğini, düzeni bozup bozmadığını, insanı sıkışmaya sürükleyip sürüklemediğini gösterir.
Bir şey bize hakikatte yarar sağlıyor mu?
Yoksa bizi daraltan, eksilten ve sahte bağlarla kuşatan bir zarar alanı mı üretiyor?
Kuran'daki bu karşıtlık bizim hakikat ile sahte güçler arasındaki farkı görmemizi sağlayacaktır.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



