Şüphesiz müşrikler necestir
Tevbe suresi 28. ayetteki neces kavramının incelenmesi
Tevbe suresi 28. ayetteki bu ifadenin detaylarını inceleyelim:
Klasik gelenekte ve dilimizde necis kelimesi kullanılır. Fiziki kirler ve pislikler kastedilir. Necasetten taharet adında bir pratik uygulama da söz konusudur. Fakat ayette dile getirilen müşriklerin neces olması durumu biraz ilginçtir. Çünkü burda necis yerine neces kavramı kullanılmıştır ve bu kök Kuran'da sadece 1 kez geçer.
Bu sıradan bir dışlama veya fiziksel bir tür hijyen uyarısı mıdır yoksa inanç sisteminin insanın varoluşsal doğasını nasıl dönüştürdüğüne dair bir tespit mi?
Kavramı kök semantiği bağlamında hücrelerine ayırdığımızda karşımıza çıkan koordinatlar fiziksel kirlerden çok daha derin olacaktır.
Müşrik artık bildiğimiz gibi evrenin tek ve mutlak egemen otoritesinin yanı sıra otoriteler olduğunu iddia eden, tek ve mutlak hakikat bilgisinin de yanına ilave datalar eklemeye çalışan tipolojidir.
Kuran'a göre insan Allah'tan başka nelere tapardı hatırlayalım:
- Fayda veya zarar vermeyen putlara. 6:71
- Gök cisimlerine. 41:37 bu formülü aynı zamanda gök cisimlerine bakarak bir takım gaybi bilgiler edindiğini iddia edip ona göre amel edenlere de uygulayabiliriz.
- Bir takım kurgusal mistik canlılara. 34:41
- Din adamlarına, imamlara, şeyhlere. 9:31
- Tağuta, yani haddi aşan yerel otoritelere. 4:51
- Heva ve arzulara, yani şehvete, paraya, makama, güce, ham düşüncelerine ve hazlarına. 25:43
- Atalarının dinine. 34:43
- Aracılara. 39:3 hesap günü şefaat iddia edenlere.
- Nebilere ve meleklere. 3:80
Hakikatin tekliğini yani tevhidi parçalama, yaratıcı ile yaratılan arasındaki mutlak sınırı ihlal etme ve sahte otoriteler üretme hastalığı müşrikliktir. Müşrikler evrenin merkezindeki ilahi birliği bozarak kainatı anlam karmaşasına ve semantik anarşiye sürüklemek isteyen kişilerdir. Sahte ilahlara güç atfederek fıtratı enfekte ederler.
Ayetin ince nüansı kullanılan kelimenin formundaki milimetrik hassasiyette saklı olabilir. Arapça kök bilimi bakımından necis ile neces arasında önemli bir fark bulunur.
Necis NCS kökünden gelir, etken ve sıfat kalıbındadır. Antik semitik dillerde ve erken dönem Arapçasında bu kök iyileşmeyen, irin akıtan ve kötü kokan yaralar veya hastalıklı durumlar için kullanılırdı. Temel çıkış noktası bedenin veya eşyanın tabiatını bozan, çürümeye yüz tutmuş ve kokuşmuş fiziksel pisliktir.
Psikolojik evrede ise hastalıklı veya çürümüş olan şeye karşı insanın geliştirdiği doğal savunma mekanizması olan tiksinti hissi kelimenin içine işlemiştir. Necis aynı zamanda temas edilmesinden kaçınılan şeydir.
Özünde temiz olduğu halde sonradan kirlenmiş yani arizi bir alanı da ifade eder. Üzerine çamur veya dışkı sıçramış bir kumaş teknik olarak necis'tir, yıkanıp arındırıldığında temiz yani tahir konumuna geri döner.
Neces ise mastardır. Pisliğin ve kirliliğin bizatihi kendisini ifade eden bir isimdir. Mesela dışkı neces'tir, kendisi temizlenmez, çünkü tabiatı, kurgusu ve sıfır noktası budur. Ama dışkı bir sonuçtur, bu sonuca götüren öncül aşamalarda yani daha evveliyatında o dışkıyı oluşturan elementler belki de temiz birer yemekti. Öyleyse kirliliği üreten süreçler, mesela atılmış çöplerin toplanmaması ile oluşan bakteriler ve yaydıkları koku, temizlenmemiş ve içine kanalizasyon akıtılan bir denizin bir süre sonra kendini temizleyemez hale gelmesi aslında yapısal bir sorunun sonucudur. Denizi teknik olarak yüzeysel şekilde temizlememiz mümkün değildir, çünkü öncelikle kirin kaynağını kurutmamız gerekir.
Kuran müşrikler için necis yani 'kirlenmiş olan' yerine neces yani 'kirliliğin ta kendisi' formunu kullanır. Ayet sınırlandırma edatı olan innema ile başlar, ayeti "Müşrikler ancak ve ancak necesin ta kendisidir." şeklinde anlayabiliriz. Öyleyse yapısal bir sorun sonrasında tamamıyla neces haline gelmiş zihin formundan söz etmeliyiz.
Şirk hali varlığın kodunu bozan ve bizzat kirlilik halinin kendisine dönüşen bir zihniyet çürümesidir.
Kuran'da bir arınma protokolü yer alır, arınma tamamıyla şirkten arınmakla ilgilidir ve her insan şirke bulaşabilir. Önemli olan bu bulaşıklığı farkedip arınma süreçlerini yürütebilmektir. Müşrik'in kendisi müşrikliğine neden olan süreçlerden arınmadan temizlenemez.
Takva kire, çürümeye ve günaha baştan hiç bulaşmama, zihni ve kalbi bir zırh gibi tetikte tutarak kaçınma bilincidir. Eğer kirlenilmişse temizlendikten sonra o fıtri saflığı koruma refleksi şeklinde çalışır.
Tezkiye aklın ve malın cüruflarından, hastalıklı eklentilerinden budanarak arınmasıdır. Bu arınma tıpkı budanan bir ağaç gibi varoluşsal büyümeyi, bereketlenmeyi ve yükselişi de beraberinde getirir. Zekat'ın fonksiyonu budur.
Tevbe hatasından dönüp davranışını tamamıyla tam tersi bir yöne doğru döndürmektir, sözle yapılmaz, eylemle yapılır.
Taharet bir şeyin kendi doğasına aykırı olan, ona sonradan eklemlenen veya onu bulandıran her türlü yabancı maddeden, parazit, kir, cüruf, şüphe, şirkten kurtulup ilk ve öz haline dönmesidir.
Burada şunu söyleyebiliriz, Kuran bir insan için arınma ekosistemi kurar, neye bağlandığına dikkat edip vechini Allah'tan tarafa çevirip kirlerinden arınma süreçlerini tamamladığında kişi sıratı müstakim'e girer.
Şirk kaynaklı neces ise bu ekosistemin adeta anti-maddesidir. Kuran'a göre arınmanın, tezkiyenin ve takvanın sıfır noktası şirkten arınmaktır. İçerisinde sahte ilahların, parçalanmış otoritelerin bulunduğu bir ideoloji ve bu ideolojinin savunucuları arınmışlara bulaşmamalıdır. Çünkü kirletici etkileri sözkonusudur.
Ayet bize bir hijyen kuralı getirmiyor. Koyduğu ilkeyi şu şekilde anlayabiliriz; tevhid, hakikati parçalayan kirlerle bir arada olamaz ve onu kendi saf, halis ve hanif merkezinden mutlak surette tecrit etmelidir.
Hac suresi 26. ayette geçen ve tahhir beytiye / evimi temizle olarak çevrilen kesit beyt'in etrafındaki çöpleri temizleyip bölgeyi çamaşır suyuyla yıkamak mıdır yoksa şirk'ten arındırmak mıdır? Ayetteki uyarı la tuşrik bi şey'en yani bana hiçbir şeyi ortak koşma! ile başlar. Beytin temizliği müşriklik ekosisteminin temizliğidir ve Hac 26'nın birlikte okunması gereken ayet Tevbe suresi 28. ayettir.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



