Allah'ı ne kadar tanıyoruz?
Allah tasavvurunu geliştirme üzerine
Nitelikli bir insanı tanıdıkça ona duyulan saygının artması yüzeysel bir beğeniden derin bir takdire geçiş sürecidir aslında. Bu durum hem bireysel psikoloji hem de toplumsal dinamikler açısından bilginin dönüştürücü gücünü gösterir. Modern psikoloji ve sosyolojinin ışığında 'tanıma' davranışını keşfedersek Allah ile olan ilişkimize bu bilgileri formüle edebilir miyiz?
Konuyu Kuran'da geçen ma kederullahe hakka kadrih Allah'ı gerektiği gibi ölçüp biçip hesaplayıp tanıyamadılar ayetiyle bağdaştırarak insanın tanıma konusundaki eksikliğini nasıl tespit edebiliriz? İnceleyelim.
Psikolojide birini tanımak onun dış özelliklerini bilmenin yanı sıra bilişsel yapısını, benliğini meydana getiren dinamikleri, duygusal derinliğini ve varoluşsal sancılarını kavramaktır.
Sosyal psikolog Robert Zajonc'a göre salt maruziyet yani bir muhatapla daha sık karşılaşmak çoğu durumda onu daha olumlu değerlendirmeyi kolaylaştırır. Bu etki tanıdık gelme hissinin duygulanımı yukarı çekilmesiyle açıklanır.
Festinger'e göre insanlar fiziksel olarak yakın oldukları ya da gündelik akışta daha sık 'yolu kesişen' kişilerle daha çok arkadaşlık kurar. Bu durum tanıma fırsatını çoğaltır, tanıma arttıkça da algı daha fazla gelişir. Yakınlık kurma kavramını aklımızda tutalım.
1975 yılında Charles Berger ve Richard Calabrese tarafından geliştirilen belirsizlik azaltma teorisine göre birbirine yabancı kişilerin ilk karşılaşmalarında ortaya çıkan belirsizlik rahatsızlık üretir, insanlar bilgi toplayarak belirsizliği hızlı bir biçimde azaltmak isterler. Tanıma arttıkça öngörü de aynı oranda yükselir ve ilişki daha stabil hale gelir.
Irwin Altman'a göre ise ilişkiler çoğu zaman yüzeyden derine ilerleme eğilimindedir, kişinin kendisi hakkında bilgi paylaşımı yani öz açılım arttıkça yakınlık ve gerçek tanıma da artar. Soğan katmanları metaforunu kullanır.
Sosyolojide ise tanımak yabancılaşmanın panzehiridir. Axel Honneth gibi düşünürler tanıma kavramını etik bir gereklilik olarak görür. Bir birey toplumsal olarak ne kadar doğru tanınırsa onun onuru ve toplumsal statüsü de o kadar pekişir. Cehalet yani tanımama önyargıyı, önyargı ise değersizleştirmeyi beraberinde getirir.
Bilimsel açıklamalar zihnimizde bir şeyler oluşturdu öyle değil mi?
İnsanlar genellikle Allah'ı kendi kısıtlı zihin kalıplarına, antropomorfik tasavvurlarına veya sadece bir ihtiyaç giderici merciine indirgerler. Aslında bu durum tıpkı bir insanı sadece dış görünüşüyle yargılamaya benzer. Aklımıza ilk gelen tanrı düşüncesi Allah olmayabilir. Adler'in penceresinden bakarsak insan kendi acziyetini kabul etmediği için mutlak kudretin büyüklüğünü de kavrayamaz.
Varoluşsal körlük insanın evreni sıradan görmesine neden olur. Sıradan görülen her şey de saygıdan ve takdirden mahrum kalır.
Allah'ı neden tanımıyor olabiliriz kısaca listelemeye çalışalım.
- Allah'ı sadece geleneksel mistik bir figür olarak kulaktan dolma kodlarla tanımış olabiliriz.
- Allah'la ilişkiyi doğrudan vahiy üzerinden kurmak yerine, gelenek, otorite, grup kimliği ve lider figürleri yani aracılar üzerinden sağlamış ve ana kaynakla temasımızı kesmiş olabiliriz.
- Sürekli dikkat bölünmesi, haz ve kaygı döngüsü ve günlük telaşlar bahanesiyle tefekkür ve iç gözlemimiz hiçbir alanda gelişmemiş olabilir.
- Suçluluk, utanç, öfke, kontrol ihtiyacı gibi duygularımız bizi yanlış yönlendirmiş, Allah'a kırılmış veya onu bazı kötülüklerden sorumlu tutarak ondan tamamen uzaklaşmış olabiliriz.
- Allah'ı son derece yüzeysel tanıyıp hayatımızı O'nun ilkeleriyle inşa etmemiş, pratik bağ kurmamış ve böylelikle uzak kalmış olabiliriz.
- Allah’ı sadece birkaç indirgemeci etiketle tanımış olabiliriz, cezalandırıcı, ateşte yakıcı, korkutucu gibi çarpıtılmış etiketlerle düşünmek kapsamlı bir tasavvur kurmamızı engellemiş olabilir.
Peki Allah kendisini nasıl tanıtıyor?
- Allah, her şeyden önce Ehad yani tek otorite ve Samed yani her şeyin ana kaynağı, O'na muhtaç olunan O'nun ise hiçbir şeye muhtaç olmadığı bir güç olarak tanıtılır.
- Kuran'ın her suresinin başında Rahman ve Rahim isimlerinin yer alması O'nu tanımanın ilk anahtarının merhamet ve koruyuculuk olduğunu gösterir. O kuşatan bir lütufkardır.
- Kuran, Allah'ın Alim olarak tüm ilimlere sahip olduğunu ve Kadir olarak mutlak tasarımcılık özelliğini vurgulayarak insanın O'na karşı duyacağı saygı ve hayranlığın tanıdıkça artacağını betimler.
En güzel isimler O'nundur, O'nu tanımanın en iyi yolu isimlerinin niteliklerini öğrenmekten geçer ve her biri aslında Allah'ın kainattaki imzalarıdır. Bir insanı tanımak onun karakter özelliklerini bilmekse Allah'ı tanımak da bu isimlerin evrendeki yansımalarını keşfedebilmektir.
Allah'ı tanımak için ne yapmalıyız?
Evren yasaları ve kendi benliğimizi tanımakla başlayabiliriz.
Fussilet Suresi 53. ayette belirtildiği gibi Allah işaretlerini hem dış dünyada yani afak'ta hem de insanın kendi iç dünyasında yani enfüs'te gösterir. Bir çiçeğin açışında Latif ismini, yıldızların ve yörüngelerin hareketlerinde Kadir ve Kayyum ismini görebiliriz. Kendi biyolojik ve embriyolojik sistemimizdeki detaylardan duygusal derinliğimize kadar her noktada O'nun sanatını el-Musavvir ismi ile tanımlayabiliriz.
Onun isimlerinin mahiyetlerini öğrenerek günlük yaşamımıza yansımasını sağlayabiliriz.
Allah’ı tanımanın en önemli aşaması O'nun isimlerinin içeriğine nüfuz etmektir. Allah'ın Tevvab yani bağışlayıcı olduğunu bilen biri, hatalarını anlayan insanları da affetmeyi öğrenebilir.
Onun Halim yani yumuşak davranan, sabırlı ve kusurları gizleyen ismini tanıyan bir kişi, öfkesine hakim olabilir ve yaşamında yumuşak davranışa örnek olarak bunu yaygınlaştırabilir.
Kuran'ı sürekli okumaya devam edebiliriz.
Allah'ı tanımanın temeli tabi ki öz kaynağı incelemek ve onunla sürekli bağ kurmaktır. O'nun kelamını Kimi tanımaya çalışıyorum? sorusuyla okumaktır. Kuran'ın muhatabı doğrudan doğruya her bireydir. Kuran'daki her hitap Allah'ın kuluna olan özel bir ilgisidir.
Bir insanının evrendeki mikro ve makro dengeleri keşfettikçe duyduğu hayranlık, hakka kadrih yani hakkıyla takdir etme yolunda önemli bir adımdır. Bilgi arttıkça cehalet yerini takdir'e nedensiz korku ise yerini teslimiyete bırakacaktır. Soğan katmanları Allah'ın ayetleri ve kendini tanıttığı kesitlerdir.
Allah'ı tanımaya başlayalım mı? Onu tanımanın ilk adımı ona yaklaşmaktır, o bize zaten yakın ama biz ona ne kadar yakınız hiç düşündük mü?
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



