Allah'ın koruması altına nasıl girilir?
Kuran'ın güvenlik inşası
İnsanoğlu var olduğu günden bu yana bir güven barınağı arayışı içindedir. Bu arayış genellikle maddi dünyada biriktirilen servette, sahip olunan mevkide, geniş sosyal çevrelerde veya soyun genişliğinde bulunmaya çalışılır. Ancak Kuran Sebe suresi 37. ayetiyle bu kadim yanılgıya dikkat çeker ve koruma altına girmenin yolunun 'nitelik'ten geçtiğini ilan eder. Kuran'daki kıssalar Allah'tan başka sığınak aramanın zavallılığı ile bezenmiştir. Allah'ın koruması altına girme süreci ise eylemlerle ispatlanacak yakınlık yani kurbiyet inşa etme sürecidir.
Kuran'ın güvenlik inşası insanın en çok güvendiği kaleleri yıkarak başlar.
Haşr 2
Kitap Ehli'nden kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret sahipleri! Artık ibret alın.
Kuran'da sığınak yanılgısını en güçlü biçimde gösteren sahnelerden biri Hud 43'tür.
O: "Dağa sığınırım, beni sudan korur" deyince; "Bugün Allah'ın rahmetine erişenden başkasını, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur." dedi. Aralarına dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.
Nuh'un oğlunun dağa sığınma düşüncesi aslında insan aklının en yaygın yanılgılarından birini temsil eder.
Dağa çıkmak, gelmesi beklenen sel baskınına karşı mantıklı görünmüş olabilir. Fakat Allah'ın gücünü yeterli derecede ölçüp biçip takdir edemediği için sebepleri var eden iradenin önüne geçebileceği gibi bir yanılgıya düşmüştür. Selin geleceğine inanıp onu gönderecek iradeyi reddetmesi ne büyük bir çelişkidir.
Nuh'un cümlesindeki rahmet edilen hariç kesiti de aslında koruma altına girmenin ipucunu verir. Rahman'a sığınmak. Fakat bu nasıl yapılacaktır?
Tevbe 118
Ve geri bırakılan üç kişinin tevbesini de kabul etti. Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti. Canları sıkıldıkça sıkılmıştı. Ve Allah'tan başka sığınılacak kimse olmadığını anladılar. Sonra Allah, tevbeye yöneldikleri için tevbelerini kabul etti. Kuşkusuz Allah, tevbeleri kabul edendir, Rahmeti kesintisizdir.
Allah'tan başka sığınılacak kimse yoktur.
İman ve salihat yani ıslah edici eylemler bir bileşkedir. Evrenin tek ve mutlak egemen otoritesine duyulan kuşkusuz güven ile birlikte bozulanı onaran, adaleti tesis eden ve hayatı güzelleştiren eylemler birbirine entegre şekilde çalışır.
Kuran'da karşımıza çıkan mukarrabin kavramı yakınlaştırılanlar demek. Vakıa suresi'nde bu grup ayrıca sabikun yani hayırda öne geçenler olarak da tanımlanır. Bu tanımların içerisine giren zümre Allah'ın rızasını her şeyin üzerinde tutarak O'na doğru koşanlardır. Mukarrabin için Allah'ın koruması doğrudan ilahi bir velayet ilişkisidir. Kalplerine inen bir sakinlik yani iç huzur, Allah'ın Rahmeti, bereketi ve her türlü korku ile hüzünden arındırılmış bir istikamette olmaktır.
Kuran'a göre Allah'ın koruması altına girmek boynuna bir muska taktırmaya benzemez. Bir yöneliş ve inşa ile kurulur. Sebe 37'nin iman ve salihat vurgusu ana giriş kapısıdır.
Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. İman edenler ve salihatı yapanlar, işte onlara yaptıklarına karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler.
Sebe 37
Bu kapıdan içeri doğru uzanan koridorları Kuran'da açık biçimde izleyebiliriz.
İman korunmanın zemini olarak anılır. Bakara 257 Allah iman edenlerin velisidir der. Bu velayet insanı karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir sahiplenme ve rehberliktir, kaynağı da vahiydir.
Talak 65:2-3 takvayı bir çıkış yolu ve hesaplanamayan yerden rızık şeklinde kodlar. Takva risklere karşı korunmaktır, insan birçok hatayı batıl yönelişlerin sisi içerisinde kaldığı için yapar. Takva o sisi dağıtan bir bilinç disiplinidir. Kendini koruyanı da Allah koruma altına alır. Ve takvanın en kısa yolu adaleti ayakta tutmak olarak tarif edilir:
Ey İman Edenler! Allah için gerçeğe bağlı kalmada kararlı olun! Hakkaniyetli tanıklar olun! Bir halka olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe yöneltmesin. Adil olun, bu, takvalı olmaya en uygun olandır. Allah'a karşı takvalı olun. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Maide 8
İstikamet yani sıratı müstakim'de yürümek korunmanın sürekliliğini sağlar. Fussilet 30 Rabbimiz Allah’tır deyip dosdoğru olanlara korku ve hüzün yoktur der. Yani korunma çizgide kalmakla mümkündür.
Tevekkül yani Allah'ı vekil kabul etmek de koruma altına girmenin unsurlarındandır.
"İnsanlar size karşı birleştiler, onlardan korkun" diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir." dediler.
Ali İmran 173
Allah'ın koruması altına girmek aktif bir yakınlaşma çabasıdır, eylemle yani amelle mümkündür. Malın ve evladın geçiciliğinden, imanın, salihatın, marufun, salat'ın ve infak'ın kalıcılığına kaçmaktır. Bu yolculuğun sonunda insan anlam arayışındaki boşluktan ve ahiret kaygısından da emin bir şekilde yüksek makamlara davet edilir. Gerçek mukarrabin gönlündeki zenginliği salih amellerle hayata geçiren insanlardır.
Koruma altına alınma imanla başlar, salihatla kök salar, takva ve istikametle güçlenir, tevekkülle sabitlenir, Kuran'ın zikri ile de diri tutulur. Sabikun bu yolu önde gidenler olarak yaşayanlardır. Böylece sığınak arayışı telaşı son bulur. Ve Kuran en zor zamanlarda bile aynı cümleyi hatırlatır; Allah bizimle beraberdir.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



