Antik Mısır'da Horus'un yeryüzündeki gölgesi mitolojisi ve Zillullah tanımlaması
Halifelerin ilahi seçilmişlik iddiası üzerine
Antik Mısır inancında ve yönetim anlayışında tüm sistemin temelini oluşturan bir yöneliş mevcuttur. İlahi gücün en önemli işlevi, Ma'at kavramını yeryüzünde sürdürmektir. Maat hakikat, denge, uyum ve kozmik düzen gibi anlamları içeren merkezi bir kavram. Evrenin kaos içinde çökmesini engelleyen çok tanrılı bir prensip.
Firavun'un görevi ise sözde tanrıların evrende sağladığı Maat'ı, yeryüzünde yani Mısır topraklarında korumak ve sürdürmekti.
Firavun ilahi gücün yeryüzündeki gölgesi ve gücü olarak kabul edilirdi. Sözde tanrılarla insanlar arasında köprü görevi gören, hem insani hem de ilahi doğaya sahip kutsal yani 'mukaddes' bir varlıktı. Mukaddes tanımlamasını unutmayalım. Bu anlayışı açıklayan temel anlatı şuydu:
Antik Mısır'da yaşayan her firavunun sözde gök tanrısı Horus'un yeryüzündeki gölgesi olduğu inancı hakimdir. Mitolojiye göre Osiris'in oğlu olan Horus, babasının tahtını gasp eden Seth'i yenerek Mısır'ın meşru hükümdarı olmuştur. Bu nedenle tahta çıkan her firavun Horus'un yaşayan bir yansıması olarak görülür. Firavunun en eski unvanlarından biri Yaşayan Horus'tu. Bu ünvan onun tanrıların iradesini doğrudan yeryüzünde uygulayan kişi olduğu anlamına geliyordu.
Bu inanış bizi ilginç bir bağlantıya götürüyor.
Topkapı Sarayı Babı Hümayun'un bir tarafında şöyle bir hat yazısı bulunur.
es-sultan zıllullahi fil ard
Sultan yeryüzünde Allah'ın gölgesidir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk anayasası olan 1876 tarihli Kanun-i Esasi'de de şöyle bir madde yer alır:
Zat-ı Hazret-i Padişahi'nin nefsi hümayunu mukaddes ve gayrı mesuldür.
Yani Padişah'a bir kutsallık atfedilmiş ve bu kutsallıktan ötürü de yaptığı fiillerden dolayı sorumluluk ve mesuliyet sahibi olmadığı ilan edilmiş.
Neyse ki gerçek hakk ve mutlak doğru bilgi olan Kuran batıl'ın üzerine salındığında onu yerle bir edip yok ediyor.
Bakalım kimler gayrı-mesul olabiliyormuş Kuran'a göre.
Enbiya suresi 19'dan itibaren okuyalım:
19. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;
20. Gece ve gündüz ara vermeksizin tesbih ederler.
21. Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?
22. Eğer ikisinde de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.
23. O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
23. ayette diyor ki, La yus'elu amma yef'alu ve hum yus'elun.
la-yus'el olan yani gayrı-mesul olan sadece Allah'tır diyor. Onun dışındaki herkes hesap verecektir diyor.
Padişahlık, hanedanlık, halifelik gibi yönetim biçimleri içerisine dini terminoloji ekleyerek yöneticilere ilahi güçler atama geleneği Antik Mısır'dan ve tabi çok daha öncesinden beri halkın üzerinde 'ilahi' bir korku kılıcı yaratma ve kontrolü bu yolla kolaylaştırma bakımından kullanılan bir yöntem.
Allah'ın yeryüzündeki gölgesi evren yasaları ve Kuran ayetleridir. Tek ve mutlak 'mesul olmayan' otorite ise Allah'tır.
Artık bize empoze edilen 'atalar dinleri'nden arınıp Kuran ile aydınlanma zamanımız gelmedi mi?
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



