Cürüm kavramı
Suç işlemek ve kriminal olmak / Genişletilmiş
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ
Suç işleyen kimseler iman edenlere gülüyorlardı
Ecremu CRM kökünden türemiş ve dilimize de geçmiş olan cürüm yani suçtur. Kesmek, koparmak, bir şeyin meyvesini koparıp almaktan hareketle bir koparma fiilinin sonucunu yüklenmektir.
Kuran’daki mücrim tek bir günah işleyip köşeye çekilmiş kişiler için kullanılmaz, suçu olgunlaştırmış, hayat çizgisini bu yönde belirlemiş, sonuçlarını da üstlenmiş kişiler için kullanılır. Ayetteki kitle tesadüfi bir hata işlemiş kişiler değildir, yerleşik bir bozulma halinde devam eden suçlulardır. Ana suç ise hakikati gizlemektir.
Yedhakun ise genelde gülümseme olarak çevrilse de kahkaha ile alaycı olarak gülmektir. İlginç şekilde. ض ح ك dza-ha-ke kelimesinin fonetiği bir kahkahayı andırır.
Zuhruf 47'de Musa ayetlerle gelince karşısındakiler yine alaycı şekilde kahkaha atarlar.
Müminun 110'da Siz ise onları alaya aldınız, öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz. şeklinde ifade güçlendirilir.
Yedhakun alaycı şekilde kahkaha ile gülmektir.
Burada ilginç bir filolojik pencere daha açılabilir. İngilizcedeki crime kelimesi genel kabul gören etimolojiye göre Latince crimen kelimesinden gelir. Latince crimen suç, isnat, itham gibi anlam alanlarına sahiptir. Bazı etimolojik açıklamalarda bu kelime, Latince cernere fiiliyle ilişkilendirilir; cernere ayırmak, seçmek, elemek, hükme varmak anlamlarına gelir. Yani Batı dillerindeki crime çizgisinde bile suç kavramı, ilk elde “bir şeyin ayırt edilmesi, kişinin fiilinin ortaya çıkarılıp hükme bağlanması” fikriyle yan yana durur.
Arapçadaki ج ر م / CRM kökünde ise “meyveyi koparmak, bir şeyi yerinden ayırmak, kemiğin üzerindeki eti sıyırmak/koparmak” gibi anlamlar görülür. Buradan cürüm, işlenmiş ve sahibinin üzerine geçmiş suç, mücrim ise bu kopuşu, bu fiili, bu sonuç doğuran suçu kendi çizgisi haline getirmiş kişi anlamına doğru genişler. Yani suç kişinin hakikatten kopuşunun, doğru bağdan ayrılışının ve bunun sonucunu yüklenişinin adıdır.
Bu noktada crime, criminal, cürüm, mücrim kelimeleri farklı dil ailelerinde gelişmiş görünse de, suç fikrini benzer bir zihinsel çekirdek etrafında kurarlar. Suç, ayrışma, kopma, sınırı ihlal etme, fiilin sahibinden ayırt edilip onun üzerine yazılması ve sonunda hükme bağlanmasıdır. Latince çizgide vurgu daha çok ayırt etme, itham, hüküm tarafındadıri Arapça çizgide ise koparma, kesip alma, fiilin sonucunu yüklenme tarafı daha belirgindir. Yine de crime kelimesine semitik kök geçişkenliğini iddia etmemiz için bir hipotez yaratma olanağını bize verir.
Mücrim, hakikatle arasındaki bağı kesmiş, bu kopuşu davranış düzenine dönüştürmüş, sonra da bu kopuşun meyvesini toplamaya başlamış kişidir. Mutaffifîn 29’daki اَجْرَمُوا / ecramû fiili bu yüzden yerleşik bir suç çizgisini anlatır. Bu kişilerin iman edenlere gülmesi de hakikati hafife alma, onu taşıyanları küçültme ve kendi suç düzenlerini psikolojik üstünlük gösterisiyle koruma refleksidir.
Suç, önce hakikatten kopuşla başlar, sonra bu kopuşu savunan alaycı bir dile dönüşür.
Mücrim, suçu işleyen kişi olmanın ötesinde, suçu normalleştiren, hakikati taşıyanları küçümseyerek kendi kopuşunu meşrulaştıran kişidir.
Mücrim sıfatını belirginleştiren şey Hakk'a karşı takındıkları alaycı tavırdır. Yani Hakkı savunanlar her türlü alay, istihza, kahkaha ile hafife alınma karşısında sabırlı olup Hakkı savunmaya devam etmelidir.
Çünkü Mutaffifin 34'te mahşer sahnesi işlenir ve şöyle der:
Artık bugün iman edenler, kafirlere gülüyorlar.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



