Din ve kutsallar konusunda dolandırılmış olabilir miyiz?
Hakikati ararken kurulan pusular
Dolandırıcılık insan psikolojisinin açıklarını, algısal zaaflarını ve otoriteye duyduğu ihtiyacı sömüren insanlık tarihi kadar eski ve rafine bir algı yönetimi sanatıdır. Bu mesleğin anatomisini, amaçlarını ve yöntemlerini deşifre ettiğimizde binlerce yıllık bu 'tekniklerin' günümüzde din tüccarları tarafından nasıl kullanıldığını daha net farkedebiliriz.
Dolandırıcılığın nihai amacı gerçekmiş gibi görünen sahte bir sistem oluşturarak güç, kontrol ve vazgeçilmezlik yaratıp çıkar elde etmektir. Başarılı bir sistem kurbanın bu sisteme muhtaç olduğunu hissettirir. Kurban elindekini kendi rızasıyla ve hatta minnet duyarak teslim eder. Dolandırıcı hakikat ile kurban arasına aşılamaz bir aracı duvar örer.
Usta dolandırıcılar gerçeğin içine sahte olanı zerk ederler. Zihin tanıdık olana karıştılışmış sahte bilgiyi ayırt edemezse savunma kalkanları çöker. Gerçek ve sahte o kadar iç içe geçer ki sahteyi söküp atmak sanki kişinin gerçeği de yıkması gerektiği gibi bir yanılsama yaratır. Bu da kurbanı psikolojik bir felce uğratır.
Basit bir gerçeği sıradan bir insanın anlayamayacağı kadar karmaşık terimlere, kurallara ve şemalara boğmak en önemli tekniktir. Bu tekniğe telefon dolandırıcılıklarında sık sık rastlarız. Kurban bu çok derin ve karmaşık, ben anlayamam, bu kişiye güvenmeliyim noktasına getirilir. Mezheplerdeki ulema ekollerine ne kadar da benziyor öyle değil mi?
İkinci teknik kaynağa yani hakikate giden yolu yapay engellerle kapatmaktır ve bu sahte dini yapıların temel hayatta kalma mekanizmasıdır. Mezhep, tarikat ve cemaat ekolleri bu tekniği 'sen sıradan bir avamsın, Kuran'ı kendi aklınla asla anlayamazsın, doğrudan okursan da sapıtırsın' korkusunu pompalayarak formüle eder. Kendi yazdıkları kitapları Kuran'ın önüne koyarlar. Yaratıcı'nın evrensel mesajı ancak icazetli şeyhlerin, mürşitlerin ve ulaşılamaz fıkıh imamlarının süzgecinden geçilerek erişilebilen şifreli bir bilgiye dönüştürülür. Böylece kurbanın hakikatle bağı kesilir ve geçiş izni satan sahte gişe memuruna ömür boyu bağımlı hale getirilir.
Üçüncü teknik batık maliyet yanılgısıdır. Mezhep, tarikat ve cemaatlerin kurbanlarını sistemde tutmak için kullandıkları en acımasız psikolojik taktiktir. Birey yıllarını katı ritüellerle, 'himmet' adı altındaki maddi aktarımlarla ve sadece o gruba özel bir sosyal aidiyetle geçirirken genellikle dış dünyayla olan bağlarını da koparır. Günün birinde sahte sistemin Kuran'a aykırılığını veya 'yanılmaz' liderin istismarlarını fark etse dahi uyanamaz. Çünkü gerçeği kabullenmek harcanan onca ömrün ve feda edilen servetin bir yalan uğruna çöpe atıldığını itiraf etmek anlamına gelecektir. Kurban bu devasa varoluşsal yıkımı ve ego çöküşünü gururuna yediremediği için mantığını tamamen kapatır ve kendini dolandıran bu sahte sistemi eskisinden daha fanatik bir şekilde savunmaya devam ederken kendisini avutacak teselliler bulur.
Bu tekniklerin hepsi tüm dolandırıcılar tarafıdan kullanılır.
Mesela kripto dolandırıcılığı için kurulmuş VIP bir telegram grubunda her gün sahte hesaplar tarafından 'hocam sayenizde arabamı aldım, Allah razı olsun' şeklinde sahte kazanç bildirimleri ve dekontlar paylaşılır. Şüphe eden kurbanın beyni 'bu kadar insan yalan söylüyor olamaz' diyerek teslim olur.
Tarikat ve cemaatlerde de bu durumun karşılığı supernatural keramet uydurmalarıdır. Sürekli olarak 'şeyh efendi aynı anda üç farklı camide görüldü, şeyhin himmetiyle kaza atlattım, rüyamda bana kurtuluş müjdesi verdi' hikayeleri anlatılır. Kurban hiç görmese ve hiç şahit olmasa dahi bu anlatılara inanma eğilimi gösterir.
Birey içinde bulunduğu sürünün ritmik ve duygusal yoğunluğuna kapılır. Toplu zikirler, ağlama seansları ve sürekli tekrarlanan 'keramet' masalları rasyonel düşünmeyi devre dışı bırakır. Sürüye uymak gerçeği sorgulamaktan çok daha güvenli ve huzurlu hissettirir.
Yine finansal dolandırıcılıkta sık rastlanan bir teknik vardır, 'seçilmiş zümre' algısı. Bu da mezhep, tarikat ve cemaat sistemlerindeki fırkai naciye yani kurtuluşa erecek olan tek zümre anlatısına denk gelir.
Finans dolandırıcılıklarında kurban çok özel VIP bir gruba girenlerin zengin olacağı kapalı bir sisteme davet edilir. Bunu en son ünlü bir teknik direktörün de adının karıştığı ve futbolcuların dolandırıldığı sistemde görmüştük. Dolar bazlı ve reel piyasa şartlarının çok üzerinde bir kar getirisi vaadi o kadar iyi süslenmişti ki üst statüden kişileri kolayca kandırabilmişti. Ve sisteme giren diğer statü sahipleri de 'bu ünlü kişiler buradaysa sistem asla güvenilmez olamaz' algısı ile dolandırılmıştı.
Finans dünyasında yüksek statülü kurbanların gizli VIP fon tuzağına çekilmesi tekniğini din tüccarları da kullanır.
Bu sefer kurban hangi günahı işlemiş olursa olsun sorgusuz sualsiz şefaat, cennet garantisi ve özel manevi makamlar gibi gerçekliğin çok ötesinde vaatler alır. Kurban bu ruhani vaatleri sorgulamaya yeltendiğinde devreye vitrindeki statü sahipleri girer. Yapıya mensup profesörleri, siyasileri, iş insanlarını veya takipçi kitleleri gören birey koskoca okumuş insanlar, bunca mevki sahibi insan yanılıyor olamaz diyerek kendi aklını ve şüphe mekanizmasını devre dışı bırakır. Tıpkı VIP finans fonunda olduğu gibi manevi ponzi sisteminde de içerdeki saygın isimlerin varlığı sistemin en büyük ambalajı ve dolandırıcılığın onaylayıcı kalkanı olarak kullanılır.
Günümüzde 'Resul'ün reşit olmayan bir kızla evlendiği' yönündeki rivayetlerin, recm cezasının veya daha nice Kuran-dışı detayın sürekli gündemde tutulması dikkati ana kaynaktan saptırmak için tasarlanmış kusursuz bir sis bombası taktiğidir.
Sistemden beslenen üst tabaka akla ve Kuran'ın evrensel adaletine taban tabana zıt olan rivayetleri kitlelerin önüne atar ve ardından en güçlü psikolojik silahlarını çekerler: "Bunu kabul etmeyen Ehli Sünnet dairesinden çıkar, dinden dönmüş olur!"
Dolandırıcılar kurbanı aforoz edilme korkusuyla çaresiz bırakıp sorgulama yeteneğini kapatır. Kurban dinden çıkma veya toplumdan dışlanma korkusuyla Kuran'da asla yeri olmayan pedofiliyi veya vahşi bir infaz yöntemini din olarak kabullenmek zorunda bırakılır. Asıl amaç zihinleri bu kaotik ve akıl dışı savunmalarla yorarak insanları Kuran'ın adil ve berrak mesajına bakacak enerjiden ve akli melekeden mahrum bırakarak kendilerine mecbur kılmaktır.
Bitmek bilmeyen tüm bu Kuran-dışı tartışmalar insanları Kuran'ın güvenli limanından koparıp sadece din tüccarlarının rehberliğinde hayatta kalınabilecek karanlık, korkutucu ve sahte bir labirente hapsetme projesinin unsurlarıdır ve 1200 yıldır süregelir.
Bu kaotik manevi dolandırıcılık sisteminden çıkışın tek yolu aracıları devreden çıkarıp doğrudan kaynak koda yani Kuran'a dönmektir. Yüzyıllardır inşa edilen bu sahte yapılar ne kadar aşılamaz görünürse görünsün Enbiya suresi 18. ayette vurgulanan evrensel yasa sabittir. Hakk batılın üzerine atıldığında onun dimağını paramparça eder. Din tüccarlarının inşa ettiği bu bin yıllık saadet zincirinin karanlık labirentlerini aydınlatacak ve tüm sahte otoriteleri darmadağın edecek olan tek bilgi kaynağı Kuran'dır.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



