Dünyadaki çoğaltma ve biriktirme arzusu üzerine
Tekasür nedir?
اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ
Çoğaltma hırsı sizi oyaladı.
İnsanoğlu olgun olma ile sahip olma arasında salınıp duran devasa bir sarkaç gibidir. Dış dünyanın başarı olarak kodladığı niceliksel büyüme aslında kadim bir sapmanın üzerine inşa edilmiş çarpık düşüncelerin devamıdır. Kuran bu sapmayı önemli bir kavramla tanımlar: Tekasür. Bu kavram insanın varoluşsal merkezini anlamdan rakamlara kaydıran bütüncül bir bilinç yarılmasıdır.
Öncelikle kavramın temelini inceleyelim.
Tekasür KSR kökü çok olmak, artmak ve bolluk anlamlarına gelir. Ancak kelimenin girdiği tekasür kalıbı, kavrama çok daha spesifik anlamlar yükler.
Kalıp karşılıklı eylem anlamın bürünür, bir başkasına karşı, başkalarıyla yarışarak daha çok olma çabasıdır, yani bir çokluk yarışı. Aynı zamanda yapmacıklık anlamı da beraberinde gelir, kişinin özünde ihtiyaç duymadığı halde sırf birilerine üstünlük sağlamak için biriktirme ve çoğaltma çabasına girmesidir. Elde olanla yetinmeyip niceliği niteliğin önüne geçirme halidir.
Tekasür, sahip olunan şeyin niceliğinin başkasından daha fazla olmasıyla ilgilenen, fazlalığın gücünden beslenen rekabetçi bir çoğaltma tutkusudur.
Aynı isimli sureye bir bakalım.
Tekasur
1. Çoğaltma hırsı sizi oyaladı.
2. Ta ki kabirlere varıncaya kadar.
3. Hayır, yakında bileceksiniz.
Surenin akışı bu kavramın insan psikolojisinde nasıl bir trajediye dönüştüğünü gösterir.
Sure sizi oyaladı veya sersemletti diye başlar. Buradaki elha fiili bir şeyi daha önemli bir şeyden alıkoymak anlamına açılır. Yani tekasür insanı kendi hakikatinden saptıran bir yanılsamadır. Bu arzu o kadar baskındır ki insan dur durak bilmez.
Bu yarışın hangi sahalarda devam ettiği Hadid suresi 20. ayette net bir alan çizilerek belirtilir.
Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır, bir ziynettir, aranızda bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çoğaltma hırsıdır. Onun durumu yağmur ile bitirdiği bitkileri hoşuna giden ekinci gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.
Hadid 20
Yani tekasür beraberinde övünmeyi ve çokluğu bir kimlik inşası olarak kullanmayı da getirir.
Hümeze suresi ise konuyu biraz daha açar.
2. O ki malı toplayıp yığıp sayıp durur.
3. Malın kendisini sonsuza dek yaşatacağını sanır.
İnsan biriktirdiği şeylerin kendisine ebediyet sağlayacağını sanır. Bu nüasn bize bir şey hatırlattı mı? Adem'in ebedi krallığa ulaşacağı yanılgısıyla 'şecere'ye bulaşmasını? Bu önemli detayı aklımızda tutalım, bu konuya başka bir yazıda değineceğiz.
Sayılar insana sahte bir güvenlik kalesi inşa edebilir. Kaç evim var? ne kadar altınım var? aracım hangi model? kaç çocuğum var? kaç dönüm arazim var? gibi sorular aslında ben neyim, nerden geldim ve nereye gidiyorum sorularının yarattığı boşluğu örtmek için kullanılan niceliksel perdelere dönüşür.
Tekasur meselesi Tevbe suresi'nde de açılır:
34. Ey İman Edenler! Doğrusu, ahbar ve ruhban kimselerin çoğu, insanların mallarını haksız şekilde yerler. İnsanları Allah'ın yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya işte onları can yakıcı bir azaptan haberdar et.
35. O Gün, Cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın, biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.
Fecr suresinde de mal sevgisine vurgu yapılır:
20. Malı çok fazla bir sevgiyle seviyorsunuz.
Ve Adiyat suresinde
8. Doğrusu o mala aşırı derecede düşkündür.
Öyleyse tekasür'ün ortaya çıkan niteliklerini sıralayabiliriz:
- İnsanı asıl amacından yani anlam arayışından, adaletten ve yeniden dirilip hesaba çekileceği düşüncesinden alıkoyan, meşgul eden,
- Sayısal üstünlükle biz daha kalabalığız, bizim sermayemiz daha büyüktür diyerek övünme ve büyüklenme aracı olan,
- Doyumsuzluk yaratan, hiçbir zaman yeter denilmeyen, sonu mezarda biten bir döngüye dönüşen,
- Mala duyulan aşırı sevgi ile tutku, arzu ve bağımlılık haline gelen,
- Sahip olunan nimetin şükrü yani paylaşımı yerine en ufak bir yardımdan bile sakındıran
biriktirme yarışıdır.
İnsanın sonsuzluk arzusunu sonlu nesneleri çoğaltarak tatmin etmeye çabası onun ilk bilinçlenmiş insandan bu yana trajedisidir. Zamanla anlam körlüğü ile birlikte gelen istifçilik ve dünyaperestlik hastalığıdır. Tedavi reçetesi tabi ki yine Kuran'dadır. Sayıların tahakkümünden kurtulup malı paylaşılan bir değere yani infaka dönüştürmek, dolaşıma sokmak, muhtaca ve yetime sahip çıkmak, iş ve imkan sağlamaya dönüştürerek toplumsal fayda üretmek çözüm yoludur.
Gerçek büyüklük sahip olunan her zerrenin hesabını verebilecek bir bilinçle eşyaya mahkum olmadan ona hükmederek rüşde erişebilmekte gizlidir.
* Düşünce: İnsanoğlu'nun bilgisini ve tecrübesini biriktirip paylaşmaması da tekasür'e girer mi?
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



