Güzin Göksu
5 Mayıs 2026, 13:07Kök Analizi4.44818 dk okuma

Kuran ile tanışmamış herkes ölüdür

Vahiy ile dirilmek ve Baas kavramı üzerine

Sesli olarak dinle
Makaleyi sesli olarak dinleyebilirsin · Ekranı kapatsanız da devam eder
Kuran ile tanışmamış herkes ölüdür

İnsanoğlu nefes aldığı, yürüdüğü, konuştuğu, ürettiği, tükettiği, sevdiği, öfkelendiği ve geleceğe dair planlar yaptığı için kendisini yaşıyor zanneder. Fakat Kuran'ın hayat tarifi biyolojik canlılıkla sınırlanmaz. Kuran'a göre insanın gerçekten diri olması kalbin atmasından önce bilincin uyanmasıyla ilgilidir. Bu yüzden vahiy ile muhatap olmamış Kuran'ı en az bir kez baştan sona okuyup Bu kitap bana ne söylüyor? sorusunu soramamış kişi bedenen canlı olsa da Kurani anlamda henüz dirilmiş sayılmaz, yani ölüdür.

Bu fikri temellendirmek için Kuran'daki Baas kavramını inceleyeceğiz.

Geleneksel çevirilerde çoğu zaman diriltmek veya göndermek şeklinde çevrilen bu kavramın kökü BAS'tır.

Uyuyan kişinin bilinci devrede değildir, ölü bir bedenin hareketini tetikleyecek herhangi bir enerji yoktur, hakikatten kopmuş topluma yön verecek bilgi gereklidir veya vahiyden habersiz kalarak karanlıklara sürüklenmiş olan insana dokunacak bir ışık ona yol gösterebilir. BAS bu gibi durumlarda gelen dış müdahaledir.

Kökün anlam sabiti çevirilerden çok daha geniş ve çok daha dinamiktir. Pasif, örtülü, hareketsiz, dağınık, yönsüz veya işlevsiz halde bulunan bir şeyi bulunduğu yerden kaldırıp faal bir alana sevk edici müdahaledir. Bu yüzden BAS Kuran'da ölümden sonra diriltmeyi de, uykudan uyanmayı da, yönsüz toplumlara resul göndermeyi de ve bir toplumu sorumluluk sahasına çekmeyi de anlatır.

Kuran'da ölümden sonraki diriliş için Baas kavramı kullanılır. İnsan kabrinden yeni bir yaratılışla kaldırılır, gizlendiği yerden yani KBR edilmiş çukurundan çıkarılır, hesap alanına sevk edilir. Fakat kökün asıl gücü 6:60'ta Allah'ın gece insanı teveffa etmesi sonra gündüz onu tekrar BAS etmesi ile devreye girer. Yani uyku geçici bir bilinç ve hareket kaybıdır, uyanış ise uyku halinden sonra bilincin tekrar yüklenmesi gibi konumlandırılır.

İnsan biyolojik olarak yaşıyor görünse de bilinç devre dışıysa Kuran onu tam anlamıyla diri kabul etmez. Dirilik uyanık olma halidir, uyanıklık ise hakikatin çağrısını işitebilmektir.

Yozlaşmış toplumlar da ölüdür. Resuller bu ölüm halinin uyarıcıları olarak bir müdahale ile diriltici unsur olarak devreye girerler.

"Ey Rabb'imiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyacak, Kitap'ı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir elçi Ba's et. Kuşkusuz Sen mutlak üstün olan, en iyi hüküm verensin."
Bakara 129

Allah toplumların içinden resuller ba's eder ve vahiy bir toplumu muhataplık alanına sokar. Resul gelmeden toplum duymamış, çağrılmamış, yüzleştirilmemiştir. Resul geldiğinde artık nötr alan kapanır. İnsan ve toplum vahyin karşısında cevap vermek ve dönüşmek zorunda kalan bir özneye dönüşür. Demek ki vahiy dünyadaki ilk diriliş mekanizmasıdır. Kıyamette bedenler kaldırılır çünkü dünya bilincin genel olarak kapalı olduğu yerdir, dünyada ise bilinçler kaldırılır.

Kuran'da bu fikir başka kavramlarla da desteklenir. 8:24'te Allah ve resulün çağrısı size hayat verecek şey olarak tanımlanır.

Ey İman Edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.
Enfal 24

Muhataplar zaten biyolojik olarak yaşayan insanlardır. Buna rağmen onlara size hayat verecek çağrıya icabet edin denir. Bu önemli bir ayrımdır. Demek ki nefes almak hayatta olmanın şartı değildir. İnsan vahyin çağrısına cevap vermedikçe kendi varoluşunun merkezindeki diriliğe ulaşamaz.

6:122 bu bakış açısını daha da derinleştirir.

Ölü iken dirilttiğimiz; ona, insanlar arasında, onunla yürüyeceği bir nur verdiğimiz bir kimse; karanlıklar içinde kalıp bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu? Kafirlerin yaptıkları, kendilerine sevimli gösterildi.
Enam 122

Kuran'da aydınlık her zaman tekildir ve vahyi sembolize eder, karanlıklar ise çoğuldur ve her zaman vahyin ulaşmadığı bozulmuş, zulüm üreten ve yönünü kaybetmiş toplumları sembolize eder.

Ayetteki ölüm biyolojik ölümü anlatmaz. Bu kişi toplum içinde yaşayan fakat vahiy ile aydınlanmamış ölü bir bilinçtir. Allah onu vahyin o kişiye ulaşması ile diriltir ve ona insanlar arasında yürüyeceği bilginin ışığını verir.

İşte böylece sana buyruğumuzdan bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Şura 52

Ayette vahyin ruh ve nur olarak tanımlanması da aynı fikri güçlendirir. Ruh bilinçtir, nur ise yürünecek yolu görünür kılar. Bu durumda Kuran insanın iç ve dış varlığını ayağa kaldıran bir diriltme müdahalesidir. Vahiy ile muhatap olunmadığında insan dünyayı görür ama idrak edemez, olayları takip eder ama işaretleri farkedemez, yaşar ama niçin yaşadığının şuuruna varamaz.

Bu yüzden Kuran ile tanışmamış herkes ölüdür. Buradaki ölülük hali henüz uyanmamışlıktır. Ba's edilmemiş, henüz çağrılmamış, kendi iç karanlığından çıkarılmamış bilinçlerin milyonlarcası çevremizde dolaşmaktadır. Vahiy insana ne kadar derine gömülü olarak yaşadığını gösterecektir.

Allah pasif olanı kaldırır, uyuyanı uyandırır, ölüyü diriltir, toplumu resulle rehabilite eder, insanı ayetlerle bilincini açmaya çağırır. Bu yüzden insanın ilk dirilişi mezardan kalktığı gün olmayacaktır, ilk diriliş vahyin karşısında kendi ölü bilincini fark ettiği gün olacaktır. Kuran'ı okumak insanın kendi karanlığını farketmeye başlamasıdır. Gerçek hayat vahyin kalk dediği yerde başlar.

Kalk ve uyar!
Müddessir 2

Kuran ile aydınlanabilecek miyiz?

Yazıyı Paylaş
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

Yorumlar

Yayınlanmaz. Yorumuna cevap gelirse haber vermek için.
0 / 5000

Yorumun gönderildikten sonra 5 dakika içinde düzenleyebilir veya silebilirsin. Sonrasında değişiklik için [email protected]'a yaz.

İlk yorumu sen yaz.

Bunları Da Okuyabilirsin
Kök Analizi kategorisindeki diğer yazılar