Fıkıh kavramının kökeni
Derin kavrayış sahibi olmak
Fıkıh kavramı günümüz İslam terminolojisinde 'İslam hukukunun ameli hükümleri' olarak tanımlanır ve içerisine hadis-icma-kıyas da eklenir, fakat bu kavram da tahrif edilmiş ve yaygın şekilde yanlış anlaşılan kavramlardan biri haline gelmiştir.
Abdest nasıl alınır, oruç şöyle yaparsam bozulur mu, 'x namaz' kaç rekat vb gibi dar bir alana sıkıştırılmış, içerisine rivayetler ve sözde fukaha'ların görüşleri karıştırılmış ve bir çeşit ruhbanlık yaratılmıştır. Kuran'ın anlattığı fıkıh kavramı ise çok daha farklıdır. Mezhepsel söylem üstünlüğü ne yazık ki Kuran'ın önüne geçmiştir.
FQHف ق هanlamak, kavramak, kavrananı yerli yerine koyma, doğru pratiğe dönüştürme. kökünden gelen kelime Kuran'da geçer.
Kılcal kökte şu semantik anlamları barındırır:
- Derin kavrayış, söyleneni ve olayı tam olarak incelikleriyle anlama.
- Ayrıştırma ve çözümleme, nüansları fark edip anlam katmanlarını ayırma.
- Uygulama görüsü, kavrananı yerli yerine koyma, doğru pratiğe dönüştürme.
Şimdi bu anlamları birleştirdiğimizde şu sonuç çıkar, fıkıh, bir sözün, yazının veya olayın özünü kavrayıp nüanslarını ayırabilme yetisidir.
Peki günümüze göre tanımını yapmaya çalışacak olursak: Fıkıh Kuran'ı derinlikli kavrayıp çıktılarını isabetle hayata yerleştirme becerisidir.
Kuran FQHف ق هanlamak, kavramak, kavrananı yerli yerine koyma, doğru pratiğe dönüştürme. kelimesi ile her zaman derin kavrayışa dikkat çeker, bir kaç örnek ile inceleyelim:
Taha suresinden:
25. "Rabb'im göğsüme genişlik ver." dedi.
26. "Ve işimi kolaylaştır."
27. "Ve dilimin düğümünü çöz"
28. "Ki söyleyeceklerimi kavrayabilsinler."
28. ayetteki yefkahu kavli ifadesi karşısındakilerin Musa'nın yüksek iletişim becerisi sayesinde söylediklerini kavrayabilmesi talebidir. Yani fıkıh yalnızca alıcının değil, ileticinin de sorumluluğudur, doğru ifadeyi kurmak, muhatabın fıkhetmesini sağlayacaktır.
Nisa suresinde ise,
78. Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur. Onlara, bir iyilik isabet etse, "Bu Allah'tandır." derler. Onlara, bir kötülük isabet etse, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu halka ne oluyor ki söylenen sözü kavramaya yanaşmıyorlar!
yekadune yefkahune hadisa ifadesinde, açıkça söylenen sözlere karşın bilgisizce akıl yürüterek yanlış muhakeme ile kavrayış eksikliğine vurgu yapılır. Abdestten, çorapların üstüne mesh yapmaktan falan bahsedilmez, derin bir kavrayış ve düşünme yetisi söz konusudur.
Kuran'daki fıkıh ile mezhepsel fıkıh anlayışları arasında çok ciddi farklılıklar bulunur, mezheplerin fıkıh anlayışına bir göz atalım:
Dinden dönene ölüm cezası yalanı
Mezhepsel hüküm, din değiştiren öldürülür şeklindedir, uydurma rivayet odaklı ve Kuran-dışıdır. Kuran ise zorlamayı reddeder 2:256, defalarca iman ile küfür arasında gidip geleni dünyevi ceza olmaksızın bildirir 4:137, düşman saflarına savaş suçu olarak katılma istisnasını savaş hukukuna bağlar 4:89-90.
Hüküm Kuran'a aykırıdır, fukaha denilenler Kuran'ı kavrayamamıştır.
Çocuk evliliği meşruiyeti yalanı
Mezhepsel hüküm, 65:4’teki hayız görmemişler ifadesi üzerinden buluğ öncesi nikaha kapı açar, fakat bu bir çarpıtmadır. Kuran'da evlilik misakı galiz 4:21, sükunet ve merhamet 30:21, mali ve hukuki ehliyet için rüşd şartı 4:6, cinsi yakınlık için rıza/mahrem sınırlar 4:19 gibi şartlar ortaya koyar.
65:4 boşanmış fiili evlilik vakalarının iddet süresinin teknik maddesidir, dünyada yetişkin olup çok çeşitli tıbbi nedenlerle adet görmeyen kadınların oranı %18 ila 20'lerdedir. Tıbbi bir nedenden dolayı adet görememesi kastedilir. Bunu çocuk yaşına delil yapmak, Kuran’ın rüşd-akıl-rıza zinciri ile çelişir.
Hüküm yine Kuran'a aykırıdır, fukaha denilenler Kuran'ı yine ve bir kez daha kavrayamamıştır.
İsimlerinin önüne Ebu'lar, İbni'ler eklenerek alim, ulema ve hazret olarak nitelenen nice kişiler Kuran'ı gerek siyasi gerek toplumsal çıkarlar nedeni ile bile isteye bağlamından kopararak çarpıtmıştır. Bu noktada "onlarca alim Kuran'ı anlayamadı mı" sorusunun cevabı şudur, evet kesinlikle anladılar ama bile isteye çarpıttılar.
Kuran'daki fıkhın doğru yaklaşımı, Kuran esaslarının anlamlarının özünü bütüncül bakış açısı ile kavramak ve isabetle yaşamak boyutudur.
Adına nice alim-ulema denilenler ve onlara uyanlar için de Kuran'da şöyle bir sahne geçer:
Ahzab 67
"Ey Rabb'imiz! Biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi yoldan saptırdılar." derler.
ve İsra 72'de der ki:
Dünyada kör olan, ahirette de kör olacaktır. Yol bulma bakımından körden daha şaşkın olacaktır.
Kuran tek aydınlatıcı yoldur.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



