Hikmet nedir?
Hikmet kavramını tahriflerden arındırmak
Hikmet kavramı Türkçe sözlüklerde tahrif edilmiş anlamı ile ‘bilinemeyen neden, akılla kavranamayan gizem’ olarak karşılık buluyor. Bu hatalı kabul aslında olmayan bir anlamı hikmet kavramına yükleyerek bu kelimeyi mistik bir sis bulutunun içine doğru itiyor ve sanki bir takım sırlı ilimlere kilitliyor. Bu bağlam kopuşu hikmete sahip olanı da gizli bilgiye erişmiş dar bir zümre gibi sunuyor, fakat ortada çok büyük bir yanlışlık var, kelimenin Arapça çekirdek anlamını ıskalayan bu kadim tahrifata bir göz atalım.
Semantik çekirdek HKM kökü bir hayvanı gemleyerek bağlama ve bu yolla kontrol etme fikrine dayanır. Ağzındaki ısırgaç olan gem’e hakama adı verilir. Kök anlam sağlamlaştırarak idare etmek, düzen altına almak, yargılamak, bilgiyi doğru yerde kullanarak idare etmek, maharet ve ustalıkla kural koymak gibi anlamlara açılır.
Bu kökten türeyen pek çok kelime Türkçemize geçmiştir, hakem, muhakeme, mahkeme, hakim, ahkam gibi kelimelere aşinayız.
Kuran’da kitabın kendisine de aynı zamanda hikmet denilmekte. Hikmet formu her şeyi yerli yerine koyarak isabetli hüküm ve uygulamalar bütünü anlamına gelmekte. Buradaki vurgu tamamıyla Kuran prensiplerinin en doğru açılımlarla, en iyi hesaplanmış isabetli kararlarla hayatın bütününü düzenlemeye dönük bileşimidir. Son derece somut, bilinen, açık ve tartışılmaz hükümler bütünü hikmet’i oluşturur ve Kuran’daki tartışmasız hüküm veren ayetlere aynı kökten gelen muhkem adı verilir, sağlamlaştırılmış, kusursuz ve tutarlı hükümlerdir.
Hikmet kelimesinin tam çevirisini yapacak olursak doğru bilgiyi yerli yerinde uygulayarak isabetli hüküm verme yetisidir.
Kuran'da hikmet kelimesi sıklıkla kitap ile yan yana, ayrılmaz bir ikili olarak kullanılır.. "Size kitabı ve hikmeti öğretiyor..." şeklindeki ayet formları bu ikilinin birbirini tamamlayan yapısına işaret eder. Kitap, ilahi ilkelerin, her türlü kozmik yasanın ve teorik çerçevenin kendisidir, hikmet ise bu ilkelerin pratik hayata, ahlaka ve toplumsal düzene en doğru, en isabetli şekilde aktarılma maharetidir. Hikmeti kozmik yasalardan bağımsız, şahıslara özel gaipten gelen bir sır olarak tanımlamak ayetlerdeki bu kopmaz bütünlüğü parçalamaktır.
Kuran hikmetin ne olduğunu bizzat örneklendirir. Lokman suresi 12. ayette "Andolsun biz Lokman’a hikmeti verdik" denildikten hemen sonra bu hikmetin içeriği açıklanmaya başlanır, şirk koşmamak, anne ve babaya iyi davranmak, adaleti gözetmek, salatı ikame etmek, marufu emredip münkerden sakındırmak, kibirlenmemek ve seste ölçülü olmak. Görüldüğü üzere Kuran'ın hikmet tanımı bulutların üzerinde uçan mistik bir aydınlanmadan çok daha farklı bir anlam kümesine tekabül eder. Yeryüzüne sağlam basan, ahlaki, rasyonel ve toplumsal nizamı inşa eden son derece somut ve ölçülü eylemler dizgesidir.
Bakara suresi 269. ayette yer alan "Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiş demektir" ifadesi hikmetin değerini ortaya koyar. Buradaki hayır eşyanın ve olayların tabiatını doğru okuyarak, hayatta karşılaşılan krizlerde en adil, en doğru kararı verebilme kapasitesidir. Bilgiyi işleme, sebep sonuç ilişkilerini kavrama ve bunu problem çözmede kullanabilme yetkinliğidir. Aklını kullananlar, eşyayı yerli yerine koyarak yeryüzünde bozulmayı önleyen gerçek hikmet sahipleridir.
Hikayeler ve evliya menkıbelerinde hikmet çoğu kez keramet, mucize, sır ve gizem olarak anlatılır, bu kullanım zamanla anlamı kaydırmıştır. Çok yaygın görülen hatalardan biri de bir kelimenin Türkçeye geçmiş anlamı ile Kuran'daki anlamının aynı olduğunun düşünülmesidir. Hatta bu anlam kasıtlı olarak ‘mistik’ boyuta kaydırılır ki bir takım supernatural tasavvufi anlatılara kapı açılır.
Fakat Kuran bağlamında kitap ve hikmet ifadesi ilkenin bilgisiyle o ilkenin yerinde uygulanmasının birlikteliğidir. Hikmet sahibi denildiğinde de gizli ilme mazhar olmuş bir önder yerine, ölçüyü bilen, eylemi adalet ve dengeye bağlayarak isabetle hükmeden kişi anlaşılmalıdır.
Kavramın mistik herhangi bir bağlamı yoktur.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



