Nuh'un gemisinin 5 katmanı
Derin filolojik okuma ve soyut düşüncenin kapıları
Biraz derine ineceğiz ve Kuran kavramlarını anlama üzerine yeni kapılar açabilecek bir bilgi mimarisini inceleyeceğiz.
Klasik Kuran okumalarındaki eşanlamlılık yanılgısı yapısalcı ve etimolojik derinliğe inildiğinde hızla ortadan kalkar. Semitik dillerde özellikle de Kuran'ın kelime koordinatları sisteminde eşanlamlı kelime yoktur. Aynı nesneye farklı açılardan, farklı varoluş katmanlarından bakan 'durum' ve 'nitelik' kelimeleri vardır.
Klasik Kuran çevirilerinde 'gemi' olarak çevrilmiş fülk ve sefine kelimelerinin farkları ile fonksiyonlarını belirten elvah, düsur ve cariye kavramlarını inceleyeceğiz.
Musa anlatısındaki 'asa' figürünün yeniden tanımlanıp formatlanması aşamasında geçirdiği dönüşüm evrelerine göre hayye yani hayata geçirilen hareket alanı, suban yani önüne geleni yarıp yutup güçlü şekilde akan ve cann temas ettiğine canlılık veren olarak üç ayrı terimle kodlanması bu 'katman yasasının' en önemli örneğidir. Tabi bu konuya farklı bir yazıda girişeceğiz.
Nuh anlatısı ve genel Kuran terminolojisi üzerinden gemi kavramını incelediğimizde bu fonksiyon yasasının çok daha kompleks, beş boyutlu bir mimariyle inşa edildiğini görebiliriz. Kuran acaba birden fazla gemiden mi bahsediyor gibi sorular sorulmuştur literatürde. Kuran çevirmenleri ise kolaya kaçıp hepsine gemi deyip işin içinden çıkmıştır.
Gemi olarak anlatılan figürün inşasını tıpkı bir sistem mimarisi gibi aşama aşama ören kelime ağını inceleyelim.
Fülk nedir?
FLK kökü Kuran'da 25 kez geçer, 23 kez fülk, iki kez de felek olarak görünür. Üstelik Yasin suresinde iki biçim art arda gelir, önce 40. ayette güneş ve ayın hepsinin bir felekte yüzdüğü, 41. ayette ise zürriyetlerin fülk içinde taşınması vurgusu gelir ki hayli ilginç ve ufuk açıcıdır.
FLK kökü ip eğirme aletinin kendi etrafında 'tanımlanmış' bir alanda aynı hareketi kusursuz şekilde yerine getirmesi fikrinden doğar. Bir merkez etrafında kavisli dönüş, yörüngesel sistem ve dairesel hacim şeklinde bir anlam sabitine ulaşabiliriz.
Yani kökün hem göksel yörünge hem de Nuh'un taşıtı için kullanılması fonksiyonel benzerliğe dikkat çeker.
Suyun üzerinde 'tayin edilen bir rotada' yol alındığı fikrine ulaşabiliriz. İnsan zihni somut objelerin hareketlerine odaklanır. Soyut katman ise anlamlarla örülür ve soyut düşünmek her zaman zordur. Kuran'da da anlatım tekniği olarak somuttan soyuta bir harita çizilir.
Nuh'a yapım emri Hud suresi 37. ayette şöyle gelir, 'Fülkü bizim gözetimimizde ve vahyimizle yap'. Yap denilirken SNAص ن عSanat, yapım kökü kullanılır ve bu dilimizdeki sanayi kelimesinin de kökenidir. Aynı yapı Müminun 27. ayet'de de farklı detaylarla tekrar eder. Burada fülk kurulacak bir taşıma sistemi gibidir. Kapasitesi vardır, bir yerden çıkacak, 'bazı' insanları korunaklı şekilde bir yere ulaştıracaktır. Fikir budur.
Bu inşa arıların beyt inşasını da hatırlatır.
Vahiyle tanımlanan fülk bir prototiptir. Yasin 42'deki benzerlerinden binecekleri şeyler ifadesi fülk'ün soyut bir proje olduğuna dikkat çekiyor olabilir mi?
Elvah ve düsur kombinasyonu nedir?
LVH kökü dilimize levha olarak geçmiştir. Uzaktan beliren, güneş ışığını yansıtan geniş ve düz bir nesnenin veya çöldeki serabın göze çarpması fikriyle doğar. Kök hem fiziksel bir düzlüğü hem de bir bilginin veya görüntünün o düzlük üzerinden açığa çıkmasını ifade eder.
Üzerine yazı yazılan geniş yüzeyler de levhadır.
Levha kullanımı üç yerde çok enteresan göndermeler taşır. Müddessir 29'da devasa hatalı bir çeviri yer alır. 'Beşeri yakıp kavurucudur.' şeklindeki çevirinin orijinali 'levvahatun lil beşer'dir. Yani beşer için levha veya göstergelerdir anlamındadır ama anlam bağlamından koparılmıştır. Bu gösterge Sekar'dır.
İkinci ilginç kullanım Buruc suresi 22 ayetteki levhi mahfuz kullanımıdır. Kuran'ın bu muhafaza edilmiş levha yani korunmuş bilgisel database'in içinden geldiğine dikkat çekilir.
Üçüncü kullanım ise Musa'nın levhalarıdır. Bunlar düz mantıkla elinde koca koca taşıdığı taş levhalar olarak resmedilmişti. Bizim buradan alacağımız veri şu olmalı, kaydedilmiş verilerin taşındığı sistem.
O zaman gemi'de neyin kaydı nasıl alındı? Bunu düşünmeliyiz.
DSR kökü ise şiddetli bir baskı ile iki ayrı yapıyı birbirine kenetleyen, boşlukları dolduran sızdırmaz bağlayıcı kuvvet demektir. Bu farklı yapıları bir arada tutan kuvvet fikri Zülkarneyn'in redm inşasında da karşımıza çıkar. Herşey birbiri ile ilintilidir.
Yani gemi'de yapılan şey levhaları çivilemek miydi yoksa kayıt alınan şeyi sızdırmaz bir şekilde bağlayıcı unsurlarla zırhlamak mıydı? Bunu da düşünelim.
Ve onu levhalar ve onları kenetleyen unsurlar üzerinde taşıdık.
Kamer 13
Burada artık gemi olarak çevrilen fülk tabiri kullanılmıyor. Levhalar ve onları birleştiren kuvvetler üzerinden tarif ediliyor. Bu fonksiyonel bir vurgudur.
Cariye nedir?
Geleneğin 'kadın seks kölesi' olarak kullandığı kelimenin bu anlam ile en ufak bir alakası olmadığını bu ayetlerde görürüz.
CRY kökü dilimize cereyan olarak da geçmiştir yani elektrik akımı. Kökün oluşum fikri kinetik bir enerjinin kesintisiz transferidir. Dışsal bir engele takılmaksızın gerçekleşen pürüzsüz, sürekli ve dinamik ilerleyiş sıvı formlarında da görünür. Suyun kendi yatağında, atmosfer basıncı ve eğim kurallarına uyarak hiçbir dış engele takılmadan, pürüzsüz ve momentumlu bir şekilde ilerlemesi de cereyandır. Halk arasında iki cam karşılıklı açılır ve hava akımı kesintisiz geçerse 'cereyan yaptı' denilir.
Gözetimimizle akıp gider, örtülüp küfre uğratılmış olana bir karşılık olarak.
Kamer 14
Akıp gitmek bu ayette tecri olarak gelir, CRY köküdür. Gemi tüm taşıdıklarıyla artık akıp gitmektedir. Tekvir suresi 16. ayette el cevari l kunnes cümlesindeki cevari aynı köktür. Kozmik sistemlere dikkat çeken pürüzsüz bir akıp gitme halidir.
Bu çalışma mekanizmalarının tümünün işlevi Hakka suresi 12. ayette verilir. Hatırlatıcı ve beynin içine işleyici olsun diye bu deliller gözler önüne serilmektedir.
Sefine nedir?
SFN kökü pürüzlü bir yüzeyin, daha güçlü bir etkenle sürtülerek tıraşlanması, kabuğundan soyulması ve işlenerek yeni bir forma sokulması işidir. Yani final form verilmiştir. Sistem fülktür, yapısı levhalar ve kuvvetli birleştiriciler, operasyonu ise kesintisiz süzülmek olan sistemin totali görünür katmanı artık sefine olmuştur. Ve sefinenyi sahiplenene bir ashap vardır. Sistem artık o ashaba aittir.
Musa ile bilgin kişi kıssasında bilgin kişinin zarar verdiği yapının adı da sefine'dir. Bir tarafta her sefineyi zorla alan bir Kral varken Allah'ın vahyi ile inşa edilen sefineyi almaya kimsenin gücü yetmeyecektir ve kendi belirlenmiş rotasında akıp gidecektir.
Kelime seçimi anlatının hangi sure cildinden geçtiğine göre matematiksel bir kesinlikle değişir, yani sure kapılarının her biri başka bir anlatım katmanıdır. Bu yüzden Kuran'da parçalı anlatım bulunur. Şöyle açıklamaya çalışayım:
- Hud suresinde sistemin şartnameleri verilir. Fülk inşası burada vahiy ile tasarlanır.
- Kamer suresinde sistemin formatı ve veri yapısı verilir. İsim ortadan kalkar ve donanım ortaya çıkar.
- Hakka suresinde sistem çalıştırılır ve bu çalışma durumu evrensel bir kayıt olarak hafızadan çıkarılıp bilinir hale getirili.
- Ankebut suresinde sistem, içindekileri yani ashabını koruyan fiziksel bir sefine sistemine dönüşür, kurumsallaşır ve delil olarak mühürlenir.
Bu bilgi hiyerarşisi Kuran'ın tüm kıssalarında mükemmel bir matematikle çalışmaktadır. Nuh anlatısını artık biraz daha geniş bir bakış açısı ile değerlendirebiliriz.
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.
Anlatının sonunda gemi demirleyecek ve Nuh hubut edecektir. Hubut neydi hatırlamak için:
Adem ve Nuh'un inişleri arasındaki fark
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



