Güzin Göksu
11 Haziran 2026, 10:17Güncel4.72649 dk okuma

İslam dünyasında adalet krizi

WJP 2024 verileri ışığında Kuran ilkeleri ve pratik uygulamalar arasındaki uçurum

Podcast olarak dinle
Makaleyi istediğin hızda dinleyebilirsin
İslam dünyasında adalet krizi

Dünya Adalet Projesi / World Justice Project - WJP tarafından yayımlanan Hukukun Üstünlüğü Endeksi ülkelerin adalet, şeffaflık, temel haklar ve yolsuzlukla mücadele gibi konulardaki performansını ölçen en saygın uluslararası göstergelerden biridir. Tabloya baktığımızda halkı Müslüman olan ülkelerin bu endekste küresel sıralamanın en altlarında yer bulabildiği acı bir gerçektir.

adalet endeksi

Bu durum İslam'ın temel direği olan adalet kavramı ile bugünün Müslüman toplumlarının pratiği arasındaki devasa uçurumu gözler önüne sermektedir. Din sadece ritüellerden oluşan bir şekilciliğe indirgendiğinde ahlaki ve toplumsal çöküş kaçınılmaz olmaktadır.

Bu veriler ışığında Türkiye'nin durumu, İslam dünyasının genel tablosu ve şekilsel dindarlığın yarattığı tahribat üzerine incelemeler yapalım.

Küresel adalet liginde müslüman ülkelerin durumu:

Nispeten iyi olanlar
Malezya (0,57), Kuveyt (0,58) ve Ürdün (0,55) bu listenin üst sıralarında yer alsa da, küresel ölçekte gelişmiş Batı demokrasilerinin ki onlar genellikle 0,80 ve üzeri puan alırlar, çok gerisindedirler.

Kronik sorun yaşayanlar
Mısır (0,35), Pakistan (0,38), İran (0,39) ve Bangladeş (0,39) gibi ülkelerde hukukun üstünlüğü neredeyse tamamen rafa kalkmış durumdadır.

Tablonun en alt sıraları
Afganistan (0,32) ile hem adalet hem de insan hakları konusunda dünyanın en kötü durumdaki ülkelerinden biridir.

Bu tablo hukukun üstünlüğünün, şeffaflığın ve liyakatin bu coğrafyalarda kurumsallaşamadığını, güçlünün hukukunun haklının hukukunun gücüne galip geldiğini göstermektedir.

Kur'an ilkeleri ne diyor?

Kuran'ın en çok vurguladığı toplumsal kavramların başında adalet, liyakat ve akıl gelir.

Ey inananlar! Kendinizin veya ana-babanız ve en yakınlarınızın aleyhine bile olsa, zengin veya fakir de olsalar -ki Allah o ikisine de daha yakındır, adaleti Allah için şahitlik eden kişiler olarak ayakta tutun. Hevanıza uyarak adaletten sapmayın ve doğruyu eğip bükmeyin. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Nisa 135

Kuran adaleti bir zümreye, bir dine veya bir ırka endekslemez, tüm insanlığa şamil evrensel bir ilke olarak sunar.

Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi buyurmaktadır. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

Nisa 58

Ancak bugünün İslam dünyasında liyakat yerine biat, nepotizm yani akraba kayırmacılığı ve torpil olarak bilinen adam kayırmacılığı hakimdir.

Kuran defalarca "Hiç düşünmez misiniz?", "Akletmez misiniz?" diye sorar. Ancak Kuran-dışı dogmatizme saplanmış toplumlarda sorgulamak ve eleştirel düşünce adeta bir suç sayılmaktadır.

Endekste zayıf kalan tüm sözde İslam toplumlarında dinin ahlaki ve felsefi özü kaybedilmiş, yerine sadece ritüellere dayalı gösterişçi bir dindarlık yerleşmiştir.

Bir toplumda insanlar Kabe'de Hacerü'l-Esved'i öpmek için birbirini eziyor, Kuran'ı sadece makamlı bir musiki eseri gibi anlamını bilmeden dinliyor, hacc'da şeytan taşlıyor ve memleketine döndüğünde rüşvet alıyor, vergi kaçırıyor, işçisinin hakkını yiyor hatta ihaleye fesat karıştırıyorsa o dindarlık şekilseldir.

Ritüeller amaca dönüşmüş, ritüelini yerine getirenin her türlü ahlaksızlığı yapabileceği gibi sapkın bir toplumsal alt bilinç oluşmuştur. Hukuksuzluk bu vicdani çürümenin bir sonucudur.

Din, siyasi otoriteler tarafından kitleleri uyutmak, sorgulamalarını engellemek ve yoksulluğu ve adaletsizliği kader gibi sunmak için bir uyuşturucu olarak kullanılmaktadır. Şükür kültürü sadece ezilenlere tavsiye edilirken gerçek anlamı olan paylaşım unutturulmuş ve gücü elinde tutanlar sınırsız bir zenginleşme ile şımarmıştır. Bu yönetici zümreye Kuran'da mele ve mütref adı verilir. Mele'ler bürokratik yöneticiler mütref'ler ise tekel sahibi şirket yöneticileridir.

Türkiye WJP endeksinde 0,42 puanla Cezayir ve Özbekistan'ın gerisinde kalmış durumda. Tarihsel olarak yönünü Batı'ya ve modern kurumlara dönmüş, demokratik hukuku benimsemiş bir ülke için bu skor oldukça düşündürücüdür.

Türkiye'nin adalet endeksinde bu kadar gerilemesinin temel nedenleri şunlar olabilir mi:

- Yargının siyasallaşması, mahkeme kararlarının siyasi iklime göre şekillenmesi.
- Devlet kademelerinde, üniversitelerde ve kurumlarda bilgi ve ehliyetin kaybolması, belirli gruplara, tarikatlara veya siyasi partilere sadakatin ön plana çıkması.
- Kamu ihaleleri, devlet harcamaları ve ekonomik kararlardaki şeffaflık eksikliği, bu aynı zamanda CPI Yolsuzluk Algı endeksindeki 107. sıranın da temel sebebidir.
- Yönetici zümrenin sadece kendi çıkarlarını düşünmesi ve halkın adaletten mahrum bırakılması.

Türkiye'de de muhafazakarlık ve dindarlık söylemlerinin zirve yaptığı bir dönemde adalet, gelir dağılımı eşitsizliği ve yolsuzluk gibi konularda gerileme yaşanması dinin ahlaki bir değer üretmekten ziyade kimlik siyaseti için kullanıldığının en net kanıtıdır.

Peki bu durumdan bir kurtuluş yok mudur?

Tablo açıkça gösteriyor ki bir ülkenin anayasasında veya genel toplum teamüllerinde İslam kabulünün olması veya yöneticilerinin dini söylemleri dillerinden düşürmemesi o ülkeye adalet getirmiyor. Aksine hukukun üstünlüğü kavramını içselleştirmiş, kurumsallaşmasını tamamlamış seküler Batı ve Danimarka, Norveç, Yeni Zelanda gibi Kuzey Avrupa ve Okyanusya ülkeleri Kuran'ın adalet, sosyal devlet, dürüstlük, emanetin ehline verilmesi ilkelerini fiilen yaşayabiliyor.

İslam dünyasının ve Türkiye'nin bu bataklıktan çıkabilmesi için:

  1. Dini dogmalardan hukuka geçiş yaşanması gerekiyor. Bireylerin inancından bağımsız olarak, herkesin kanun önünde eşit olduğu, gücün denetlendiği, kuvvetler ayrılığının sağlandığı sistemler kurulmalı. Kuran ilkeleri dışındaki tüm dogmalar reddedilmeli.
  2. Öze dönüş hareketi başlatılmalı. Kuran'a dönüş kitabın emrettiği aklı kullanma, haksızlığa karşı durma ve ahlaki üstünlüğü hayatın merkezine koymaktır. Bu öze dönüş yaşanmadığı sürece sözde İslam toplumlarında adaletsizlik günden güne daha da hastalıklı hale gelecektir.
  3. Şekilciliğin reddi. Kılık kıyafet, sakal, başörtüsü veya ritüellerin dürüstlük, vergi bilinci, adil yargılama, hakkını arama, bozgunculukla mücadele ve insana saygı gibi evrensel erdemlerin önüne geçmesine izin verilmemelidir.

Adaletin olmadığı yerde din sadece bir zulüm aracına dönüşür. WJP 2024 tablosu bu acı gerçeğin matematiksel ve istatistiksel bir ispatından ibarettir.

Yazıyı Paylaş
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

Yorumlar

Yayınlanmaz. Yorumuna cevap gelirse haber vermek için.
0 / 5000

Yorumun gönderildikten sonra 5 dakika içinde düzenleyebilir veya silebilirsin. Sonrasında değişiklik için [email protected]'a yaz.

İlk yorumu sen yaz.

Bunları Da Okuyabilirsin
Güncel kategorisindeki diğer yazılar