Kuran sentez kabul etmez
Tavizler karşısında çelikten bir duruş
"Ne olacak ki, aman sen de ne zararı var" gibi yaklaşımlar hakikatin sarsılmaz kalesine sızmaya çalışan en sinsi truva atlarıdır. Gelenektir, örftür, rivayettir, toplumsal kabuldür denilerek dine sokuşturulan her ekleme esasında Allah'ın mükemmel kıldığı dini yetersiz görme küstahlığıdır. Hakikate zerk edilen her bir suni damla beşeri ilavedir ve sistemi ifsat eder. Ne zararı var? diyenlerin kayıtsızlığı tarihin her döneminde tevhidin saflığını bulandıran sentezci bir bataklık üretmiştir. Oysa bu yolda mücadele, bedeli hayatla, yurdundan edilmekle ve yalnızlıkla ödenmiş olan dosdoğru yol / sırat-ı müstakim davasıdır. Kimse kendi konforu için vahyi pazarlık masasına süremez, zira Allah'ın dininde biraz bizden, biraz sizden denklemi yoktur, ya tam teslimiyet vardır ya da tam bir savruluş.
Kuran'da hakkı batılla karıştırma çabaları bir şirk girişimi olarak damgalanır. İnsan otoritesini merkeze almak isteyen zihin yapıları sistemi kırmak için Nebi'lerden her zaman bir orta yol beklemiştir.
Bu taleplerle ilgili ayetlere göz atalım:
Yunus 15
Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, onlar: "Ya bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir." dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."
Buradaki değiştirme talebi sentezin en ham halidir. Kendi kültürel kodlarına yani batıla uygun bir 'bozulmuş hakikat' inşa etme çabasıdır. Vahyin cevabı ise kesindir, Hakikat tek taraflıdır ve pazarlığa kapalıdır.
İsra suresi
73. Onlar, fitneyle neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. O zaman seni halil/dost edinirlerdi.
74. Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.
75. O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
İsra suresinin bu ayetleri sentez baskısının ne kadar şiddetli olabileceğini gösteriyor. Az bir meyletme bile sistemin çöküşü olarak nitelendiriliyor. Ancak sentez yapıldığında dost kabul edileceği gerçeği Kuran'ın her türlü ilaveyi dışlayıcı yapısını teyit eder.
Kalem suresi
8. O halde yalanlayanlara boyun eğme.
9. Onlar, duruşundan taviz verip pohpohlayıcı olmanı istediler ki onlar da taviz verip iki yüzlülük yapsınlar.
Hakikat mücadelesinde taviz olmaz, karşılıklı hoşgörü bir maskedir ve altına gizlenen ise stratejik çürütmedir. Müşriklerin taviz talebi Resul'ü kendi batıl sistemlerine eklemleyerek davanın keskinliğini yani furkan vasfını yok etme girişimidir.
Nisa 143
Ne onlara ne bunlara, arada yalpalayıp dururlar. Allah, kimi şaşırtırsa sen ona asla bir yol bulamazsın.
Sentez bir aidiyet problemidir. Biraz oradan, biraz buradan diyen zihniyet Kuran'da bocalayan ve yoldan savrulan olarak tanımlanır.
Zümer 3
Dikkat edin! Halis din yalnızca Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." derler. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve gerçeği örtenleri doğru yola iletmez.
Tarihin en büyük sentez yalanı batılı hakka ulaşmak için bir araç olarak meşrulaştırma çabasıdır. Kuran halis yani saf olanın dışında hiçbir yapıyı kabul etmez.
Ve tüm bu taleplere karşı toplu red manifestosu şu şekilde gelir:
Kafirun suresi
1. De ki: "Ey gerçeği örtenler."
2. "Ben, sizin kulluk ettiğinize asla kulluk etmem."
3. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk etmezsiniz."
4. "Ben, sizin kulluk ettiğinize asla kulluk edecek değilim."
5. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
6. "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."
İstedikleri sentezdir, yani karıştırıp bozmak, Allah'ın istediği ise ihlas'tır, yani katışıksız ve asla sapma göstermeyen bir duruş. Ne ile? Kuran ile.
Bugün dünya müslümanlarının inandığını sandığı din hangisi, katışıksız olan mı yoksa karıştırılıp bozulmuş olan mı? Ve herkes tek bir dine inandığını mı sanıyor?
Bakara 256
Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu reddedip, Allah'a iman ederse kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulba tutunmuş olur. Allah, her şeyi işiten ve her şeyi bilen'dir.
Rüşd ile gayy kesinlikle birbirinden ayrılmıştır diyerek spekülasyonlara son verilir. Hak ile batılın arasına çekilen bu set sentez yapma arzusunu kökünden kazır. Sentez hakkı batılın içinde eriterek onu etkisiz hale getirme operasyonudur. Ve Kuran buna karşı uyarır:
Bakara 42
Hakk'ı batıl ile karıştırıp, bile bile Hakk'ı gizlemeyin.
Kuran'ın bir diğer ismi Furkan'dır, yani ayıran. Bu isim sistemde gri bölgelerin olmadığını ilan eder.
Sentezi reddetmek statükoyu reddetmektir, bu reddedişin bedeli ise ağırdır. Kuran bu yolda yürüyenlerin en yakınlarıyla bile sınanacağını hatırlatır. Nuh ve Lut örneği bu bağlamda önemlidir, onların eşleri ve çocukları hakikat ile statüko arasında sentez yapmaya çalıştıkları için helak olanlarla bir tutulmuşlardır.
Peki ne yapacağız?
Fe firru ilAllah
Zariyat 50
Tüm bu mücadele, dışlanma, hakaret ve yalnızlık, tek bir merkeze akıtır bizi. Allah'a firar etmek sahte geleneklerden, toplumsal putlardan, ayıplanırım korkusundan ve ne olacak ki gevşekliğinden kaçıp mutlak olanın himayesine sığınmaktır.
Bu yol kalabalıkların yolu değildir. Bu yol Nebilerin yoludur ve onların terkedildiği, eski toplumların masalı denilerek alaya alındığı yalnız ve çetin bir yoldur. Ancak bu yalnızlık Allah ile beraber olmanın verdiği eşsiz bir izzettir. Kuran dışı her türlü sentez denklemin dışındadır. Mücadele dinmeyecek, yılgınlık göstermeyerek kıyam etmeye devam edeceğiz. Zira hakikat batılın dimağını darmadağın edecektir. Firarımız kalabalıktan yalnızlığa, karışıklıktan sadeliğe, sentezden ihlasa, bozgunculuktan düzene, batıldan hakikate ve evrenin tek egemen otoritesi Allah'adır.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



