Musa'nın toplumunda 40 günde yaşanan inanç kayması üzerine
Muhammed Nebi'nin vefatından sonra asırlara yayılan yavaş ama ölümcül bir sapmanın metaforu
...Bir de kendini ısrarla adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız sonra da ufalayıp nehre savuracağız....
Taha 97
Musa'nın 40 günlük yokluğunda yaşanan inanç ve ritüel sapması Muhammed Nebi'nin vefatından sonra asırlara yayılan yavaş ama ölümcül bir sapmanın metaforu olabilir mi?
Aslında bu konu insan psikolojisinin derinliklerine, toplumların sosyolojik reflekslerine ve din algısındaki tarihsel sapmalara ışık tutan muazzam bir vakadır. Musa Nebi'nin toplumundan kısa süreliğine ayrılması ile İsrailoğullarının Samiri önderliğinde buzağıya tapmaya başlaması arasındaki o 40 gün belki de insanlık tarihinin en hızlı ve çarpıcı paradigma kayması örneklerinden biridir.
Musa vahyi almak üzere kavminden ayrılır. Sözleşilen süre 40 güne tamamlanır 7:142. Musa'nın yokluğu, toplumun fabrika ayarlarına yani antik Mısır'daki putperest bilinçaltına dönmesi için yeterli olur.
Burada sahneye Samiri çıkar. Samiri sıradan bir inkarcıdan çok doğru bilginin ve ilmin farkında olan ama onu manipülasyon için kullanan bir prototiptir.
Musa otoritedir ve Harun ise mantık. Harun'un uyarıları zayıf düşürülerek bastırılmıştır. Harun baskılandığında kitleler en ilkel dürtülerine geri döner. Görünmez, soyut ve mutlak bir Rab inancı kölelikten yeni çıkmış ve somut tanrılara bağımlı zihinler için zordur. Samiri onlara 'böğüren, maddesel bir heykel' ceseden lehu huvar sunarak bu boşluğu doldurur.
Samiri halkın ziynet eşyalarını yani dünyevi tutkularını kullanarak onlara 'işte sizin de Musa'nın da ilahı budur ama o unuttu' diyerek 20:88 gerçeği büker.
Fizikte entropi kapalı bir sistemin dışarıdan enerji almadığı sürece düzensizliğe yani kaosa evrilme eğilimidir. Birey, gruplar ve toplumlar minimum enerji ile maksimum düzensizliğe meyillidir.
Musa ile gelen vahiy sisteme giren düzenleyici enerjidir. Bu enerji kesildiği an toplum doğal hali olan kaosa ve eski alışkanlıklarına yani maksimum düzensizliğe kayar. İnsan doğası sürekli uyarılmadığında bozulmaya doğru dönüşür. Kuran bu yüzden zikir ve tezekkür'ü öğütler.
Bilişsel psikolojide ise insan ırkı soyut kavramlardan ziyade somut nesnelere daha kolay bağlanır ve ardından sürü psikolojisi devreye girer. Bir gruptaki çoğunluk yanlış bir şeye doğru dediğinde bireyler kendi doğrularını hızla terk edip gruba uyma eğilimi gösterirler.
Peki benzer durum aslında Muhammed Nebi'nin ölümünden sonra da yaşanmadı mı? Hararetli halifelik mücadeleleri, fikir çatışmaları, iki müslüman tarafın kanlı bıçaklı olması, savaşmaları, Kabe'nin kuşatılması ve yıkılmaya çalışılması. Tüm taraflar aslında Muhammed Nebi'ye biat etmiş olan müslümanlar değil miydi?
Eğer bir toplum Nebi aralarından ayrıldıktan sadece 40 gün sonra buzağıya tapabiliyorsa vahyin inişinden 1400 yıl sonra insanların neler yapabileceğini düşünelim mi?
Muhammed nebi sarsılmaz rehber olarak arkasında Kuran'ı bıraktı, ama kavmi de onu terkedilmiş bıraktı.
Resul: "Ey Rabb'im kavmim bu Kuran'ı terkedilmiş bıraktı" dedi.
Furkan 30
Bugün Kuran evlerde yüksek duvarlarda asılı duran, sadece cenazelerde ve düğünlerde anlamı bilinmeden okunan, kutsal ama dokunulmaz ve anlaşılamaz bir nesneye dönüştürülmedi mi?
Tıpkı İsrailoğullarının Musa'yı beklemekten sıkılıp somut bir buzağı istemesi gibi, günümüz Müslümanları da Kuran'ın bilgi ve entelektüel çaba gerektiren mesajı yerine şeyhleri, gavsları, kurtarıcı mehdi beklentilerini veya atalarından devraldıkları gelenekleri somut din kabul ettiler.
Bugün İslam dünyasında şekil özün önüne geçti. Salat'ın aşırılıktan ve cehaletten alıkoyan 29:45 sosyal ve ahlaki boyutu silindi, yerine kaç rekat kıldın, parmağını nasıl kaldırdın, abdestin bozuldu mu tartışmaları geldi. Anlamı bilinmeden yapılan ritüeller, vicdanı rahatlatan ve görevi tamamladığı hissi yaratan birer afyon'a dönüştü. Tıpkı Samiri'nin böğüren buzağısı gibi.
Kuran Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız diyenleri şiddetle eleştirir 2:170. Ancak bugün İslam büyük oranda Kuran ne diyor? sorusu üzerine yapılanmaz, hocalarımız, mezhebimiz, ulamelar ve atalarımız ne diyor soruları üzerine inşa edilmiştir. Vahiy ile aramıza giren kutsallaştırılmış yorumlar tıpkı Samiri'nin buzağısı gibi asıl görülmesi gerekeni yani Kuran'ı ve tevhidi gölgeler.
Kıssanın çarpıcı sonu Musa'nın geri dönüp Buzağıyı yakıp denize savurması'dır 20:97. Sahte kutsalların yok edilebilir ve sahte otoritelerin yıkılabilirliğini gösteren radikal bir hamledir.
Bugün yaşanan sosyolojik ve teolojik bozulma 40 günlük bir sapmanın 1400 yıla yayılmış versiyonudur. İnsan zihni kolaya, somuta ve taklide kaçmış, vahiy terkedilmiş ve akıl geri plana itilmiştir.
Bugün için Musa'nın dönüşü, Kuran'ın yeniden, aracıların sis bulutu olmadan bizzat bireyin kalbine ve aklına yeniden inmesidir.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



