Musibet nedir?
Kavramın kökeni üzerine
Türk Dil Kurumu dilimize yabancı dillerden geçen kelime ve kavramları tahrif etme konusunda bir dünya markasıdır.
Musibet'e ne demiş bir bakalım:
- Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey.
- Mecaz olarak da uğursuz.
Kuran kavramlarından biri olan musibet'i inceleyelim. Bakalım gerçek anlamı tam olarak neymiş.
Kökü arapça'da SVB yere dosdoğru inen her şeydir. Özellikle sayyib sağanak yağmur anlamına gelir. Yere dikey bir hatla, kararlı ve çarparak inen su kütlesi bu isimle anılır. Düştüğü yere isabet eder. Yani musibet aslında isabet eden şeydir ama isabetin mahiyeti de kökün içinde gizlidir.
Okun yaydan çıktıktan sonra sağa sola yalpalamadan veya rüzgara kapılmadan hedefi tam vurması isabettir. Vurmadan önce de onu tetikleyen bir irade vardır gerisinde, bunu unutmayalım.
Yani kökün anlam sabiti şu şekildedir:
Bir nesnenin veya eylemin hiçbir sapma göstermeden, dikey ve kararlı bir hat üzerinde olması gereken yere veya hedefe adrese teslim şekilde nüfuz etmesidir.
Öyleyse isabet eden şey hem olumlu hem de olumsuz olabilir.
Musibet
Bela
Fitne
bu üç kavramın kısaca farklarını ortaya koyalım.
Musibet aslında sistemin yani başrolu 'kendimiz' olan yaşamımız içindeki sonuç veya çıktı aşamasıdır. Okun hedefe girdiği andır. Adresi belli, kaçışı olmayan nokta atışı olay ve kişinin kendi eylemlerinin sonucudur.
Bela sistemin süreç ve güçlendirme aşamasıdır. Dayanıklılığını ölçmek için çeşitli sınamalarla denemeler gibi çalışır.
Fitne ise sistemin ayrıştırma aşamasıdır. Güçlü ile zayıfı, sahte ile gerçeği, samimi ile içten pazarlıklı olanı birbirinden ayıklayan süzgeç gibi işler.
Bize ne nasıl isabet eder?
Size isabet eden musibet kendi ellerinizle yaptığınız şeyler yüzündendir. O, çoğuna da engel oluyor.
Şura 30
Öyleyse musibet rastgele gelip çarpan, tombaladan çıkan veya nerden geldiği belli olmayan kör bir talihsizlik olmaktan çıkıp bir tür neden sonuç ilişkisi haline gelmektedir. Eğer bir sonuç gelip bizi iyi veya kötü bir şekilde vuruyorsa, o vuruşuna neden olan şeylerin tümü doğrudan doğruya bizim kendi tercihlerimiz nedeniyledir. Yani evrensel adaletin tam isabeti'dir. Sistem bizim kendi ürettiğimiz ve fırlattığımız her şeyi aynı dikey hatla bize iade eder. Mükemmel bir sistem değil mi?
Musibet geldiğinde ne yapacağız?
Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, "Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz." derler.
Bakara 156
Musibet bir takım olumsuzlukların kişi üzerine nüfuz etmesi de olabilir. Ayet bu tip olumsuz vuruş yani isabet karşısında vuruşun kaynağını idrak etmeyi önerir. Dönüşümüz O'nadır, ve bu önemli bir tefekkür kapısıdır.
Başkalarına iki katını tattırdığınız musibet, kendinize isabet edince "Bu nereden geldi" mi diyorsunuz? De ki o bizzat kendi benliklerinizdendir. Şüphesiz Allah her şey üzerinde bir ölçü tayin edendir.
Ali İmran 165
Bu ayet isabet eyleminin çift taraflılığını çok net bir şekilde ortaya koyar. Siz isabet ettirmiştiniz / esabtum yani burada evvela vuran taraf sizdiniz. Eyleminiz de hedefe ulaşmıştı. Fakat bu yaptığınız dönüp dolaşıp kendinizi vurduğunda yani size isabet ettiğinde 'bu nereden geldi' diyecek kadar düşüncesiz ve akılsız olmayın diyerek uyarıyor.
Peki olumlu musibet de var mı?
Ve böylece Yusuf'u yetki sahibi yaptık, planlayıp inşa ettiği yerde mekan tutma imkanı verdik. Rahmetimizi inşa ettiğimize isabet ettiririz. İyilik edenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmayız.
Yusuf 56
Bu ayette de Rahmetimizi inşa ettiğimize isabet ettiririz derken nusibu kalıbı kullanılır. Yani demek ki isabet eden her zaman olumsuzluklar değildir. Yusuf iyiliğinin karşılığını Rahmet ile almıştır. Yani kök anlam bir olumsuzluk içermez, isabet eden her ne ise neden sonuç ilişkisi ile çalışır.
Hayatta tesadüfler var mıdır? Tekrar düşünsek mi?
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



