Güzin Göksu
16 Şubat 2026, 18:09Kök Analizi11.20218 dk okuma

Resuller arasında ayrım yapmama ilkesi üzerine

Fazl kavramı ile ilgili filolojik bir düzeltme

Podcast olarak dinle
Makaleyi istediğin hızda dinleyebilirsin
Resuller arasında ayrım yapmama ilkesi üzerine

Kuran'ın anlaşılmasının önündeki en büyük engellerden biri bazı anahtar kavramların tarihsel süreçlerde uğradığı anlam daralması ve bu daralmanın çeviri diliyle kurumsallaşmasıdır. Bu bağlamda Bakara suresi 253. ayette geçen Biz o elçilerin bazısını bazısına üstün kıldık şeklindeki yaygın mealleştirme metnin bütünlüğü içinde ciddi bir anlam krizine yol açar. Çünkü Kuran Bakara 285 ve Ali İmran 84 gibi açık prensiplerle müminlere resullerden hiçbirini diğerinden ayırmama sorumluluğunu yükler. Eğer resuller arasında bir hiyerarşi varsa ayrım yapmama emri nasıl tatbik edilecektir? Bu sorunun cevabı çevirideki üstünlük kelimesinin orijinal metindeki fadl kökünün anlam dünyasını tam olarak karşılamamasında gizli. Derine doğru inelim.

Arapça FDL kökü semantik olarak hiyerarşik bir rütbeye asla kapı aralamaz. Ziyadelik, eklemleme ve tahsis yani günümüz Türkçesi ile tanımlarsak donanım anlamına açılır. Kök anlam bir kap dolduktan sonra taşan kısımdır yani temel ihtiyaçlar görüldükten sonra elde kalan fazlalığa fadl denir. Beşer temel donanımlarla donatılmıştır. Fazl ise ilave donanım eklentisidir. Tamamlanmış bir temel yapının üzerine eklenen artı değer fadl'dır ve bu artı değerler çeşitliliğe sahiptir.

Buradaki fark teçhizattadır yani öz değer üzerinden bir kıyas da yapılamaz. Örneğin bir ormandaki farklı ağaç türlerini düşünebiliriz. Çam ağacının kışın yaprak dökmemesi bir fazl yani ekstra nitelik iken, elma ağacının meyve vermesi de kendine has bir fazldır. Bu iki ağaçtan birinin diğerinden ontolojik olarak daha üstün olduğunu iddia etmek doğanın çeşitliliğini bir yarışa indirgemektir. Resuller arasındaki durum da tam olarak böyledir. Her birine kendi dönemlerinin sosyo kültürel ikliminde görevlerini yapabilmeleri için özel araçlar eklemlenmiştir.

Fazilet resullere dönemin şartları gereği verilen niteliklerdir ve anlamı bu şekilde sabitlediğimizde meallerdeki hiyerarşik tıkanıklığı aşabiliriz. Kuran resullerin birbirlerine göre farklı donanımlarını şu şekilde örneklendirir:

Davud nebi bir yönetici ve zanaatkardır. Ona faslul hitab yani karışık meseleleri çözüme kavuşturan, hak ile batılı kesin bir dille ayıran yargılama ve hitabet yeteneği verilmiştir. Ayrıca maden işleme teknolojisine ve savaş teçhizatı üretimine dair teknik bilgi sunulmuştur. Dağınık kabileleri birleştiren ve otorite sağlayan güçlü bir devlet yapısı kurma becerisi verilmiştir.

Süleyman nebinin nitelikleri genellikle doğa ve yönetim disiplini üzerinedir. Mantıkut tayr kuş dili olarak çevrilir ama o da hatalıdır :) Kuşların davranış mantığı anlamındadır ve geniş anlamda doğanın dilini, hayvan davranışlarını ve çevresel verileri kavrama ve kullanma yani bir nevi ekolojik zeka verilmiştir. Aynı zamanda insanlar, teknik güçler ve lojistik birimler gibi farklı unsurları yüksek disiplinli bir organizasyon şeması içinde yönetme dehasına da sahiptir.

Yusuf nebi ise kriz yönetiminin ve stratejik aklın temsilcisidir. Olayların gelişim yönünü kestirme, veri analizi yapma ve görünenin arkasındaki sebep sonuç ilişkisini çözme yeteneği verilmiştir. Devlet hazinesini koruma, tarım ve depolama stratejilerini bilimsel yöntemlerle yönetme uzmanlığına sahiptir.

Bu perspektifle baktığımızda konu bazısını bazısından farklı imkanlarla donattık şeklinde anlaşılmalıdır. Bu durum tamamıyla ilahi görevlendirmede bir uzmanlık ve ihtiyaç planlamasıdır.

Kuran'daki O'nun elçilerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız ilkesi elçilerin kaynak bilgi yani vahiy ve amaç birliği üzerindeki eşitliğini ilan eder. Eğer bir resule diğerinden daha yüksek bir mertebe atfedilirse bu durum elçiyi mesajın önüne geçiren bir resul yarıştırma kültürüne kapı aralar. Bu yaşanmış mıdır? Evet halen yaşanmaktadır.

Resullerin her biri kendi dönemi için vazgeçilmezdir ve hiçbir resule bir diğerini eksiltecek bir üstünlük payesi verilemez.

Ama Muhammed nebi alemlere üstün kılınmadı mı? şeklinde bir soru gelebilir. Kuran bütünlüğüne hakim olmayan ve Kuran okumaları eksik kalan kişiler bu yanılgıya düşebilir. Enam suresi 86. ayet konuyu tamamıyla mühürleyen bir akış sunar.

Enam
83. İşte bunlar, halkına karşı İbrahim'e verdiğimiz huccetlerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Kuşkusuz Rabb'in, en iyi hüküm verendir, her şeyi bilendir.
84. Biz ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık. Her birine de hidayet verdik. Daha önce Nuh'a da hidayet verdik. O'nun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da. İşte muhsin olanları böylece ödüllendiririz.
85. Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas da. Hepsi de salihlerdendi.
86. İsmail'i, Elyesa'yı, Yunus'u ve Lut'u da. Hepsini alemlere faziletli kıldık.

hepsini alemlere faziletli kıldık.
Yani tüm nebi ve resuller Allah'tan gelen vahyi farklı nitelik ve donanımlarla sundu, hepsi alemlere gönderildi ve hepsi faziletliydi.

Üstünlük çevirisi feodal ve hiyerarşik bir zihniyetin dile yansımasıdır. Fazilet ve fadl ise Allah'ın her elçisine kendi zamanının ruhuna uygun olarak bahşettiği özel ikramlar ve fonksiyonalitedir. Kuran'ın vurguladığı nokta her bir elçiye verilen fazl'ın yani özel yeteneğin insanlığın hidayet yolculuğundaki stratejik önemidir. Ayrım yapmamak hepsinin aynı büyük hakikatin farklı sahalardaki temsilcileri olduğunu kabul etmektir. Ve hepsinde bizim için müthiş örnekler vardır.

Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

* Araştırma konusu:
Siyasi meşruiyet aracı olarak üstünlük yani efdaliyet nedir, Şii-Sünni siyasi ayrımındaki efdaliyet tartışmaları geleneği nasıl etkilemiştir.

Yazıyı Paylaş
Kuran ile aydınlanmamız dileği ile.

Yorumlar

Yayınlanmaz. Yorumuna cevap gelirse haber vermek için.
0 / 5000

Yorumun gönderildikten sonra 5 dakika içinde düzenleyebilir veya silebilirsin. Sonrasında değişiklik için [email protected]'a yaz.

İlk yorumu sen yaz.

Bunları Da Okuyabilirsin
Kök Analizi kategorisindeki diğer yazılar