"Başkasının gözündeki çöpü görür, kendi gözündeki merteği görmez." Veya "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına vur!" der atasözlerimiz.
Sünni ideolojinin hristiyanlık ve yahudiliğe yönelttiği 'tahrif edilmişlik' iddiası
Başkası için tahrif, kendisi için gelenek
Yahudilik ve hristiyanlığın zaman içinde özgün ilahi mesajlardan uzaklaştığı eleştirisi geleneksel Sünni ideolojinin en yerleşik tarih anlatılarından biridir ve bunu yaparken de kendi ideolojilerinin 'korunmuş' olduğunu savunurlar. Burada farklı bir soru soracağız. Bu eleştirilerin doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmadan geleneksel Sünni ideolojinin yahudilik ve hristiyanlık için kullandığı eleştirileri ve ölçütleri aynı biçimde kendisine uygularsak ne görürüz?
Bu eleştirileri kısa kısa maddelerle listeleyelim ve her maddenin Sünni ideolojideki izdüşümüne bakalım.
Eleştiri
- Yahudiler Musa'nın kitabının yanına kendi yazdıkları rabbanilik külliyatını da koydu.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Kuran'ın yanına rivayet, fıkıh, usul, tefsir ve mezhep külliyatları yerleştirildi.
Eleştiri
- Yahudiler yazılı eski ahit'in yanında bağlayıcı bir de sözlü kültür oluşturdular.
Sünni ideolojideki izdüşümü
- Kuran'ın yanında Resul sünneti adı altında ikinci bir normatif kaynak konuldu, klasik teoride yaygın biçimde 'vahy-i gayr-i metluv' yani Kuran'a yazılmayan vahiyler olduğu iddia edildi ve rivayetler de vahiy kabul edildi. Bu çok ciddi bir sapmaydı.
Eleştiri
Yahudi rabbiler ilahi yasaya yeni hükümler eklediler.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Kuran'da hiçbir şekilde yer almayan birçok haram, vacip ve yasak hükmü rivayet, kıyas ve fıkıh yoluyla oluşturuldu ve İslam'ın hükümleri olarak sunuldu.
Eleştiri
Hristiyan inancının esasları insanlar tarafından yapılan konsillerle belirlendi.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Bilinen tüm mezhep ve rivayet kitapları Abbasiler döneminde yazıldı. Akaid sistemleri ve icma mekanizmasının hangi görüşleri meşru dini görüş sayacağı belirlendi. İznik konsilleri neyse Abbasi mezhepsel kurumsallaşması da aynı şeydi.
Eleştiri
Hristiyanlık ve yahudilik kendi içlerinde tutarlı değil, herkes başka bir doğruyu savunuyor, çok fazla grup ve çok fazla çelişki var.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli gibi mezhepsel yorum farklılıklarının yanı sıra daha onlarca farklı mezhep ekolü bulunur. İlginç olan ise en basit ritüellerde bile görülen fikir ayrılıklarıdır. Örneğin Şafii'nin abdesti bozan unsurları ile Hanefi'ninki farklıdır ve Hanefi'lere göre Şafii'nin kıldığı 'namaz' batıldır.
Eleştiri
İncil'i ancak Papa'nın ve kardinallerin yorumluyor olması kabul edilemez.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Kuran herkes tarafından anlaşılamaz, hadis, usul, nesih-mensuh, mezhep birikimi gerekir, meal okunması sakıncalıdır şeklinde bir yorum tekeli oluşmuştur. Kuran'ı ancak ulema yorumlayabilir ve yorum kapısı kapanmıştır.
Eleştiri
Kilisede ve yahudilikte özel bir din adamları sınıfının oluşması kabul edilemez, İslam'da ruhbanlık yoktur.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Ulema, fakih, imam, müftü ve şeyhler dinin yetkili yorumlayıcıları haline gelmiştir. Eleştirilen ruhbanlık doğrudan doğruya İslam anlayışının içerisine enjekte edilmiştir.
Eleştiri
Hristiyanlık ve yahudilikte insanların oluşturduğu hükümler Tanrı'nın hükümleri gibi sunulur.
Sünni ideolojideki izdüşümü
İçtihadi veya rivayet kaynaklı hükümler için gündelik dilde doğrudan 'İslam bunu emrediyor veya Allah bunu haram kıldı' denmesi insanların Allah adına hükümler uydurmasının doğrudan izdüşümüdür.
Eleştiri
Kilise veya ana akım mezhepler, mesela katolikler kendilerini tek kurtuluş yolu sayıyor.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Fırka-i naciye ve 'hak mezhep' gibi kabullerle Sünni ideoloji kendisini tek kurtuluş yolu sayar ve diğer tüm yolları reddeder.
Eleştiri
İsa, Meryem ve azizler Tanrı ile insan arasında aracılara dönüştürüldü.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Şefaat, tevessül ve bazı geleneklerde sözde ermişler üzerinden manevi aracılık düşüncesi Sünni ideolojide çok yaygın bir şekilde görülmektedir.
Eleştiri
İsa'nın insanüstü özelliklere sahip olduğu düşüncesi ve Tanrısallaştırılması kabul edilemez.
Sünni ideolojideki izdüşümü
Muhammed Resul Sünni gelenekte Kuran'daki beşer-resul profilinin ötesinde kozmik ve metafizik özelliklerle donatılmıştır ve İlah ile aynı yetkilere sahiptir. Resul'ü kibriya anlayışı ve evrenin Muhammed'in nurundan yaratıldığı anlatısı teknik olarak İsa'nın ilahlaştırılması ile aynıdır.
Tablonun maddeleri aynı noktalarda kümelenir, insan eliyle oluşturulan yönetici dini sınıf ve din tekelleşmesi. Yahudilik ve hristiyanlığa yönelik geleneksel Sünni eleştirinin merkezinde geniş bir tarihsel anlatı yer alır ve Resul'den sonra insanlar geldi, açıklamalar geliştirdi, açıklamalar gelenekleşti, gelenek hukuk ve doktrin üretti ve sonunda bu ikinci katman özgün vahiy kadar belirleyici hale geldi şeklinde bir eleştiriler bütünü bulunur.
Aynı ölçü İslam tarihine uygulandığında o zaman şunu sormalıyız: Kuran'ın yanı sıra neler oluşturuldu ve bunlar nasıl dinde geçerli hatta olmazsa olmaz kabuller haline getirildi?
Hadis külliyatı, 'sünnet' teorisi, siyer, tefsir, fıkıh, usul, kelam, akaid, mezhep, tarikat ve fetva geleneğindeki yorumların hangi aşamada yorum olmaktan çıkıp dinin kendisine dönüştüğü asıl sorulması gereken sorudur.
Sünni ideoloji dünyada söylem üstünlüğüne sahiptir. Bir mezhep ideoloğunun 'benim ulaştığım sonuç budur' cümlesi sonraki kuşaklarda 'İslam'ın hükmü budur' inancına dönüşür.
Bir resulün ölümünden sonra onun adına oluşturulan bilgi hangi noktaya kadar tarihsel anlatı, hangi noktadan itibaren yeni bir normatif din katmanıdır?
Bu sorular yahudiliğe soruluyorsa İslam'a da sorulmalıdır, hristiyanlığa yöneltiliyorsa İslam'a da yöneltilmelidir.
Ve aynı ölçüt herkes için kullanıldığında geleneksel Sünni ideolojinin 'diğer dinlerin tahrif tarihi' şeklinde anlattığı mekanizmaların neredeyse tamamının kendi tarihinin içerisinde de farklı isimlerle yeniden üretildiği görülür.
Kitabın etrafında oluşan ikinci kanon zamanla yaşanan dinin asli belirleyicisine dönüşebilir. Asıl incelenmesi gereken tahrif biçimi belki de tam olarak budur.
Arınabilecek miyiz?



