Teknoloji çağında din mi olur söylemi üzerine
Modern çağda din eleştirisi yanılsaması
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri teknolojik ilerlemenin ahlaki ve ontolojik tekamülü gereksiz kılacağı varsayımıdır. "Teknoloji çağında dine gerek kalmadı" iddiası insanın sadece bilen yani homo sapiens ve üreten yani homo faber bir canlı olduğu indirgemeciliğine dayanır. Oysa insan anlam arayan, boşluk hisseden ve doğası gereği yöneliş bulmaya çalışan trajik bir varlık. Elimizdeki aletlerin değişmesi bu aletleri kullanan elin sahibinin yani insanın içindeki karanlığı, ihtirası veya boşluğu değiştirmedi.
Günümüzün önemli düşünürlerinden Byung Chul Han, modern toplumun bir Yorgunluk Toplumu ve Şeffaflık Toplumu olduğunu söyler. Han'a göre teknoloji ve dijitalleşme bizi özgürleştirmek yerine kendimizi gönüllü olarak sömürgeleştirdiğimiz bir düzeneğe dönüşmüştür.
Byung Chul Han "Enformasyon yığını hakikat değildir" der. Teknoloji bize sınırsız data sunar hatta bizi bombardımana tabi tutar ama anlam sunamaz.
Yine aynı şekilde günümüz toplumunun acıdan kaçış yani palyatif bakış açısı üzerine kurulu olduğunu belirtir. Teknoloji acıyı, ölümü ve çileyi siyah ekranların arkasına iterek görünmez kılar. Teknolojinin sunduğu sanal mutluluk hapları ruhun derinliklerindeki ontolojik açlığı doyurma konusunda yetersiz kalır.
Ayrıca teknoloji hiçbir türden ahlaki kötülüğü de ortadan kaldıramamıştır.
Yapay zeka, atomu parçalama teknolojisi, tıptaki ilerlemeler veya uzay madenciliği bir yöneticinin halkına zulmetmesini, bir patronun işçisinin hakkını yemesini veya modern kölelik sistemlerini engelleyememiş bilakis dozunu artırmıştır. Her türlü gözetim teknolojisi totaliter rejimlerin elinde daha korkunç bir silaha dönüşmüştür.
İnsanlık maddi refahın zirvesindeyken, depresyon ve intihar oranları tarihin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Eğer teknoloji yeni din ise, müritlerini mutsuzluğa sürükleyen başarısız bir din olmamış mıdır?
Ya da günümüz teknoloji toplumlarının yeni dinleri nelerdir keşfedebilir miyiz? Bu dinleri tespit ederken neye boyun eğip neyin tahakkümü altında olduğumuzu inceleyelim mi? Şöyle biraz derine inelim
Dataizm ve yapay zeka kahinliği
Bu dinin her şeye gücü yettiği düşünülen sanal tanrısı Big data'dır.
İtaat edilen unsur algoritmalar haline geldi. İnsan kendi sezgisinden çok, navigasyonun, spotify önerisinin veya yapay zeka botlarının kararına güvenmiyor mu?
Modern mabetleri siyah ekranlar olmadı mı?
Ritüelleri promt girmek değil mi? Ve sonrasında cloud'dan gelen cevaba şeksiz şüphesiz iman etmiyorlar mı?
Byung Chul Han buna Enformasyon Rejimi der. İnsanlar gözetlenmekten korkmaz, aksine verilerini gönüllü olarak kurban ederler. Bu ise mahremiyetin şeffaflık sunağında kurban edilmesidir. Tüm çıplak verilerimiz artık big data'nın kasasındadır.
Narsisizm dini ve ben kültü
İlahi dinler benliği terbiye etmeyi, egoyu küçültmeyi öğütlerken modern çağın narsizim dini ise kendini sev, kendini yücelt, kendini gerçekleştir buyrukları verir.
İtaat edilen unsur Ego'dur.
Profil kişinin kendi eliyle yonttuğu dijital putudur. Onu süsler, parlatır ve tapınılmasını bekler.
Çağımızda narsisizm o kadar artmıştır ki, insan başkasında bile sadece kendini arar. Farklılığa tahammülü yoktur, herkes aynılığın cehennemindedir. Çünkü normlar putlaşmış egoların gurmelikleri, uzmanlıkları ve rehberlikleri ile belirlenir.
Healthism dini ve ölümsüzlük arzusu
Ahiret inancının zayıfladığı çağımızda bedenin ebedileştirilmesi çabası bir dine dönüşür. Cennet bu dünyada ve bu bedende aranacaktır.
İtaat edilen unsur biyolojik beden ve tıp bilimidir.
Mabetleri spor salonları, estetik merkezleri, diyetisyenler ve güzellik salonlarıdır. Buralar acı çekilerek günahlardan arınılan modern çilehanelerdir.
Bu dinde ölüm çözülmesi gereken mutlak bir teknik arıza olarak görülür. Tüm çaba bu arızayı gidermek üzerinedir. Transhümanizm işte bu inancın tam merkezine oturur.
Tüketim Dini
Mutluluk ve huzurun satın alma eylemleriyle gerçekleşeceğine inanılan en yaygın dindir.
İtaat edilen unsur markalar ve trendlerdir.
Kutsal günleri Black Friday'dir. Mabedleri ise AVM'lerdir. Kutu açılımı en önemli ritüelidir. Paketin açılmasıyla bu dinin 'hakikat'i mi ortaya çıkıyordur?
Tüketim toplumu 'şeyleri' yok ederek var olur. Kullanır ve atar. Süreklilik ve sadakat yoktur.
Kariyerizm dini ve başarı tapıcılığı
İnsanın değerinin kim ve ne olduğu yerine ne başardığı ve ne kadar kazandığı ile ölçüldüğü inanç sistemidir.
İtaat edilen unsur sosyal statüdür. Performans, verimlilik ve makam'a tapılır.
Bu dinde kurban edilen şey en başta uyku ve kişisel zamandır, sonrasında aile, huzur ve ruh sağlığı da kademe kademe bağışlanır. Başarı sunağında bunlar kurban edilir.
Yorgunluk toplumu'unda efendi ve köle artık aynı kişidir. İnsan kendini sömürür ve bunu 'özgürlük' zanneder.
Cinsel kimlikçilik dini
Cinsel yönelimler etrafında mikro kimlikler ve fanatik kabileler oluşturan kavmiyetçi dindir. LGBT ve benzeri hareketler eleştirilemez dogmalara sahip yapılara dönüşürler.
İtaat edilen unsur cinsel özgürlük ve seksüel ideolojik mensubiyettir.
Bu dinin amentüsü "ne hissediyorsam oyum" mottosudur. Biyolojik gerçekliğin reddi ve hislerin vahiy olarak kabul edilmesi şeklinde karşımıza çıkar.
Ritüelleri pride yürüyüşleridir. Sembolleri ve totemleri de vardır, gökkuşağı bayrakları, bunlar kabileye sadakatin kutsal sancaklarıdır.
Para dini
Tüketimden farklı olarak paranın kendisine, biriktirilmesine ve sağladığı soyut güce tapınmaktır. Para bu dinde varoluşun teminatıdır.
İtaat edilen unsur sermayedir. Mabetleri bankalar ve borsalardır. Ciddiyetin hakim olduğu, rakamların huşu ile izlendiği yerlerdir.
Bilimperestlik dini
Klasik bilimin ötesine geçip bilimi bir tür her şeyi açıklayan nihai din haline getiren inanıştır. Çoğu zaman tanrısız bir ruhçuluk üretir.
İtaat edilen unsur her türden 'bilimsel veri' olarak paketlenen veri setleridir. Mabedi Nasa ve Cern'dür. Yaratıcıyı oynama hevesi ve insanın sınırını bilmemesi yönleri ile Nemrut'un göğe ok atarak İbrahim'in Rabbini araması ile benzerlikler taşır. Kimse güneşin dünyadan uzaklığını kendisi ölçmemiştir ama ölçtüm diyenlere iman edilmemiş midir?
Modern çağın dinleri karanlık üretir, kasvetli ve boğucudur. Ama Kuran bize insanlık tarihinin sürekli benzer döngülerden oluştuğunu söyler. Kendisini ve yönelişini biricik sananlar aslında geçmişteki benzerlerinin sadece tekrarlarıdır.
Asr Suresi
1. Asra ant olsun,
2. Kuşkusuz o insan kesinlikle hüsrandadır.
3. Ancak iman edenler, salihatı yapanlar, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler hariç.
Bu suredeki ant edilen asr geçmiş, gelecek ve içinde bulunulan asr olarak tüm asırlardır. İnsanlık teknolojik olarak gelişse de hüsranda olmaya devam edecektir. Tıpkı geçmişte çok ileri düzeydeki toplumların azgınlıklarından ötürü yok olup gitmiş olmaları gibi.
Firavun sadece bir Mısır kralı mıdır yoksa gücün yozlaştırdığı, dönemin teknolojisini kibre dönüştürmüş ve kendini ilah olarak gören her çağdaki otoriteleri mi temsil eder? Karun sadece zengin bir yönetici midir yoksa sermayeyi tahakküm aracı olarak kullanan, adaletsizliğin ve sınırsız biriktirme hırsının arketipi midir? Teknoloji geçmişten günümüze yansımaya devam eden bu tip yönetici ve toplum hastalıklarının ilacı olamamış, aksine hastalıkların daha hızlı yayılmasına ve daha sofistike hale gelmesine zemin hazırlamıştır.
Vahiy aydınlıktır, dünyevi döngülerin sonu olduğunu hatırlatır, uyarır, balans ayarı yapar, hakikati sunar ve insanlığı kurtuluşa davet eder. İtaat edilecek tek unsur evrenenin mutlak ve tek egemen otoritesidir. Hakikatin üzerini örten gürültüye karşı berrak bir ölçü sunan çerçeve ise Kuran'dır. Bu çerçevenin ortadan kalkması teknolojiyi yeni bir tanrıya dönüştürür.
Allah'tan başka ilah yoktur düsturu insanlığı bu sahte tanrıların kölesi olmaktan kurtaran en büyük Özgürlük Bildirgesi'dir.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



