Kuran dışı uydurulan sözler üzerine
Yusuf 111 tahlili
لَقَدْ كَانَ ف۪ي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۜ مَا كَانَ حَد۪يثاً يُفْتَرٰى وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Ant olsun ki, onların kıssalarında derin kavrayış sahipleri için ibretler vardır. Bu uydurulan bir hadis değildir. Bilakis, kendinden öncekilerin tasdiki ve her şeyin ayrıntılı olarak açıklamasıdır ve aynı zamanda iman eden halklar için hidayet ve rahmettir.
"Bu uydurulan bir hadis değildir." sözüne odaklanalım.
Kuran'da anlatılanlar insanların sonradan oturup kurgulayabileceği, üstüne senaryo yazıp Allah’a atfedebileceği türden bir ‘hikaye veya söylence’ değil diyor.
Ayetin bu ifadesi dini norm ve yükümlülük üreten bütün Kuran-dışı rivayet, hikaye, menkıbe ve doktrinleri sorgulamak için bir referans noktasıdır. Din adına söylenen her söz, Bu, Kuran’da karşılığı olan bir ilke mi, yoksa sonradan uydurulmuş bir söylem mi? filtresinden geçirilmelidir.
Kuran'ın bu meydan okuması hem hidayet yolunda başka tüm sözleri dışarda bırakıyor hem de 'uydurulan hadis' olarak bir tanımlama yapıyor. Buradaki uydurma olarak çevrilen kelimenin derinlerine doğru inelim.
Uydurma olarak çevrilen yuftara kelimesi dilimize de geçmiş olan iftira kelimesi ile aynı köktür. FRY kökünün oluşum hikayesi et, deri vb. maddeleri kesme, yarma ve doğrama fikrine dayanır. Kemiğin etini iyice sıyırıp ayırmak da bu kelime ile ifade edilir. Artık bütün olan şey parçalanmıştır. Bu fikirden hareketle mecaz olarak kullanılan bir kavrama dönüşür, gerçekte olmayan bir şeyi 'bazı bilgilerden kesip biçip' hikaye haline getirmek, yani büyük, kurgusal bir yalan türetmek anlamındadır.
Enam suresi 93. ayette de Allah adına yalan uyduran ifadesinde kullanılan kelime de aynıdır.
Yani Kuran bağlamında iftira kavramı şu şekilde bir boyut kazanır, bir yalanı bazı bilgi kırıntılarından hareketle sistemli ve iddialı şekilde kurgulayıp, kesip biçip özellikle Allah’a veya hakikate mal etmeye çalışmak.
Öyle ise karşımıza şöyle bir paradigma çıkar, dini yükümlülük ve ilkeler hadisün gayru muftera olan yani uydurulmamış olan kelamdan, yani Kuran’dan alınır. Kuran kendisini uydurulamaz söz olarak tanımladığı anda dini otoritenin kaynağını da tarif etmiş olur.
Tarih, siyer, rivayet, mezhep doktrinleri, tefsirler, menkıbeler ve fetvalar hepsi insan sözleri kategorisine girer. Bunlar bilgi değeri taşıyabilir, tarihsel veri sunabilir, sosyolojik malzeme olabilir, fakat 'emin ve hakk bilgi' olmadığı için içerisine iftira karışabilir ve Allah’ın hükmü, Allah’ın dini bunu emreder düşüncesine asla temel olamaz.
Bir söz, Allah adına yeni bir haram, yeni bir farz, yeni bir ritüel, yeni bir hüküm, yeni bir suç üretiyorsa ilk soru şu olmalıdır, bu ilke Kuran’da var mı? Eğer yok ise, iftara alallahi yani Allah adına yalan uydurma alanına girer.
Hadis olarak nitelenen bir çok rivayet günümüzde dine, Resul'e ve Allah'a mal edilmeye çalışılıyor, hadisler en temel manasıyla insanlar arası anlatı, tarihsel bir takım söylentiler ve söz koleksiyonudur ve tamamıyla insana aittir. Kuran'ın kategorilendirmesine göre ise hadisün gayru muftera sadece Kuran'dır ve Kuran'ın tasdik ettiği önceki vahiylerdir.
Yani karşımıza çıkan tablo şu şekildedir:
Sahih tek kaynak > Kuran
Kuran'ın tasdik ettikleri > önceki vahiylerin Kuran'da anılan ve onaylanan kısımları
Kuran'ın reddettikleri > din adına sonradan söylenen her türlü söz.
Kuran'dan başka bir hidayet rehberi yok!
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



