Mucize nedir ne değildir?
Beşer elçiden insanüstü figür çıkarmak isteyen geleneksel aklın eleştirisi
Mucize kavramı çok sık rastladığımız tahrifatlardan bir başkası.
Kuran çevirilerinde mucize kavramına sık rastlarız fakat ilginç bir şekilde Kuran metninin Arapçasında bu kavram mucize formu ile asla yer almaz.
ACZ kök fiiline aslında aşinayız, dilimize geçmiş olan aciz kelimesi bu köktür.
Kavram yetkinlik ekseninde anlam bulur, güç yetirememe, başarısızlık, yetersizlik, işlevsiz kalma bu kökün anlamlarıdır.
Kuran, kendi içindeki kavramlar atlası bakımından bu kavramı olumsuz olarak kodlar ve her seferinde Allah'ın ayetlerini ve beyyinelerini kimsenin aciz bırakamayacağı şeklinde açıklamalar görürüz.
Hud suresi 20. ayette
Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.
'aciz bırakabilecek değillerdir' söyleminde muacizine kavramı kullanılır.
Geleneksel tasavvur kodlarımızda ise mucize bir takım supernatural olaylar, Allah'ın sanki ayetleri 'yetersiz' kaldığında başvurduğu bir takım şovlar olarak yer alır. Bu düşünce sistemi Kuran ile çelişir.
Allah aklı ön plana çıkarır, aklı örten her türlü şeyi de 'hamr' adı altında yasaklar, bilincin tam açık olması önemlidir. Resuller kavimlerine 'ayet'leri getirir, inanmayanlar ise ayetle yetinmeyip olağanüstülük gösterileri taleplerinde bulunur.
Bakalım bu şov talepleri nelermiş:
- Gökten parçalar düşür. 17:92
- Gökten taş yağdır / bize can yakıcı azap getir. 8:32
- Melekleri indir / Rabb’i göster. 25:21
- Hadi, vaat ettiğin azabı getir. 7:70
- Yerden pınar fışkırt, hurma–üzüm bahçeleri kur, içinden nehirler akıt, göğü parça parça üzerimize düşür, Allah’ı ve melekleri getir, altından evin olsun, göğe çık ve bize ordan okunacak bir kitap indir. 17:90–93
- Bize Allah'ı açıkça göster. Gökten Kitap indir. 4:153
peki bu taleplere karşı ne demiş Allah ve resuller?
- Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda iman eden bir toplum için bir rahmet ve zikir vardır. 29:51
- De ki: "Benim Rabb'im noksanlıklardan arıdır. Ben, bir beşer ve resulden başka bir şey miyim ki?" 17:93
Yani Kuran'da bu şov taleplerine özetle şöyle yaklaşılıyor, size ayetler, beyyine, burhan ve sultan gönderildi, hala supernatural şeyler bekleniyor, bu beklentiler karşılanmayacak deniyor.
Yani Allah 'ayetlerimizi aciz bırakamayacaksınız' dedikten sonra ayetlerin aciz kaldığını fiillen kabul edip supernatural bir şovla şova maruz kalanların 'akıllarını aciz bırakan' bir eyleme giriştiği iddia ediliyor öyle mi?
Kuran bilmezlik, kavram nedir, anlam sabiti nedir, metodoloji nedir bilmezlik sık sık hatalara düşürmüş ve paralel bir din inşa edilmiş durumda.
Kuran bütününde mucize diye bir kavram geçmez, supernatural hiçbir olay yoktur, çünkü Allah ilkeler dairesinde yaratır, Sünnetullah da fizik, kimya, matematik, biyoloji, embriyoloji, manyetizma, radyasyon, basınç, kuantum gibi ilkelerle çalışır. Geleneksel anlatıda mucize zannedilen tüm herşey teşbihlerden oluşan anlatım türleri ve teknikleridir.
Allah aklı aciz bırakan bir eyleme girişmez. Hiçbir Nebi'nin olağanüstü gücü yoktur.
Allah'ın yaratma ve işleyiş yasaları olan Sünnetullah Kuran'da asla değişmeyecek ve esnemeyecek kurallar bütünü olarak tanımlanır. Fatır suresi 43. ayet "Sen Allah’ın sünnetinde hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın sünnetinde hiçbir sapma da bulamazsın" diyerek evrendeki fiziksel, kimyasal ve biyolojik yasalardaki istikrarı vurgular. Allah kendi koyduğu evrensel yasaları delerek kendi sistemiyle çelişmez.
Müşrikler gökten inen fiziksel şovlar beklerken Kuran sürekli olarak tabiatın bizzat kendisini en büyük ayet yani delil ve işaret olarak sunar. Bakara 164 ve Ali İmran 190 gibi ayetlerde göklerin ve yerin yaratılışı, gece ile gündüzün ardı ardına gelişi, gemilerin denizde yüzmesi ve yağmurun yağarak ölü toprağa can vermesi akıl sahipleri için ayetler olarak listelenir. Kuran terminolojisinde ayetler doğanın şaşmaz ve muhteşem dengesinin bizzat kendisidir, fizik yasalarını bozan anormallikler ise tevil hatalarıdır.
Geleneksel anlatılarda resuller adeta birer yarı tanrı gibi olağanüstü yeteneklerle donatılmış şekilde resmedilirken Kuran resullerin sınırlarını çok net çizer. Ankebut suresi 50. ayette müşriklerin "Ona Rabbinden ayetler indirilseydi ya!"demelerine karşılık, Resul'ün diliyle şu net cevap verilir: "Ayetler sadece Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım." Bu cevap dini otoriteyi kendi doğaüstü güçleri varmış gibi pazarlayan ruhban sınıfının Kuran ile taban tabana zıt olduğunu kanıtlar.
Ve içinde mucize kavramı geçen tüm Kuran çevirileri hatalıdır.
Kendilerine supernatural güçler atfeden bir takım kabile, cemaat, tasavvuf ve tarikat reisleri ise bu fake anlatılardan beslenerek kitlelerini kandırmaya devam ederler.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.



